Enbiyâ Suresi 109. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

109. Ayet

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ وَاِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum.”

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Eğer yüz çevirirlerse de ki: Aynı tarzda hepinize de bildirdim ve size vaadedilen yakında mı olacak, uzak bir zamanda mı, onu bilmem ben.

Besim Atalay (1965)

Eğer yüz dönerlerse, diyesin ki onlara: «Size açık bildirdim, sizinçin vait olunan yakın mıdır? Uzak mıdır bilemem?»

Cemal Külünkoğlu

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Size (her şeyi) yeterli ölçüde bildirdim. Size söz verilen şeyin (hesap gününün) yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilemem.”

Cemil Said (1924)

Eğer yüz çevirirler ise ânlara di ki: "Ben size i’lân itdim, yevm-i kıyâmet karîb mi veyâ ba’îd mi oldığını bilmem"

Diyanet Vakfı

Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

Edip Yüksel

Eğer yüz çevirirlerse de ki, "Size yeterli ölçüde bildirdim. Size söz verilen şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine aldırmazlarsa o halde de de ki: size düpedüz ı'lân ettim, ve bilmem bu size edilen va'd-ü vaîd pek yakın mi, yoksa uzak mı?

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."

Emrah Demiryent

(Resûlüm!) Şâyet (o kâfirler, îmân etmekten) yüz çevirirlerse, de ki: “Ben (Rabbim tarafından bana vahyedilenleri, hiç kimseye ayrıcalık tanımadan) size eşit bir şekilde (tastamam) bildirdim/açıkladım. Tehdit edildiğiniz şeyin (azabın), yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilemem!

Abdullah-Ahmet Akgül

Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size eşitlik üzere (zengin fakir, güçlü zayıf ayırt etmeden hepinizi Allah’ın kulları bilerek) açıklamada bulundum. (Artık vaid) Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azap günü) yakın mı, uzak mı, Ben bilemem (ama bunlar kesindir ve mutlaka gelecektir.)"

Erhan Aktaş

Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: “Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!”

Eski Anadolu Türkçesi

pes eger yüz döndürelersiz pes eyit “bildürdüm size berāberlıķ üzere. daħı bilmezin yaķın mıdur yā ıraķ mıdur va'de virildügüñüz.”

Hasan Basri Çantay

Eğer (Bu teklife karşı) onlar (yine) yüz çevirirlerse (o vakit da) de ki: «Size (hakıykatları) müsavat üzere bildirdim. Tehdîd edilmekde olduğunuz (o korkunç akıbet) yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem».

Hayrat Neşriyat

Artık yüz çevirirlerse, de ki: “(Ben emrolunduğum şeyi) size eşit olarak bildirdim. Tehdîd edilmekte olduğunuz şeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ise bilmem!”

İhsan Aktaş

Şayet onlar, (bu gerçeklerden yine de) yüz çevirirlerse, de ki: Ben bu gerçeği hepinize aynı şekilde duyurdum, ama size vaadedilen (kıyamet, hesap günü) yakın mıdır, uzak mıdır bilemiyorum.

İlyas Yorulmaz

Eğer bu gerçeklerden yüz çevirirlerse onlara deki “Size vaat edilenin (ölüm ve yeniden diriltilme vaktinin), yakın mı veya uzak mı olduğunu ben bilemem.”

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine onlar yine de yüz çevirecek olurlarsa de ki: "Her şeyi size olduğu gibi bildirmiş bulunuyorum. Size söz verilen son yakın mıdır, uzak mıdır, onu ben bilmiyorum.

İsmail Hakkı İzmirli

Eğer arka çevirirlerse «— Ben size bana bildirenleri alesseviyye [⁴] bildirdim, vaat olunduğunuz kıyamet yakın mıdır? Uzak mıdır? Onu bilmiyorum» dersin.

İsmail Yakıt

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Hepinize eşit şekilde duyurdum. Size vaat edilen şey yakın mıdır, uzak mıdır bilmiyorum?”

Kadri Çelik

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem.”

Abdullah Parlıyan

Şayet onlar, bu gerçeklerden yine de yüz çevirirlerse, de ki: Ben bu gerçeği hepinize aynı şekilde duyurdum, ama size vaadedilen kıyamet gününün yakın mı, uzak mı olduğunu ben bilemem.

Kuran Yolu

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben gerçeği hepinize aynı şekilde açıkladım. Artık size vaad olunan şey yakın mı uzak mı bilmiyorum.

Mahmut Kısa

Eğer inat edip yüz çevirirlerse, onlara de ki: “Ben size Rabb’imin mesajını olduğu gibi duyurdum fakat size vaadedilen azap yakın mıdır uzak mıdır, bunu bilemem! Onun için, bir an önce zulüm ve haksızlıklara son verip Rabb’inize yönelmenizi tavsiye ederim.”

Mahmut Özdemir

Yüz çevirdilerse, de ki: “Bire bir / düpedüz sizi çağırdım. Size vaad edilen şey yakın mı, yoksa uzak mı, bilgilendirilmedim?”.

Mehmet Çakır

Kabul etmezlerse: " Ben, gerçekleri hepinize ayırım yapmadan duyurdum. size sözü edilen felaket yakın mı uzak mı bilemem.

Mehmet Çoban

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben size eşit biçimde açıkladım! Artık tehdit edildiğimiz azap yakın mı uzak mı bilmiyorum!"

Mehmet Okuyan

Yüz çevirirlerse de ki: “(Bana emrolunanı) hepinize eşit olarak açıkladım. Size vadolunan şey yakın mı uzak mı bilmiyorum. [*]

Mehmet Türk

Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, onlara: “(Bunları) sizin hepinize hiç ayırım yapmadan açıkça ilan ediyorum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab günü) ya-kın mı, uzak mı? (onu ben) bilemem.” de.

Muhammed Esed

Ama eğer [bu gerçeğe] yüz çevirirlerse de ki: “Ben bu gerçeği hepinize aynı şekilde ¹⁰⁴ duyurdum; ama artık, size vaad edilen [Hesap Günü’nün] yakın mı, uzak mı olduğunu ben bilemem”.

Mustafa Çavdar

Eğer yüz çevirirlerse de ki: – Ben bu gerçeği Kuran’ı hepinize bildirdim ve aynı seviyeye gelip/eşit olduk. Artık size vaat edilen yakın mıdır yoksa uzak mıdır ben bilemem. 7/187, 33/63, 40/59, 67/23...30, 72/25, 79/42

Ahmet Tekin

Eğer İslâm'a girmeye, müslümanca yaşamaya, Kur'ân'a, sırtlarını çevirirler, güç ve iktidarlarını kullanarak, baskı ve zulme, halkı yönlendirmeye devam ederlerse: “Müslümanlara yaptıklarınızı savaş ilanı sayıyor, ben de aynı şekilde, mükellefiyetlerinizi bildirerek size savaş ilan ediyorum. Tehdit olunduğunuz savaşın yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem.” diyerek ültümatom ver.

Mustafa İslamoğlu

Fakat eğer (bu davetten) yüz çevirirlerse, o zaman da de ki: “Ben bu daveti hiçbir ayrım gözetmeden hepinize duyurdum;[²⁷⁸⁴] ne var ki ben tehdit edildiğiniz (Hesap Günü’nün) yakın mı uzak mı olduğunu da bilemem.”

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer yüz çevirirlerse artık de ki: «Size müsâvat üzere bildirmiş oldum. O tehdit edilmiş olduğunuz şey yakın mıdır, uzak mıdır ben bilmem.»

Orhan Kuntman

Şayet, (hak davetini kabul etmekten) yüz çevirirlerse, o zaman da de ki: "Ben size, eşitlik üzere bildirdim. (Kiminizi kiminizden ayırıp özel bir muamelede bulunmadım. Rabbimin bana vahyettiği emir ve yasaklarını hepinize tebliğ ettim, şirk ve küfürde direndiğiniz takdirde, azaba müstahak olacağınızı bildirerek sizleri uyardım) Artık tehdit edildiğiniz azabın yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilemem!

Osman Fırat

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizin hepinize eşit bir şekilde ilan ettim. Artık size vaad edilenin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem. "

Şaban Piriş

Eğer yüz çevirirlerse de ki:-Size (gerçeği) doğru bir şekilde açıkladım. Size vaat edilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem.

Satıraltı Meal (1534)

Eger ḥaḳdan yüz ḳaytarsañuz, eyit: Ben bildürdüm size Allāh buyruġınıberāber ve ben bilmezin, di, yaḳın mıdur, yā ıraḳ mıdur size va‘de olunan nes‐te?

Suat Yıldırım

Yine de yüz çevirirlerse de ki: “İşte sizin hepinizi de tam eşit şekilde hakka çağırdım. Artık tehdit olunduğunuz o kıyamet gününün yakın mı uzak mı olduğunu bilemem. ”

Süleyman Ateş

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizin hepinize eşit biçimde açıkladım. Artık tehdid edildiğiniz şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

Süleyman Tevfik (1927)

Eğer onlar îmândan yüz çevirirler ise di ki: "Ben size müsâvât üzere i'lân ve beyân iyledim. Size va'd olunan yevm-i kıyâmetin yakın mı uzak mı oldığını ben de bilmem"

Süleymaniye Vakfı

Yüz çevirirlerse de ki “Her şeyi size olduğu gibi bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır yoksa uzak mıdır, onu ben bilmem.

Ahmet Varol

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Size (gerçeği) eşit olarak bildirdim. Size vaadedilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ben bilemem.

Ümit Şimşek

Yüz çevirirlerse de ki: Ben hepinize tebliğimi eşit olarak yaptım. Ama size vaad edilen şey yakın mıdır, uzak mıdır, onu bilemem.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Hepinize aynı şekilde, aynı düzeyde açıkladım. Artık bilmiyorum, tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, uzak mıdır?"

Ali Bulaç

Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: 'Size eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab günü) yakın mı, uzak mı, bilemem.'

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine, imandan yüz çevirirlerse, o takdirde de ki: “- Size (emredildiğim şeyleri) dosdoğru bildirdim. (Müslümanların galebesi veya kıyamet azabı ile) korkutulduğunuz an yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem.

Bahaeddin Sağlam

Eğer sırt çevirirlerse de ki: “Hepinize eşit olarak haber verdim. Ben bilmiyorum, vaadedildiğiniz (kıyamet) yakın mıdır, yoksa uzak mıdır?

Bayraktar Bayraklı

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben sizin hepinize eşit şekilde açıkladım. Artık tehdit edildiğiniz şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem.”