87. Ayet
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ
Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti[301] ve büyük Kur’an’ı verdik.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ
Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti[301] ve büyük Kur’an’ı verdik.
Andolsun ki biz sana, tekrarlanan yedi ayeti ve pek büyük olan Kur'an'ı verdik.
Biz de sana, tekrarlanan yedi âyetle, ulu Kur'anı verdik
Gerçekten sana sürekli tekrarlanan yedi ayeti ve yüce Kur'an'ı verdik.
Muttasıl tekrârı lâzımgelen yedi sureyi de Kur’ân-ı ’azîm ile berâber sana virdik.
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'ı verdik.
Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik.
Celâlim hakkı için sana «sebul mesani»yi ve Kur'anı azımi verdik
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fatihayı) ve yüce Kur'ân'ı verdik.
Kasem olsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fâtiha’yı) ve yüce Kur’ân’ı verdik.
(Ey Resulüm ve ümmeti!) Andolsun, Sana (huzur ve şuurla) tekrarlanan yediyi (namazların her rekâtında tekraren okunan ve Kur’an’ın özeti sayılan Fatiha-i Şerifi) ve Yüce Kur’an-ı Azim’i verdik.
Ant olsun ki sana seb'an¹ mine'l- mesânî² ve yüce Kur'an'ı verdik.
daħı bayıķ virdük saña yidi ikilenicilerde ikilenür daħı ķur’ān’ı ulu.
Andolsun ki biz sana (namazın her rek'atında) tekrarlanan yedi (âyet-i kerîme) yi ve şu büyük Kur'ânı verdik.
Celâlim hakkı için, sana (namazın her rek'atında) tekrarlanan yedi (âyeti,Fâtiha)yı ve yüce Kur'ân'ı verdik.
(Ey Resulüm!) Gerçekten de biz sana (hidayet, nübüvvet, rahmet, sevgi, şefkat, ülfet ve sekine gibi) nice (manevi) nimetleri ve (hem senin, hem de bütün insanlık için bir hidayet rehberi olan) yüce Kur’an’ı verdik. *
Biz sana, tekrarlanan yediyi ve ulu büyük bir Kur’an verdik.
Ant olsun ki Biz sana yedi tane övme ayetli Fatiha ile ulu Kur’an’ı verdik.
* Biz sana mükerrer [⁹] yedi âyeti [¹⁰] ve Kur/an-ı âzimi verdik.
(Ey Peygamber!) Gerçekten Biz sana çift anlamlı hakikatten [mesânî]²⁵ yedi ayeti/Fâtiha’yı ve Yüce olan Kur’an’ı verdik.
Şüphesiz sana tekrarlanan yediyi (iki defa nazil olan Fatiha suresini) ve azametli Kur'an'ı verdik.
Ve gerçek şu ki: Biz sık sık tekrarlanan ayetlerden oluşan, yedili bir sûre olan Fatiha'yı ve pek büyük Kur'ân'ı sana verdik.
Kuşkusuz sana tekrar tekrar okunandan (âyetlerden) yedisini ve yüce Kur’an’ı verdik.
Gerçekten Biz sana, hayatın her cephesini kuşatan; yani insanın bulunduğu her yerde sürekli okunarak ve gündemde tutularak tekrarlanan yedi ayetli Fâtiha sûresini —ki Kur’an’ın anahtarı, özü ve esasıdır— ve Fâtiha’nın açılımı olan şu yüce Kur’an’ı bahşettik. İşte bu, bir kula dünyada verilebilecek en büyük nîmettir. O hâlde, bu nîmetin kıymetini iyi bil; Kur’an’ı terk ederek mal ve servet yığma yarışına giren gâfillere imrenme:
And olsun ki sana Çok Büyük Kur’ân’ı ve İkişerli’den yedi’yi verdik!
Biz sana hep tekrarlanan yedi ayet / fatiha yanısıra muhteşem Kuran’ı da verdik.
Sana yolumuzun esaslarını belirten yedi ayet verdik! Ayrıca onlara okuman için kitap gönderdik! Bizim sana verdiklerimiz onların geçici bir süre sahip olduklarından daha iyidir. Yeter ki sen verdiklerimize göre hareket et!
Biz sana tekrarlanan yedi (mesajı) ve yüce Kur’an’ı verdik. [*]
(Ey Muhammed!) Yemin olsun, sana yedi mûcizeyi¹ ve şu büyük Kur’an’ı verdik.
VE GERÇEK ŞU Kİ, Biz sana sık sık tekrarlanan [ayetlerden oluşan] yedili [bir sure] bahşettik ve [böylece senin önüne] yüce Kur’an’ı [açıp serdik]: ⁶²
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha’yı) ve yüce Kuran’ı verdik. 1/1...7
Andolsun ki, biz sana namazda tekrar tekrar okunan yedi âyeti, Fâtiha'yı, birbirini takviye eden yedi büyük sûreyi, tekrarlanarak anlatılan yedi konuyu, yedi şekilde ifade edilen âyetleri, yedi büyük lütfu ve yüce, azametli Kur'ân'ı verdik.
DOĞRUSU Biz sana, seb’i mesânî’yi,[²⁰⁷²] yani Yüce Kur’an’ı verdik.
Zâtı akdesime kasem olsun ki, sana tekrarlanan yediyi (Fatiha sûresini) ve büyük Kur'an'ı verdik.
(Ey Muhammed) Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi'yi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
Ve biz sana İkililerden yedi ve bu azim Kur’ân’ı verdik.
Sana, tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.
Taḥḳīḳ biz virdük saña yidi āyet ki Fātiḥa sūresidür. Daḫı ulu Ḳur’ān in‐dürdük saña.
Şu kesin ki biz sana Seb-i mesânî ile şu yüce Kur'ân'ı verdik.
Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'an'ı verdik.
Biz sana Cenâb-ı Hakk'ı senâyı müştemil sûreyi (Fatiha Sûresini) ve Kur'ân-ı 'Azîm'i virdik.
Sana o mesânîden[*] yedi taneyi ve yüce Kur’ân’ı verdik.
Andolsun sana ikişerlerden yediyi [4] ve Büyük Kur'an'ı verdik.
Biz sana “tekrarlanan yedi”yi(12) ve azametli Kur'ân'ı verdik.
Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'ı verdik.
Andolsun ki, biz, sana, (her namazda) okunup tekrarlanan yedi âyeti (Fâtiha sûresini) ve şu büyük Kur'ân'ı verdik.
Andolsun! Biz sana yedi ikili (*) ile büyük Kur’anı verdik.
Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'ân'ı verdik.[263]