Kehf Suresi 65. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

65. Ayet

فَوَجَدَا عَبْدًا مِنْ عِبَادِنَٓا اٰتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.[330]

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken kullarımızdan bir kulu buldular ki biz, katımızdan ona rahmet ihsan etmiştik ve katımızdan ilim belletmiştik.

Besim Atalay (1965)

Katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz, kendi yanımızdan, bilgi öğrettiğimiz kullarımız içinden birisini buldular

Cemal Külünkoğlu

Orada kendisine tarafımızdan rahmet sunduğumuz ve katımızdan ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Cemil Said (1924)

Kendisine rahmetimizi ve ’ilmimizi ihsân iylediğimiz bir ’abdimize [1] rast geldiler.

Diyanet Vakfı

Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Edip Yüksel

Katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz ve bilgimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki biz ona nezdimizden bir rahmet vermiş ve ledünnimizden bir ılim öğretmiştik

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Emrah Demiryent

Derken (onlar) kullarımızdan (öyle) bir kul buldular ki biz ona tarafımızdan bir rahmet vermiş ve kendisine tarafımızdan (özel) bir ilim öğretmiştik.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Derken orada) Kullarımızdan bir (seçkin ve erişkin) kul buldular ki, Biz ona katımızdan (üstün bir) rahmet (nimet ve fazilet) vermiştik ve Kendi tarafımızdan (çok özel) bir ilim (gayb ve kader bilgisi: İlmi Ledün) öğretmiştik. (Hadis-i Şeriflerde bu Zat’ın Hz. Hızır olduğu anlatılmaktadır.)

Erhan Aktaş

Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan¹ bir ilim öğrettiğimiz¹ Bizim kullarımızdan bir kul² buldular.

Eski Anadolu Türkçesi

pes buldılar bir ķul ķullarumuzdan ya'nį ħızr virdük aña raḥmet ķatumuzdan daħı ögretdük aña ķatumuzdan bilmek.

Hasan Basri Çantay

Derken kullarımızdan (öyle) bir kul buldular ki biz ona tarafımızdan bir rahmet vermiş, kendisine nezdimizden (haas) bir ilim öğretmişdik.

Hayrat Neşriyat

Derken ikisi, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu (Hızır'ı) buldular.(1)

İhsan Aktaş

Derken (deniz kenarında sığındıkları kayanın yanında) kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona tarafımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim de öğretmiştik.*

İlyas Yorulmaz

Sonunda Musa ve yardımcısı kendisine yanımızdan bir rahmet verdiğimiz ve katımızdan ilim öğrettiğimiz kulumuzu buldular.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O aralık kullarımızdan öyle birini buldular ki, Biz ona kendi esirgeyiciliğimiz eriştirdik. Hem de kendi katımızdan bir ilim de öğrettik.

İsmail Hakkı İzmirli

Kayaya geldiler. Orada kullarımızdan bir kulu [²] buldular ki biz ona nezdimizden bir velâyet [³] vermiştik. Ona öz yanımızdan da bir ilim de [⁴] öğretmiştik.

İsmail Yakıt

İkisi de kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan [ledunnâ] da bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.¹⁵

Kadri Çelik

Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Abdullah Parlıyan

Ve orada kullarımızdan bir kul buldular ki, biz katımızdan O'na rahmet verip, özel bilgiyle donatmıştık O'nu.

Kuran Yolu

Derken, kullarımızdan birini buldular ki ona katımızdan bir rahmet vermiş ve ona nezdimizden bir ilim öğretmiştik.

Mahmut Kısa

Ve o kayanın yanı başında, Peygamber olan Hızır adında bir kulumuzla karşılaştılar ki, Biz ona katımızdan engin bir lütuf ve rahmet bahşetmiş ve yine katımızdan, onu evrenin bilinmezliklerine ve ilâhî takdire dâir, her Peygamberin sahip olmadığı bazı özel bilgilerle donatmıştık.

Mahmut Özdemir

Orada, katımızdan rahmet verdiğimiz ve ledünnümüzden / tarafımızdan kendisine ilim öğrettiğimiz, “kullarımızdan bir kul” buldular.

Mehmet Çakır

Geri dönüş yolunda, biraz sevgi biraz da bilgi yüklediğimiz değerli kullarımızdan birine rastladılar. ( hızır )

Mehmet Çoban

Derken orada kullarımızdan bir kul buldular. Biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan ilim öğretmiştik! Artık o ayetlerimizin anlatmak istediği gerçekleri bilen biriydi.

Mehmet Okuyan

(Derken), kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve ona tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul bulmuşlardı. [*]

Mehmet Türk

Derken (oraya varınca,) kendisine katımızdan bir rahmet ve tarafımızdan bir ilim¹ öğrettiğimiz kullarımızdan² bir kulu buldular.

Muhammed Esed

Ve orada kendisine katımızdan üstün bir bağışta bulunarak (özel) bir bilgiyle donattığımız kullarımızdan birine rastladılar. ⁷³

Mustafa Çavdar

Derken orada kendisine rahmet/vahiy verdiğimiz ve katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan biriyle karşılaştılar.

Ahmet Tekin

Orada, dindar, ahlâklı, hayırhasenat sahibi mü'min, salih kullarımızdan birini buldular. Nezdimizden ona rahmet, peygamberlik vermiştik. Yüce katımızdan kendisine ilim öğretmiştik.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda orada, kendisine katımızdan bir lütufta bulunarak (ilmimizden) bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.[²⁴¹⁴]

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, ona kendi indimizden bir rahmet vermiştik. Ve ona nezdimizden bir ilim öğretmiştik.

Orhan Kuntman

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Osman Fırat

(Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.

Şaban Piriş

Orada, kendisine esenlik verip, katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.

Satıraltı Meal (1534)

Pes ṭapdılar anda bir ḳulumuzdan ki Ḥıżr ‘aleyhi’s‐selāmdur ki virdüg‐idi añanübüvvet bizüm ḳatumuzdan. Daḫı ögretdük aña bizüm ‘ilmümüzdenġayb ‘ilminden.

Suat Yıldırım

Orada bizim seçkin kullarımızdan öyle bir has kulumuzu buldular ki Biz ona lütfedip, nezdimizden rabbanî bir ilim öğretmiştik.

Süleyman Ateş

(Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.

Süleyman Tevfik (1927)

Orada tarafımızdan rahmet virdiğimiz ve 'ilm-i ledünnîyi öğretdiğimiz kullarımızdan bir kulı buldılar.

Süleymaniye Vakfı

Sonra kullarımızdan bir kulu buldular. Ona katımızdan bir ilim öğreterek ikramda bulunmuştuk.

Ahmet Varol

Derken kullarımızdan kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz bir kulumuzu buldular.

Ümit Şimşek

Orada kullarımızdan bir kul buldular ki, katımızdan ona bir rahmet vermiş, tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Orada, kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan bir ilim öğretmiştik.

Ali Bulaç

Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet kullarımızdan bir kul (olan Hızır'ı) buldular ki, biz ona, katımızdan bir vahy vermiş ve tarafımızdan (gayblara dair özel) bir ilim öğretmiştik.

Bahaeddin Sağlam

Kendi katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve kendimizden ilim öğrettiğimiz, ibadımızdan bir abdi (kulu) buldular.

Bayraktar Bayraklı

Orada katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz ve yine katımızdan kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.[302]