112. Ayet
وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْمًا وَلَا هَضْمًا
Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْمًا وَلَا هَضْمًا
Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.
Fakat inanarak iyi işlerde bulunan ne günahının arttırılmasından korkar, ne sevabının eksiltilmesinden.
İnanmış bulunup da, onat işler işleyen, ne zulümden korkar, ne eksilmekten
Kim de inanmış olarak faydalı eylemlerde bulunursa, böyle birinin, haksızlığa uğramaktan ya da (hak ettiğini) alamamaktan korkmasına hiçbir sebep yoktur.
Mü’min olub da a’mâl-i sâlihada bulunmuş olanlar hiç haksızlıkdan veyâ sevâbın eksilmesinden korkmıyacakdır.
Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
İnançlı olduğu halde erdemli davrananlar herhangi bir haksızlıktan ve güçlükten korkmayacaktır.
Her kim de mü'min olarak salih amellerden işlerse o vakıt o, ne bir zulümden korkar, ne çiğnenmeden
Her kim de mümin olarak salih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekden korkar.
Her kim de mü’min olarak sâlih ameller işlerse, artık o, ne (suçsuz olduğu hâlde cezalandırılıp) bir haksızlığa uğratılmaktan korkar ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
(Ama) Her kim de mü’min olarak salih ameller işlerse, artık onun ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkması (gereksizdir.)
İnanan biri olarak salihatı yapan kimse ise haksızlığa uğramaktan da hakkının yeneceğinden de korkmaz.
daħı her kim işleye eyü işlerden ol ḥalde kim ol mü’min dür ķorķmaya žulm dan ya'nį yavuzlıķların arturmaķdan daħı eksmekden ya'nį ḥasanātından.
Kim, bir mü'min olarak, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunursa o, ne (seyyiâtının) artırılmasından, ne (hasenatının) eksitilmesinden endîşe etmez.
“Kim mü'min olarak sâlih amellerden işlerse, ne zulüm edilmekten ne de hakkının yenmesinden korkar.”
Ve her kim, (dünyada) mü’min olarak iyi olan işlerden yaparsa (erdemli bir hayat sürdürürse), artık o, ne haksızlığa, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
Kimde inanmış olarak, doğru ve dürüst şeyler yapmışsa, haksızlığa uğrama ve yaptıkları doğru ve güzelliklerin karşılığını alamama korkuları yoktur.
Herkim inanır da iyilik işlerse o ne günahının artırılmasından, ne de karşılığının eksiltilmesinden korkmamalıdır.
Her kim mü/min olduğu halde iyi amel işlerse ne haksızlıktan, ne sevabının eksilmesinden korkmaz.
Kim de mü’min olarak iyi ve yararlı işler [sâlihât] yaparsa, o, ne zulme uğramaktan korkar ne de mahrum bırakılmaktan.
Kim de bir mümin olarak salih olan amellerde bulunursa, artık o ne zulümden korkar, ne de hakkının eksik tutulmasından.
Her kim iman ederek, doğru dürüst işler işlerse, haksızlığa uğramaktan ve mükafatının eksilmesinden asla korkmaz.
Mümin olarak dünya ve âhiret için yararlı iyi işler yapan kimseye gelince, o ne büsbütün, hatta ne de kısmen haksızlığa uğramaktan korkar.
Öte yandan, Allah’ın ayetlerine yürekten inanarak güzel ve yararlı davranışlar ortaya koyanlar ise, ne suçsuz oldukları hâlde cezalandırılıp haksızlığa uğratılmaktan korkacaklar, ne de hak ettikleri mükâfâttan yoksun bırakılmaktan.
“Kim bir mümin olarak Salih Ameller’i işlerse (İyi İşler’i yaparsa), ne zulümden korkar, ne ezilmekten!”.
İnanmış olarak yararlı işler yapanların ise, haksızlığa ve hakarete uğramak gibi bir endişeleri yoktur...
Allah’a inananlar, güzel işler yapanlar, hesap günü haklarının verilmeyeceğinden korkmazlar.
Kim mümin olarak iyi işlerden yaparsa, [*] artık o, haksızlıktan da hakkının çiğnenmesinden de korkmayacaktır.
(Âhirete) kim de (inandığı) iyi işleri yaşayıp Müslüman olarak (gelirse) haksızlıktan ve hakkının yeneceğinden asla korkmaz.
Buna karşılık, inanıp da dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan kimseye gelince: böyle birinin, haksızlığa uğramaktan ya da [hak ettiği karşılıktan] yoksun bırakılmaktan korkmasına hiçbir sebep yoktur. ⁹⁵
Fakat mümin olarak iyi ve güzel işler yapan ise ne haksızlığa uğramaktan korkacak ne de yaptığının karşılığını alamamaktan. 3/195, 4/124, 7/170, 16/97, 21/94, 40/40
Kim mü'min olarak gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarından ve İslâmî düzenden sorumlu olduğu kısmını hayata geçirir, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün kendisini ilgilendiren alanda bollaşmasını sağlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olur, cârî-kalıcı hayırlar-dan-sâlih amellerden imkânları dahilindekileri işlerse, haksızlıktan, zulümden, hakkının çiğnenmesinden korkmaz.
Fakat, kim de mü’min olduğu halde erdemli davranırsa, artık o ne haksızlığa uğramaktan ne de (cehenneme) yem olmaktan korksun.[²⁶³⁶]
Ve her kim mü'min olduğu halde sâlih amellerden işlerse artık o ne zulme uğramaktan ve ne de sevabının eksilmesinden korkmaz.
Kim de inanmış ve sâlih ameller işlemiş olarak Rabbine dönmüş ise, o gün, azaba uğramaktan ve mükafatının eksiltileceğinden korkmaz!
Kim de bir mü’min olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan ve ne de hakkının çiğnenmeinden korkar.
Mümin olarak doğruları yapan ise zulümden ve hakkının yenmesinden korkmaz.
Daḫı kim ‘amel‐i ṣāliḥ işlese ol mü’min iken, pes ẓulmden ḳorḳmaz, ṣın‐maḳdan daḫı ḳorḳmaz.
Mümin olarak güzel ve makbul işler işleyen ise, ne zulümden, ne de haklarının çiğnenmesinden korkar.
Kim inanarak iyi olan işlerden yaparsa artık o, ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
Mü'min oldığı halde a'mâl-i sâliha işleyen kimse sevâbının azalması ile zulme uğramakdan korkmaz.
Kim inanıp güvenerek iyi işler yaparsa, ne haksızlıktan ne de hakkının yenmesinden korkar.
Kim de mü'min olarak salih ameller işlerse o ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
İnanmış olarak güzel işler yapan kimse ise, ne bir haksızlığa uğramaktan korkar, ne de ödülünü eksik almaktan.
Mümin olarak hayra ve barışa yönelik iyilikler yapan ise ne haksızlığa uğratılmaktan korkar ne de ezilip horlanmaktan.
Kim de bir mü'min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden korksun, ne hakkının eksik tutulmasından.
Her kim de mü'min olarak salih ameller işlerse, artık o, ne bir zulümden korkar, ne çiğnenmeden (hakkının zayi olmasından).
Kim de inanmış olarak iyi işler yaparsa, o ne zulümden korkar ne de hakkının çiğnenmesinden.
Her kim, mümin olarak iyi işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.