Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Nihayet güneşin battığı yere gelince görmüştü ki güneş, kara bir balçığa batmada ve orada bir topluluğa rastladı. Dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen azaplandırırsın bunları, istersen iyilik edersin onlara.
Besim Atalay (1965)
Güneşin battığı yere varınca, sıcak bir pınarda, onun battığın gördü; pınarın yanında da bir ulus buldu; biz dedik ki: «Ey Zülkarneyn! İster sıkıştır onları, ister güzel tut!
Cemal Külünkoğlu
Nihayet güneşin battığı yere (Batıda varabileceği en uzak noktaya) varınca güneşi adeta kara bir balçıkta suya batar (gibi) buldu. Ve orada (kötülüğün her çeşidini işleyen) bir kavme rastladı. Ona: “Ey Zülkarneyn! Ya (hakka karşı direndikleri için onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.
Cemil Said (1924)
Güneşin gurûb itdiği mahalle vâsıl oluncaya kadar yürüdi. Güneşin çamurlı bir menba’ içerisine batdığını gördi orada tavattun itmiş bir kavim müşâhede iyledi. Biz Zü’l-Karneyn’e "Bu kavme ister ’azâb, ister hüsn-ü mu’âmele idebilürsin" didik.
Diyanet Vakfı
Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.
Edip Yüksel
Uzak batıya varınca güneşi büyük bir okyanusta batar buldu ve orada bir topluluk ile karşılaştı. "Ey İki Nesil Sahibi, dilersen onları cezalandır, dilersen onlara iyi davran," dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Tâ gün batıya vardığı vakit onu balçıkla bir gözde gurub ediyor buldu, bir de bunun yanında bir kavim buldu, dedik ki: ey Zülkarneyn! ya ta'zib edersin veya haklarında bir güzellik ittihaz eylersin
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın."
Emrah Demiryent
Nihâyet güneşin battığı yere (batı yönünde varabileceği en uzak noktadaki diyarlara) ulaşınca, güneşi adeta kara bir balçıkta suya batar (gibi) buldu. Ve orada (kâfir) bir topluma rastladı. *Buyurduk ki: “Ey Zu’l-Karneyn! Onları (İslâm dinine/îmâna davet et. Şayet küfürlerinde ısrar ederlerse, istersen onları öldürmek sûretiyle) cezalandır, *ya da (öldürmeye nispetle ihsan sayılacak olan, esir etmek sûretiyle) onlara iyi davran.” (Bu ikisinden, dilediğini yapmakta serbestsin)
Abdullah-Ahmet Akgül
Sonunda Güneş’in battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir kaynakta batmakta iken buldu; onun yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu’l-Karneyn, (duruma göre davran, istersen onları) ya azaba uğratarak (sert yöntemler kullanarak hizaya sokarsın) veya içlerinde güzelliği (iyilik ve şefkati geçerli ilke) edinerek (ıslahına çalışırsın, artık sen bilirsin)."
Erhan Aktaş
Nihayet o, Güneş'in battığı yere vardığı zaman, onu koyu bir suda batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir halkla karşılaştı. “Ey Zu'l-Karneyn! “Dilersen onları cezalandırırsın, dilersen onlara iyilik edersin.¹” dedik.
Eski Anadolu Türkçesi
tā ķaçan irdi gün batusına buldı anı batar bir bıñara issi daħı buldı anuñ ķatında bir ķavm. eyittük “iy zül ķarneyn! yā kim 'aźāb eyleyesin daħı yā kim dutasın anlarda görklülik”
Hasan Basri Çantay
Nihayet güneşin batdığı yere ulaşınca onu kara bir balçıkda batar buldu. Bunun yanında da bir kavm buldu. Dedik ki: «Zülkarneyn, (onları) ya azaba uğratmanda, yahud haklarında güzellik (tarafını) tutman (da serbestsin)».
Hayrat Neşriyat
Nihâyet güneşin battığı yere (batı cihetindeki memleketlere) varınca, onu (o güneşi) balçıklı bir suda batıyor (gibi) buldu(1) ve yanında (kâfir) bir kavim buldu. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn! (Artık sana düşen) ya (onları) cezâlandırman veya haklarında bir güzellik tutmandır!”
İhsan Aktaş
Nihayet (bulunduğu yerden) Batıya (güneşin batış vaktinde) ulaşınca, (okyanus üzerinden güneşin batışını seyrederken) onu (okyanusa düşen ışınlarından dolayı) kopkoyu bulanık (gibi görülen) bir suya (okyanusa) batıyormuş (gibi) buldu. Ve orada (kötülüğün her çeşidini işleyen) bir topluluğa rastladı. (ilham yoluyla) Ona: “Ey Zülkarneyn! Ya (onları yaptıkları zulüm ve kötülüklerden dolayı) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik (af) yolunu tutarsın’’dedik. *
İlyas Yorulmaz
Güneşin battığı yere ulaştığında, güneşin koyu bir bataklıkta batıyormuş gibi gördüğü zamanda, orada yaşayan bir topluluğu bulmuştu. O’na “Ya Zelkarneyn! Şimdi bu topluluğa istersen azap edip cezalandırırsın veya onlara güzel bir şekilde davranıp, iyilikle muamele yapabilirsin” demiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Sonunda güneşin battığı yere varınca onu kara çamurlu bir pınarda batar buldu. Bunun yanında da bir ulus buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn! İster onları azaba uğrat, ister onlara karşı iyi davran."
İsmail Hakkı İzmirli
84, 86. Biz, yeryüzünde ona seferi kolaylaştırmak suretiyle kudret verdik, kendisine her şeyi teshir etmek esbabını da verdik. O, bir yol tuttu [¹]. Nihayet güneşin battığı yere vardı. Onu, kara çamurlu [²] bir pınara batar buldu [³] pınarın yanında kâfir bir kavim buldu. Biz «— Zülkarneyn! Bunlar İslâm/a gelmezlerse bunları ya azaba çarparsın [⁴], yahut onlara hüsn-ü muamelede bulunursun [⁵]» dedik.
İsmail Yakıt
Tâ ki güneşin battığı yere ulaşınca, onu kara balçıklı bir su gözesinde batıyor buldu.²⁸ Orada bir topluluk [kavm] buldu. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn! İstersen onlara ceza verebilirsin, istersen iyi bir davranışta bulunabilirsin.”
Kadri Çelik
Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve güneşi (adeta) kara balçıklı bir suda (denizin üstündeki ufuklarda) batıyor buldu, yanında da bir kavim gördü. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn , (onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (prensip) edinirsin.”
Abdullah Parlıyan
Batıya doğru giderek günün birinde, varabileceği en uzak noktaya vardı. Orada güneş O'na, kopkoyu bulanık bir suya dalıyormuş gibi göründü. Ve orada bir topluluğa rastladı. O'na “Ey Zülkarneyn!” dedik. “Onlara istersen azap edersin, istersen iyilik edersin.”
Kuran Yolu
Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar (gibi) buldu. Orada bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz, “Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandıracak veya haklarında iyi davranma yolunu seçeceksin” dedik.
Mahmut Kısa
Ve arka arkaya ülkeler fethederek, nihâyet güneşin battığı yerlere, yani batı sahillerine ulaşınca, derin ve bulanık bir suda, okyanusun koyu mavi sularında muhteşem bir manzara hâlinde güneşin batışınıhayranlıkla izledi. Orada azgın bir topluluğa rastladı ve onları egemenliği altına aldı. Ona vahiy yoluyla, “Ey Zülkarneyn!” dedik, “İstersen onları yaptıkları kötülüklerden dolayı cezalandırırsın, istersen kendilerine iyilik edip bu seferlik affedersin. Toplumsal barış ve huzuru temin etmek ve adâleti gerçekleştirmek üzere, zaman ve zemine göre dilediğin davranış biçimini seçebilirsin.”
Mahmut Özdemir
Sonunda Güneş’in battığı yere ulaştığı zaman, onu balçıklı bir göze içinde batıyor buldu. Onun yanında bir kavim de buldu. “Ey Zülkarneyn! İster azap edersin, ister haklarında bir güzellik tercih edersin” dedik.
Mehmet Çakır
Gide gide gün batımına vardı. Orada güneşi çamur deryasına batıyor gibi gördü. Ayrıca kıyıda bir toplum buldu. O zaman: " Zülkarneyn! dedik. Eğer istersen bu toplumu tatlı - sert bir yaklaşımla yola getirebilirsin. "
Mehmet Çoban
Güneşin battığı yere varınca güneşi siyah balçıklı bir su gözesinde batar buldu! Orada Allah’ı inkâr eden bir topluluk gördü. Ona: "Ey Zülkarneyn ya onları cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın!" dedik!
Mehmet Okuyan
Sonunda güneşin battığı yere [*] varınca, onu kara balçık bir (su) kaynağında batar bulmuştu. Onun yanında (orada) bir toplum bulmuştu. Bunun üzerine “Ey Zülkarneyn! Onlara ya (kötü yöneterek) azap edersin ya da haklarında güzel davranma yolunu seçersin.” demiştik.
Mehmet Türk
(Sonunda) güneşin battığı yere ulaşınca (güneş) ona, kapkara (ve kızgın) bir suda batıyormuş gibi geldi ve orada¹ bir topluma rastladı. Biz de ona: “Ey Zü’l-Karneyn!² Onlara azap da edebilirsin haklarında iyilik etme yolunu da seçebilirsin.”³ dedik.
Muhammed Esed
[Batıya doğru giderek] günün birinde güneşin battığı yere ⁸⁴ vardı; (güneş) ona kopkoyu, bulanık bir suya ⁸⁵ dalıyormuş gibi göründü. Ve orada [kötülüğün her çeşidine gömülüp gitmiş] bir kavme rastladı. Ona, “Sen ey Zulkarneyn!” dedik, [“Onlara] azap da edebilirsin, yüce gönüllü de davranabilirsin!” ⁸⁶
Mustafa Çavdar
Nihayet güneşin battığı yere varınca, orada gördü ki güneş sanki kara balçıklı bir suya batıyor. Orada bir toplum buldu. Ona dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen onları cezalandırır; istersen iyi davranırsın.
Ahmet Tekin
Nihayet, güneşin battığı tarafta, en uç batıda, bir yerleşim bölgesine ulaştığı zaman, güneşi, bir kavmin üzerinden, sanki kara balçıklı bir suda batıyor buldu. Biz ona: “- Ey Zülkarneyn, onları cezalandırabilirsin, onlara iyi davranma yolunu da seçebilir, Hakka, imana, şer'î hükümleri öğrenmeye davet edebilir, kolaylık yolları gösterebilirsin.” diye ilham ettik.
Mustafa İslamoğlu
Nihayet güneşin battığı yere[²⁴³³] ulaşınca, orada kara balçığa (benzer) bir su gözesinde[²⁴³⁴] (güneşi) batar buldu;[²⁴³⁵] ve orada yerleşik bir topluluğa rastladı. Biz “Ey Zülkarneyn!” dedik, “(Zulmederek) azab da çektirebilirsin, onlar hakkında (âdil davranarak) güzel bir yöntem de benimseyebilirsin;[²⁴³⁶]
Ömer Nasuhi Bilmen
Tâ ki, güneşin battığı yere vardı, onu siyah bir çamur gözesinde gurub eder (gibi) buldu ve onun yanında bir kavim de buldu. Dedik ki: «Ey Zülkarneyn! Ya mu-azzep kılarsın veyahut haklarında güzelce bir muamele yaparsın.»
Orhan Kuntman
Sonunda güneşin battığı yere vardığında güneşi (sanki) kara bir balçıkta batar buldu ve onun yanında (kafir) bir kavime rastladı. O zaman ona "Ey Zülkarneyn; ister onlara azap et, istersen güzellik tarafını tut (serbestsin)" dedik.
Osman Fırat
Güneş batıya varıpou siyah balçıklı bir su gözesinde gurup ettiğini/ batar (gibi) buldu. Orada bir topluluk buldu ve dedik ki "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın".
Şaban Piriş
Sonunda, güneşin battığı yere varınca, ona kara bir çamurda, bir göze de batarken buldu. Orada da bir kavim buldu. Ona dedik ki: -Ey Zülkarneyn, onları ister cezalandır; ister iyi davran.
Satıraltı Meal (1534)
Ḥattā ki güneş batduġı yire yitişdi, ṭapdı anı baḳar bir bıñar içinde ḳarabalçıḳ bile ḳarışmış. Daḫı ol bıñar ḳatında bir ḳavm ṭapdı, kāfirler. Biz eyitdük Ẕülḳarneyne: Yā anlar[a] ‘aẕāb eyle küfrleri sebebi‐y‐ile, yā anlar bi‐le yaḫşılıḳ eyle şerī‘at ögretmek bile.
Suat Yıldırım
Nihayet Batıya ulaştığında, güneşi adeta kara bir balçıkta batar vaziyette buldu. Orada yerli bir halk bulunuyordu. Biz: “Zülkarneyn! ” dedik, “ister onlara azab edersin, ister güzel davranırsın. ”
Süleyman Ateş
Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (onlara) ya azab edersin veya kendilerine güzel davranırsın (onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın)."
Süleyman Tevfik (1927)
Tâ mağrib-i şemse yetişdi. Orada güneşi siyah çamurlı bir pınara batıyor buldı. O bataklığın yanında bir kavim vardı. [¹] "İster isen onları 'azâb it ve ister isen haklarında hüsn-ü mu'âmele it" didik.
Süleymaniye Vakfı
Uzak batıya ulaşınca onu, güneşi sıcak sularda batar buldu. Orada bir topluluğa rastladı. Dedik ki “Bak Zülkarneyn! Onları sıkıntıya sokabileceğin gibi iyi davranış da gösterebilirsin."
Ahmet Varol
Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu kara balçıklı bir gözenin içinde batar gördü. [2] Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zulkarneyn! Onlara ya azap edersin, ya da haklarında güzel davranırsın.
Ümit Şimşek
Nihayet batıya vardığında, güneşi balçıklı bir suda batarken gördü;(11) orada da bir kavim buldu. “Ey Zülkarneyn,” dedik. “İster onları cezalandır, istersen güzellikle muamele et.”
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet, Güneş'in battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."
Ali Bulaç
Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: 'Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin.'
Ali Fikri Yavuz
Nihayet güneşin battığı yere (okyanus kıyısına) vardığı zaman, güneşi, (sanki) siyah bir çamura batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz şöyle hitap buyurduk: “- Ey Zül'-Karneyn! Ya (iman etmiyenlere) azâb edersin veya haklarında bir güzellik muamelesi yaparsın.”
Bahaeddin Sağlam
Nihayet güneşin battığı yere ulaştıklarında, güneşin sıcak, çamurlu bir çeşmenin içinde battığını gördü. Ve orada bir toplum ile karşılaştı. Biz ona: “Ey Zül-Karneyn! Ya bunları azaplandıracaksın veya aralarında bir güzellik tutturacaksın” dedik.
Bayraktar Bayraklı
Nihayet güneşin battığı yere varınca, güneşi kopkoyu bir suda batıyormuş gibi gördü. Orada bir topluluğa rastladı. “Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır, ister onlara karşı iyi davran!” dedik.