106. Ayet
فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًاۙ
“Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًاۙ
“Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”
Yeryüzünü dümdüz bir hale getirir.
«Düpdüz, bomboş bir toprak bırakacaktır!
Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürecek.
Dağları düz ova yapacak.
Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
"Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır."
Yerlerini düpedüz bomboş bırakacak
"Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."
(Ve sanki daha önce orada hiç dağ bulunmamış gibi) yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.”
"Böylece yerlerini bomboş, (dümdüz ve) çırılçıplak bırakacaktır."
Onları dümdüz araziye çevirecektir.
pes ķoya anları düz yir otsuz düz yir.”
«(Savuracak) da yerlerini dümdüz bir toprak haalinde bırakacak».
“Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!”
Böylece yerlerini (mahşer için) boş bir düzlük olarak bırakacaktır.
Yeryüzünü kuru ve çıplak bıraktığında,
yerleri dümdüz edecek, çırılçıplak bırakacaktır.
Onların yerlerini bomboş, dümdüz bırakacak,
“Onların yerlerini dümdüz, boş/çıplak bir hâle getirir.”
“Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.”
Yeryüzünü dümdüz bir hale getirecek.
Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
“Ve bu evreni yok edip yerine bambaşka bir evren yarattıktan sonra, (14. İbrahim: 48) mahşer meydanını dümdüz ve çıplak bir alana dönüştürecek.”
“Yerlerini dümdüz boş bırakacaktır”.
Yerlerini dümdüz edip bırakacak.
"Yerlerini boş dümdüz bırakacaktır."
Orayı (yerlerini) dümdüz, bomboş bırakacaktır.
(Ve devamla): “Yerlerini bomboş, dümdüz bir halde bırakacak,”
yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek, ⁸⁹
Yerlerini de dümdüz, edip kuru bir toprak haline getirecektir. 18/47, 20/106-107, 52/10, 56/4...6, 69/14, 70/9
“Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.”
ve arzı çırılçıplak, kupkuru bir düzlük olarak bırakacak;
«Artık onları dümdüz, bomboş bir halde bırakacaktır.»
105,106. (Ey Muhammed) Sana dağların kıyamet günündeki halini sorarlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak da, yerlerini dümdüz bir toprak haline getirecektir!"
Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
Yerlerini de dümdüz, kuru bir toprak haline getirecektir.
Ḳoyar anı dümdüz yir eyler.
105, 106. Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: “Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak. ”
Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
"Ve yerlerini dümdüz kılar"
Yerlerini de aynı seviyede dümdüz bırakacaktır.
Yerlerini dümdüz, çırılçıplak halde [6] bırakacaktır."
Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
"Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."
'Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.'
Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.
Onların yerlerini dümdüz, kaygan bırakacaktır.
“Böylece yerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.”