43. Ayet
اِذْهَبَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۚ
“Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِذْهَبَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۚ
“Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır.”
Firavun'a gidin, çünkü o, gerçekten de azdı.
Firavuna gidiniz, o taşkınlık etmiştir
43-44. Firavuna gidin. Çünkü o azmıştır. Onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki öğüt alır yahut ürperir.”
" ’Âsî olan Fir’avn’ın nezdine gidiniz."
Firavun'a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.
"İkiniz Firavun'a gidin; çünkü o azdı."
Fir'avna gidin çünkü o pek azdı
Firavun'a gidin, çünkü o gerçekten azdı.
İkiniz (birlikte) Firavun’a gidin, şüphesiz o (ilâhlık iddiâ etmekle) iyice azdı!
"(Artık) İkiniz (birlikte) Firavun’a gidin (gerçekleri bildirin), çünkü o iyice azmış vaziyettedir."
İkiniz de Firavun'a gidin. Kuşkusuz o azgınlaştı.
varuñ fir'avn’a degin bayıķ ol ḥaddan geçdi.
Fir'avna gidin. Çünkü o, hakıykaten azdı.
“Fir'avun'a gidin; şübhesiz o (ilâhlık iddiâsıyla) iyice azdı.”
(Mesajlarımın tebliğini yapmak üzere) ikiniz Firavn’a gidin; gerçekten o iyice azmıştır.
İkiniz Firavun’a gidin. Zira o, gerçekten çok azdı.
İkiniz de Firavun’a gidin. Çünkü o azıtmıştır.
Firavun/a gidin, çünkü o haddi aşmıştır.
Firavun’a gidin, çünkü o iyice azdı.
“İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunmaktadır.”
Firavun'a gidin. Çünkü O, gerçekten azdı.
İkiniz beraber Firavun’a gidin, çünkü o sınırı çok aştı.
Mûsâ Mısır’a geldi ve olup biteni kardeşine haber verdi. Sonra Allah, her ikisine şöyle vahyetti: “İkiniz Firavuna gidin ve yaptığı zulümden vazgeçip emirlerime itaat etmesi için onu uyarın; çünkü o, gerçekten de sınırı aştı.”
“Firavun’a gidin! Gerçekten o, azgınlaştı”.
Şimdi doğru Fıravun'a gidin, çünkü o çok azdı.
"Firavun’a gidin! Çünkü o yasalarıma uymayarak iyiden iyiye azdı!"
Firavun’a gidin; şüphesiz ki o iyice azdı.
“İkiniz (birden)¹ Firavun’a gidin. Çünkü o, gerçekten azıttı.”
İkiniz birlikte doğruca Firavun’a gidin; çünkü o gerçekten her türlü ölçüyü aşmış bulunuyor!
– Ve gidin Firavun’a, çünkü o iyice azdı. 79/15...26
“İkiniz Firavun'a gidin, o çok azdı.”
Siz ikiniz doğruca Firavun’a gidin, çünkü o pek azdı!
«Fir'avun'a gidiniz. Şüphe yok ki, o haddi tecavüz etmiştir.»
Firavun'a gidin. (Onu hak yola davet edin) çünkü o, gerçekten çok azdı.
Fir’avn’e gidin, çünkü o azdı.
Firavuna gidin, çünkü o azdı.
Varuñuz, ögüt virüñüz Fir‘avna. Taḥḳīḳ ol azupdur.
Gidin. Firavun'a, zira o iyice azdı.
Fir'avn'e gidin, çünkü o azdı.
"Tuğyân iden Fir'avn'ın yanına gidin."
Firavun’a gidin; o haddini aştı.
Firavun'a gidin. Çünkü o gerçekten azdı.
“Firavun'a gidin; çünkü o iyice azıttı.
"Firavun'a gidin, çünkü o azdı."
'İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.'
Firavun'a gidin, çünkü o hakikaten azdı (ben Rabbim, dedi).
Firavuna gidin. Çünkü o azmıştır.
“Firavun'a gidin! Doğrusu o azmıştır.”