19. Ayet
وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا
Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا
Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.
Ve kim, inanarak ahireti diler ve bu hususta adamakıllı çalışıp çabalarsa bu çeşit kimseler, çalışmalarının mükafatını mutlaka görürler.
İnanlı bulunarak, yolunda çalışarak, ahret için uğraşanın çalışması beğenilir
Kim(ler) de inanmış olarak ahireti ister ve orası için gereği gibi çalışırsa, işte onlar da çalışmalarının karşılığını tam olarak göreceklerdir!
Âhiret hayâtını tercîh iden mü’minlerin ânı istihsâl içün vâki’ olan sa’yleri ’ind(A)llah makbûldür.
Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.
Kim ahireti seçer ve mümin olarak gereken çabayı gösterirse, işte onların çabası takdir edilir.
Her kim de Âhıreti ister ona lâyık bir sa'yiıne onun için mü'min olarak çalısırsa işte bunların sa'ıyleri meşkûr olur
Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
Kim de âhireti ister ve mü’min olarak onun için gereken çabayı gösterirse, işte bunların çalışmalarının karşılığı (bizim tarafımızdan tam olarak) verilir.
Kim de (gelip geçici dünyalık heves ve hesaplardan sıyrılarak, sonsuz) ahireti (önceleyip) irade eder ve bir mü’min olarak (Allah’ın rızasına ve ahiret arzusuna yakışır bir ciddiyet ve) gayretle çalışırsa, işte bunların çalışmaları da meşkûr (ve makbul) olacaktır (ödüle, tebrik ve teşekküre layık bulunacaktır).
Kim de âhireti isterse ve mümin olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkûrdur.¹
daħı her kim dileye āħireti daħı dürişe aña dürişmegini daħı ol mü’min iken şunlar oldı dürişmegi anlaruñ şükr olınmış.
Kim de mü'min olarak âhireti diler, onun için (ona gereken) bir sa'y ile çalışırsa işte onların (bu) çalışmaları meşkûr (ve makbul) olur.
Kim de âhireti ister ve mü'min olarak ona lâyık bir gayretle çalışırsa, işte onların çalışmaları (Allah katında) makbûldür.
Kim de inanmış olarak (dünya ile birlikte) ahireti de ister ve orası için gereği gibi çalışırsa, işte onların çalışmaları şükre (takdire) değerdir.*
Kimde yaptıklarının karşılığını ahirette almayı ister ve inanmış olarak, çabasını ahiret için sarf ederse, onun çabalarının karşılığı ahirette memnuniyet içerisinde verilir.
Herkim de inanarak öbür dünyayı diler, bunun için de gereği gibi çalışacak olursa, işte bu gibilerin bu çalışması değerlenmiş olur.
Her kim mü/min olduğu halde âhireti ister, ona da gereği gibi çalışırsa işte onların çalışmaları meşkûr ve makbul olur.
Kim de ahireti ister ve mü’min olarak ona yaraşır biçimde gayret ederse/çalışırsa, işte onların gayretleri şükür olarak kabul görür [meşkûren].
Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak ciddi bir çaba ile ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre (takdire) değerdir.
Fakat ahiret hayatının güzelliğini isteyen ve bunun için gösterilmesi gereken çabayı gösterenlere gelince, gerçek mü'minler bunlardır. Çabalarına Allah katında değer verilen kimseler de, işte böyleleridir.
Kim de âhireti ister ve bir mümin olarak âhiret için ona yaraşır bir çabayla çalışırsa işte böylelerinin çabaları karşılık görecektir.
Ve kim de âhiretin sonsuz nîmet ve mutluluğunu arzu eder ve Allah’a ve ayetlerine iman etmiş olarak, onu kazanmak için gereken çabayı gösterirse, işte onlar da, çalışmalarının karşılığını tam olarak göreceklerdir! Dünya için çalışanlara dünyalıkları verilirken, âhiret için çalışanlar dünya nîmetlerinden mahrum kalacak zannedilmesin:
Kim de bir mümin olarak Âhiret’i istediyse, tüm çabasıyla onun için çalıştıysa, onların çaba ve çalışmaları şükranla karşılanmıştır.
Ahreti yürekten isteyenlerin, ve ahret için var gücüyle çalışanların ise çabalarına teşekkür edilecektir.
Kim ahireti isteyerek yasalarımıza göre yaşarsa mutlaka yaptıklarının karşılığı kat kat verilir.
Kim de ahireti ister ve mümin olarak çalışırsa, işte bunların çalışmaları değerlidir.
Kim de âhireti ister ve tam inanmış olarak orası için gerekli çalışmayı yaparsa, işte böylelerinin çabaları da takdir edilir.
Fakat ahiret hayatını[n güzelliğini] isteyen ve bunun için gösterilmesi gereken çabayı gösterenlere gelince, [gerçek] müminler bunlardır; ²⁴ çabalarına [Allah katında] değer verilen kimseler de işte böyleleridir!
Kim de ahireti tercih eder ve tüm çabasıyla orası için çalışırsa, o mümindir işte bunların gayret ve çabası en güzel şekilde karşılık bulacaktır. 4/124, 16/97, 40/40
Kim de, âhireti, ebedî yurdu isterse, mü'min olarak kendine yaraşır bir çaba ile âhireti kazanmak için gayret gösterirse, işte onların niyetleri, çabaları, emekleri makbuldür, mükâfatlandırılacaktır.
Ve her kim de âhiret hayatını tercih eder, (karşılığını Allah’tan alacağına)[²²⁴⁵] inanarak orası için göstermesi gereken çabayı gösterirse, işte onların bu üstün gayreti fazlasıyla karşılanır.
Ve her kim mü'min olduğu halde ahireti diler ve onun için (layık-ı veçhile) çalışmasıyla çalışırsa işte o gibi kimselerin çalışmaları şayan-ı şükran bulunur.
Kim de mümin olarak ahireti diler ve ona yaraşır şekilde gayret sarfeder (salih ameller işler)se muhakkak ki o gibi kimselerin amelleri (Rableri indinde) makbul olur.
Kim de bir mümin olarak âhireti ister ve onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmaları da teşekkürle karşılanır.
Kim de ahireti isterse ve tüm çabasıyla onun için çalışırsa, o mümindir ve böyle yapanların çalışması övülmeye değerdir.
Daḫı kim ki āḫireti dilese çalışsa yirince çalışmaḳ, taḳṣīrsüz özi mü’min‐iken, pes anlaruñ sa‘yi ḳabūl olunur.
Kim de âhireti ister ve ona lâyık bir biçimde mümin olarak gayret gösterirse, işte bunların çalışmaları makbul olur.
Kim de ahireti ister ve inanarak ona yaraşır biçimde çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
Âhireti isteyen, mü'min oldığı halde ona tekmîl cehdi ile sa'y iden kimsenin sa'yi meşkûrdur.
Kim de ilerisini[*] ister ve inanarak onun için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışması teşekküre değer.
Kim de ahireti ister ve mü'min olarak onun için gereken çabayı gösterirse işte onların çabaları kabul görür.
Kim de âhireti ister ve inanmış olarak ona lâyık bir çabayla çalışırsa, işte öylelerinin çabaları karşılık görür.
Kim de âhireti ister ve inanmış olarak ona yaraşır bir gayretle çalışırsa, böylelerinin gayretleri teşekkürle karşılanır.
Kim ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.
Kim de mümin olduğu halde ahireti ister ve çalışmasını da onun için yaparsa, işte bunların çalışmaları makbul olur.
Kim de, sonra olan ahiret hayatını istese ve mümin olarak onun için gereği gibi çalışırsa, işte onların çalışmaları karşılıksız kalmayacaktır.
Kim de âhireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabul edilir.