110. Ayet
يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُح۪يطُونَ بِه۪ عِلْمًا
O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُح۪يطُونَ بِه۪ عِلْمًا
O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz.
Önlerinde ne varsa onu da bilir, artlarında ne varsa onu da ve onların bilgisi, bunu ihata edemez.
Allah bilir önlerinde, sonlarında olanı, bilgi yönünden onlar onu kavrayamazlar !
(Allah) onların önlerindeki (gelecekleri)ni ve arkalarındaki (geçmişleri)ni bilir. Onların (sınırlı) bilgisi O'nu(n bilgisini) asla kavrayamaz.
Allâh mahlûkâtının mâzîsini ve istikbâlini bilür. İnsanlar Allâh’ın ’ilmini ihâta idemezler.
O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların ilmi ise bunu kapsayamaz.
Hiç kimse O'nu bilgice kavrayamazken, O onların geçmişini de geleceğini de bilir.
O onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir, onlar ise onu ılmen ihata edemezler
Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar.
O (Allah ki, kullarının) önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve âhiretteki durumlarını hakkıyla) bilir. Onların (kullarının) bilgisi ise O’nu (Rahmân’ın ilmini) kavrayamazlar.
O (Allah, kullarının) önlerindekini (şimdiye kadar işlediklerini) de, arkalarındakini (bundan sonra yapıp edeceklerini) de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O’nu kavrayıp kuşatmaktan (acizdir).
Onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir.¹ Ama onlar, O'nu bilgice kavrayamazlar.²
bilür anı kim aña ileylerindedür ya'nį āħiret işi daħı anı kim ardlarındadur ya'nį dünye işi. ķaplayumayalar anı bilmekdin yaña.
O, onların önlerindekileri de, arkalarındakilerini de bilir. Onların ilmi ise asla bunu kavrayamaz.
“(O) onların önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; ve (onlar) bunu ilmen kuşatamazlar.”
O (Allah, kullarının) önlerindekini (şimdiye kadar işlediklerini) de, arkalarındakini (bundan sonra yapıp edeceklerini) de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O’nu kavrayıp kuşatamazlar.
Çünkü onların yapıp önlerine koyduklarını ve yapmaları gerekenlerin hangilerini yapmadıklarını yalnızca Rahman bilir. Ama hiçbir kimse, o Rahman hakkında bilgi sahibi olamaz.
O onların yaptıklarını da, yapacaklarını da bilir. Onlar ise bunu bilgileriyle kavrıyamazlar.
O, onların olmuş, olacak ve geçmiş, gelecek hallerini bilir, onlar onun ilmini kavrayamazlar.
O, onların önünde olanları, arkalarında olanları da bilir. Onlar ise O’nu ilim bakımından asla kuşatamazlar.
O, önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp ihata edemezler.
Çünkü O Allah, tüm insanların olmuş olacak, gelmiş gelecek her yaptıklarını bilir. Ama onlar Allah'ı bilgileriyle kavrayamazlar.
Onların önlerinde ve arkalarında olanı O bilir. Onların bilgisi ise O’nu kuşatamaz.
Çünkü Allah, insanların geçmişte ve gelecekte, gördükleri ve göremedikleri, bildikleri ve bilmedikleri, açıkladıkları ve gizledikleri, kısacası önlerindeki ve arkalarındaki her şeyi tam olarak bilmektedir; oysa onların ilmi, O’nu asla kuşatamaz.
“Onların ellerindeki şeyleri ve arkalarındaki şeyleri biliyor. Bilgi olarak onu kavrayamazlar”.
Allah, kulların geçmişini de geleceğini de bilir. Kimse onun ilmine eremez.
İnsanların geçmişte ne yaptıklarını biliriz. Gelecekte ne yapacaklarını biliriz. Huzurumuza nasıl geleceklerini biliriz. İnsanlar bunları bilemez. İnsanlar yeryüzünde yaşarken her şeyi bildiklerini sanırlar. İnsanların bilgi kapasitelerini dünya yaşamında sınırladık. İnsanların geleceği bilmesi mümkün değildir. Hâlbuki Rabbinin bilgisi geçmişi geleceği kuşatmıştır.
(Allah şefaat bekleyenlerin) önündekilerini de arkalarındakini de bilir. [*] Onlar, bilgi bakımından O’nu kuşatamazlar.
O (Allah), onların yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Fakat onların bilgisi Onu asla kapsayamaz.
[Çünkü] O, insanların gözleri önünde olanı da, onlardan saklı tutulanı ⁹³ da bütünüyle bilmektedir, ama onlar O’nu bilgice asla kuşatamazlar.
Zira Allah, onların yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Fakat onların ilmi bunu kavrayamaz. 2/255, 11/6, 12/39, 13/33, 22/76
Allah onların âşikare, saklı gizli yaptıklarını da, gelecekte yapacaklarını da bilir. Onların hiçbirinin ilmi, onu anlamaya, kavramaya yetmez.
O onların bildiklerini de, bilmediklerini de biliyor;[²⁶³⁴] fakat insan bilgi (kapasitesinin sınırlılığı) sebebiyle O’nu asla kavrayamaz.[²⁶³⁵]
Onların ilerisinde olanı da, gerilerinde olanı da bilir. Onlar ise O'nu ilmen ihata edemezler.
O, onların önlerindekileri de, arkalarındakileri de (geçmişlerini de, geleceklerini de) bilir. Onların ilmi ise asla bunu kavrayamaz.
O (Şanı yüce Allah), onların önlerindeki ve arkalarındaki (dünyadaki ve ahretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz.
Allah, önlerindekini de; arkalarındakini de bilir. Onların ilmi bunu kavrayamaz.
Bilür Tañrı Ta‘ālā allarında olanı, ardlarında olanı daḫı. Daḫı iḥāṭa eylemezleranı ‘ilm bile.
O, onların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Kulların ilmi ise bunu asla kavrayamaz. [2, 255]
O, onların önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar ise bilgice O'nu kavrayamazlar.
Allâh, onların önünde ve arkasında olanları (geçmiş ve geleceklerini) bilir. Halbuki onlar bunı bilmezler ve Allâh'ın bildiği şeyleri ihâta idemezler.
Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. Ama onlar (şefaat edecekler) bunları bilemezler.
O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlarsa O'nu bilgi bakımından kuşatamazlar.
Allah onların geçmişini de bilir, geleceğini de. Onların bilgisi ise Allah'ı kuşatamaz.
Onların önden gönderdiklerini de arkada bıraktıklarını da bilir, ama onlar O'nu ilimle kuşatamazlar.
O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar.
Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Kulların ilmi ise asla bunu kavrayamaz.
Allah, onların geleceklerini ve geçmişlerini bildiği halde, onlar bilgileriyle O’nu kuşatamıyorlar. (Ne O’nun zatını kavrayabiliyor ne de O’nun bilgisini kuşatabiliyorlar.)
“O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onlar, bilgi olarak Allah'ı kuşatamazlar.”