111. Ayet
وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِۜ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا
Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِۜ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا
Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
Bütün yüzler eğilir diri ve her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf eden mabuda; bir zulüm yükünü yüklenmiş olanlarsa mahrumiyet içindedir.
Diri olan, her an duran hakkın önünde, yüzler yerlere eğilir; zulmeden ziyan eder!
(O gün) bütün yüzler, diri ve hayatın ve hâkimiyetin tam sahibi olan Allah'a boyun eğecektir. Zulüm yüklenerek gelen gerçekten perişan olacaktır.
O gün dâimâ bâkî ve değişmez olan Allâh’ın huzûrunda alınlar eğilecek ve zâlimler hâsir olacakdır.
Bütün yüzler (insanlar), diri ve her şeye hakim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perişan olmuştur.
Tüm yüzler O Yaşayan, Ebedi Yönetici'ye çevrilmiştir. Zulüm yüklenenler kaybedecektir.
Ve bütün yüzler o hayyü kayyuma baş eğmiş ve bir zulüm yüklenen cidden hâib olmuştur
Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.
(O gün) bütün yüzler, ezelî ve ebedî olarak diri olan, her şeyi yoktan var eden ve her şeye hâkim olan Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm (inkâr ve şirk günahlarını) yüklenen kimse ise, gerçekten (hüsrana uğramış) perişan olmuştur.
(Artık bütün) Yüzler, Hayy ve Kayyûm olan, (her an diri olup her şeye hayat bağışlayan; her şeyi ayakta ve varlıkta tutan Allah’ın) önünde eğilip boyun bükmüş vaziyettedir. Ve zulüm yüklenen (herkes) ise büyük bir ziyan içinde helak olup gitmiştir.
Yüzler, Hayy¹ ve Kayyum² olanın önünde eğilmiştir. Zulüm taşıyıcılar perişan olmuştur.
[168a] daħı ħor oldı yüzler āśılar hemįşe diri-çün hemįşe durıcı-çün. daħı bayıķ nevmįd oldı ol kim götürdi žulmı ya'nį Tañrı’ya iki didi-y-ise.
(Artık bütün) yüzler (ezelde ve ebedde) diri ve herşey'e bihakkın haakim olan Allaha baş eğmişdir. Zulüm yükü taşıyanlar ise hakıykaten husrâne uğramışdır.
“Ve bütün yüzler O Hayy-ı Kayyûm (hayat sâhibi olan ve herşey kendisiyle kaim olan Allah) için (huzûrunda) baş eğmişlerdir; zulüm yüklenen kimse ise, gerçekten hüsrâna uğramıştır.”
(Artık o gün bütün) Yüzler (insanlar), diri ve varlıkları gözetip yönetenin (Allah’ın) önünde baş eğmiş (olacak)tır. Zulüm yüklenen (şirk koşan ve başkasına zulmeden) yüzler (kimseler) ise elbette perişan olmuş (olacak)tır.
O gün yüzler, hep diri ve her şeyi yöneten Rablerine karşı boyun eğer. Ama haksızlık yaparak, o haksızlığın yükünü taşıyarak Rabbinin karşısına gelenler, kesinlikle kaybedenlerden olmuştur.
Artık bütün varlıklar diri, kendi kendine var olucu Allah’a baş eğerler. Kıyıcılık yükünü yüklenenler ise kendilerine etmişlerdir.
Daim diri, bizzat kaim olan Tanrı/nın huzuruna âsilerin yüzleri düşük, zelil bir halde varacaklar. Zulmü taşıyan ise asla umduğuna eremez.
Bütün yüzler, Hay ve Kayyûm olan Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğrar.
(Artık bütün) Yüzler, diri ve gözetip duranın (Allah'ın) önünde baş eğmiştir ve yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır.
Bütün yüzler, her zaman diri, herşeyi yaratan ve herşeye hakim olan Allah için saygı ile eğilip, baş eğmiştir. Yaratılış gayesine aykırı davranarak, günah yükü yüklenerek gelenin ise, soluğu kesilir, gücü tükenir ve mahrumiyet içindedir.
Diri ve her şeyin varlığı kendine bağlı olan Allah’ın huzurunda yüzler (başlar) hicapla eğilmiştir; zulmü yüklenmiş olan ise hüsrana uğramıştır.
O Gün, bütün yüzler Hayy yani ezelî ve ebedî olarak diri, varlığın ve hayatın biricik kaynağı, ölümsüz, ve yaratıcı ve evrenin mutlak hâkimi, bütün varlıkları sürekli olarak koruyup gözeten, yöneten ve yönlendiren yüce kudret yani Kayyum olan Allah’ın huzurunda saygıyla eğilecektir. İşte o an, zulüm yüküyle O’nun huzuruna gelenler, kelimenin tam anlamıyla perişan olacaklardır!
“Yüzler, Kayyüm Hayy için dönüp yönelmiştir. Zulüm yüklenmiş kimse boşa çalışmıştır”.
Ogün yüzler, hayat dolu bu egemen güç karşısında sıkıntılıdır. Haksızlık suçu ile gelenler ise daha da perişandır.
Huzurumuza geldiklerinde bütün yüzler yok dedikleri, varlığını inkâr ettikleri, her şeyin sahibi, mutlak yöneticisi Rabbine boyun eğmiştir. Dünyada yaptıklarından dolayı hesap günü ceza görecekler perişandır. Onlara yeryüzünde yasalarımıza uyun denildiğinde karşı çıkmışlardı. Allah’ın yasaları bizi ilgilendirmez, biz kendi yasalarımıza uyarız demişlerdi. Yeryüzünde Allah yokmuş gibi yaşamışlardı. Allah var, yasaları var, uymayanlara ceza var diyenlerle alay etmişlerdi.
(Bütün) yüzler, gerçek diri ve hayatı elinde tutan (Allah) için boyun eğmiş (olacak)tır. Zulüm (şirk) yüklenen (yüzler) ise elbette perişan olacaktır.
(Artık) bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran (Allah)’a boyun eğmiştir ve (âhirete) kâfir olarak gelen de gerçekten perişan olmuştur.
Ve var olan her şeyin kaynağı-dayanağı olan O kendine yeterli ebedî-diri varlık önünde [o Gün] yüzler saygı ve hicapla eğilir; ve zulmün yüküyle yüklü olanın ⁹⁴ soluğu kesilir, gücü tükenir.
Ve o gün yüzler, hayatın kaynağı ve evrenin yöneticisinin huzurunda eğilmiştir. Zulüm yüklenen de gerçekten perişan olmuştur. 7/40, 30/12-13, 36/60...64, 43/74...78, 74/41...64
Bütün başlar, bütün insanlar ve cinler ebedî hayat ile diri, ölümlü olmaktan uzak, varlık âlemini ayakta tutan ve düzenini elinde bulunduran Allah'ın huzurunda eğilmiştir. Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemekten, zulüm-haksızlık ve şirkten sorumlu olan gerçekten hüsrana uğramıştır, perişan olmuştur.
Varlığın dayanağı olan Mutlak Diri’nin huzurunda yüzler yere eğilmiştir ve sırtına zulüm yükünü yüklenen kimsenin işi bitmiştir.
Ve yüzler Hayy-ı Kayyûm için zelilâne bir vaziyet almışlardır ve zulmü yüklenmiş olan, muhakkak ki hüsrâna uğramıştır.
O gün bütün yüzler Hayy ve Kayyum olan Allah’a boyun eğmiştir. (Teslim olmuştur) Zulüm yükü taşıyanlar (küfre ve şirke düşmüş, kıyameti inkar etmiş ve Rabbinin ayetlerini yalan sayanlar) ise gerçekten hüsrana uğramışlardır. (Kendilerine yazık etmişlerdir)
Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Ve zulüm yüklenen de kaybetmiştir.
Ve yüzler hayat sahibi, görüp gözetene dönmüştür. Zulüm yüklenen hüsrana uğramıştır.
Daḫı yüz döne barça ḫalḳ Tañrı Ta‘ālāya. Daḫı maḥrūm ola kim ki ẓulmgetürse.
Bütün yüzler, hayatın ve hakimiyetin tam mânasıyla sahibi olan Hayy-u Kayyum'a baş eğmiştir. Zulüm yüklenerek gelen, gerçekten perişan olmuştur. [31, 13]
Bütün yüzler, o diri ve yöneticiye boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen perişan olmuştur.
O günde başlar ve yüzler hayy ve kayyûm olan Allâh'a eğilir. Zulüm yüklü olanlar hâib oldılar.
Başlar[*], diri ve sürekli işinin başında olan Allah için eğilecektir. Yanlış yük yüklenenler de umduklarını bulamayacaklardır.
Yüzler her zaman diri olan ve her zaman koruyup gözeten (Allah)'a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen ise kaybetmiştir.
Yüzler Hayy(9) ve Kayyûm(10) olanın önünde eğilmiştir. Zulüm yüklenen kimse o gün gerçekten ziyana düşmüştür.
Bütün yüzler o Hayy ve Kayyûm önünde yere inmiştir. Zulüm taşıyan perişan olup gitmiştir.
(Artık bütün) Yüzler, diri, kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir.
Bütün yüzler HAYYÜ'L-KAYYÛM olan (ölmeyen ve ezelden beri mevcud olan) Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen hakikaten hüsrana uğramıştır.
(O gün) başlar Hayy ve Kayyum olan Allah’a eğilmiş olacak ve zulüm yüklenip (oraya gelen) de hayal kırıklığına uğramış olacak.
Bütün yüzler, diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise gerçekten perişan olmuştur.