Kehf Suresi 85. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

85. Ayet

فَاَتْبَعَ سَبَبًا

O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

O, batıya doğru bir yol tutmuştu.

Besim Atalay (1965)

O da, uydu bu yola

Cemal Külünkoğlu

84-85. Doğrusu biz, onu yeryüzünde büyük bir kudret sahibi kıldık ve ona herşey için bir sebep verdik. O da (Batı'ya gitmek için) bir yol tuttu.

Cemil Said (1924)

O da garba doğrı yolunı ta’kîb iyledi.

Diyanet Vakfı

O da bir yol tutup gitti.

Edip Yüksel

Nitekim, o bir yol izledi

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bir sebebi ta'kıb etti

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Derken o da bu yollardan birini tutup gitti.

Emrah Demiryent

(Böylece) o da (kendisine bahşettiğimiz imkânlar ile batıya doğru) bir yol tuttu.

Abdullah-Ahmet Akgül

O da, (bu hikmetli ve etkili sebeplere uyarak, her konuda uygun) bir yol tuttu. (Bir sebebe, plan ve projeye tâbi olup gitti.)

Erhan Aktaş

Böylece bir sebebe tabi oldu.

Eski Anadolu Türkçesi

pes udı maķśūda irüriciye.

Hasan Basri Çantay

O da (batıya doğru) bir yol tutdu.

Hayrat Neşriyat

Böylece (o da) bir sebeb (batıya doğru, bir yol) ta'kib etti.

İhsan Aktaş

O da, bu sayede (doğru sebep ve vesilelere başvurarak) bir hedefe yöneldi (yola koyuldu).

İlyas Yorulmaz

Sonra O’da uyguladı.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine o da bir yol tuttu.

İsmail Hakkı İzmirli

84, 86. Biz, yeryüzünde ona seferi kolaylaştırmak suretiyle kudret verdik, kendisine her şeyi teshir etmek esbabını da verdik. O, bir yol tuttu [¹]. Nihayet güneşin battığı yere vardı. Onu, kara çamurlu [²] bir pınara batar buldu [³] pınarın yanında kâfir bir kavim buldu. Biz «— Zülkarneyn! Bunlar İslâm/a gelmezlerse bunları ya azaba çarparsın [⁴], yahut onlara hüsn-ü muamelede bulunursun [⁵]» dedik.

İsmail Yakıt

O da bir yol tuttu.

Kadri Çelik

O da bir yol tutmuş oldu.

Abdullah Parlıyan

Ve bu sayede, O da yaptığı her işte, doğru ve meşru araçlara başvurdu.

Kuran Yolu

O da bir yol tutup gitti.

Mahmut Kısa

Böylece Zülkarneyn, batıya doğru bir yol tuttu.

Mahmut Özdemir

Derken bir yol tuttu.

Mehmet Çakır

Zülkarneyn yollara düştü.

Mehmet Çoban

O da inancı doğrultusunda bir yol tuttu!

Mehmet Okuyan

O da (batıya doğru) bir yol tutup gitmişti.

Mehmet Türk

O, bir sebebe sarıldı.

Muhammed Esed

Ve bu sayede o da [yaptığı her işde] doğru ve meşru araçlara başvurdu. ⁸³

Mustafa Çavdar

O da sahip olduğu imkânlarla yola koyuldu. 18/89

Ahmet Tekin

O da, bu sayede doğru sebep ve vesilelere, meşrû araçlara başvurarak bir hedefe yöneldi.

Mustafa İslamoğlu

o da kendisini (amacına) ulaştıracak bir araca[²⁴³²] başvurdu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık o, bir yol takibe başladı.

Orhan Kuntman

Bunun üzerine de o da, bir yolu takip etti.

Osman Fırat

O da (yapacağı işlerin) sebeblerine tabi oldu

Şaban Piriş

O da bir yol tuttu.

Satıraltı Meal (1534)

Tābi‘ oldı sebebleri bile.

Suat Yıldırım

84, 85. Biz ona dünyada geniş imkânlar verdik ve onun ihtiyaç duyduğu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik. O da batıya doğru bir yol tuttu.

Süleyman Ateş

O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu.

Süleyman Tevfik (1927)

Bir yola tâbi' oldı.

Süleymaniye Vakfı

Derken bir yolu tutup gitti.

Ahmet Varol

O da bir yol tuttu.

Ümit Şimşek

O da bir sebebi izledi.

Yaşar Nuri Öztürk

O da bir sebebi izledi.

Ali Bulaç

O da, bir yol tuttu.

Ali Fikri Yavuz

O da (batıya ulaşmak için) bir yol tuttu.

Bahaeddin Sağlam

O da bir sebep ve aracın ardına (bir yola) düştü.

Bayraktar Bayraklı

O da bir yol tutup gitti.