110. Ayet
اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ
“Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ
“Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.”
Şüphe yok ki o, açık konuşulan sözü de bilir, gizlediğiniz sözü de.
«O bilir açıktan konuşulanı, saklamış olduğunuz sözü de bilir!»
“Şüphesiz O (Allah), sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.”
Allâh yüksek sesle veyâ gizlice söylediklerinizi bilür.
Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.
"O, açıklanan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
Şübhe yok ki o, söylenenden, açığa vurulanı da bilir gizlediğinizi de bilir
Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
Şüphesiz O (Allah), sözün açıktan söylenenini de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
"Şüphesiz O (Allah), sözün açıkça konuşulanını da bilmekte, (gizleyip) saklamakta olduklarınızı da bilmektedir."
O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
“bayıķ ol bilür eşkereyi sözden daħı bilür anı kim gizlersiz.”
«Hiç şübhesiz ki sözün açığını da O biliyor, gizlemekde olduğunuzu da O biliyor».
“Muhakkak ki O, sözün açık olanını da bilir, gizlemekte olduğunuz şeyleri de bilir.”
Muhakkak o (Allah), sözün açık olanını da bilir, gizlemekte olduğunuz şeyleri de bilir.
“O Allah, sizin açıktan söylediklerinizi de bilir, içinizde sakladıklarınızı da bilir.”
Gerçekten sözün açık olanını da bilen Odur, gizli tuttuğunuzu da bilen Odur.
O, sözün aşikâr olanını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.
“Muhakkak ki O, sözün açıkça söylenenini bilir ve gizlice söylediklerinizi de bilir.”
“Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.”
Doğrusu O Allah, açık konuşulan sözü de bilir, gizlediğiniz sözü de.
Şüphesiz Allah sözün açıkça söylenenini de bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.
“Hiç kuşkusuz O, açıktan söylenen sözleri de bilir, içinizde gizlediğinizgizli niyet ve düşüncelerinizi de bilir.”
Şüphesiz O, Söz’den Açığa Vuran’ı biliyor, saklayacağınız şeyleri de biliyor.
Allah ise, ortaya söyleneni de gizlediklerinizi de bilir.
"Şüphesiz Allah sözü açığa vursanız da bilir gizleseniz de bilir."
Şüphesiz ki (Allah) sözün açığını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.” [*]
(Onlara ayrıca): “Şüphesiz O (Allah) sözün açığa vurulanını da içinizde saklamakta olduklarınızı da bilir,”
“Doğrusu O, sözün açığa vurulanını da bilir, örtüp gizlediklerinizi de bilir.
Şüphesiz Allah, sözün açığa vurulanını nasıl bilirse gizleneni de öyle bilir. 2/76- 77, 3/167, 5/61, 13/9- 10, 14/38
“Allah açığa vurduğunuz sözlerinizi ve fiillerinizi bilir, gizlediklerinizi de bilir.”
Fakat (Allah) açıktan söyleneni nasıl bilirse, gizlediklerinizi de öylece bilir.
«Şüphe yok ki, sözden açığa vurulanı da, gizlediklerinizi de bilir.»
(Gaybı ancak Allah bilir) Şüphe yok ki O, sözün açığa vurulanı da bilir. (Sizin İslam'a karşı sarf ettiğiniz çirkin sözlerinizi de bilir) Sizin kalblerinizde gizlediğiniz (şirk ve küfür tohumları gibi) sırlarınızı da bilir!
"Şüphesiz O, sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir. "
Şüphesiz Allah, açığa vurulan sözü de gizlediğiniz sözü de bilir.
Allāh bilür ḳatı söylenen sözleri, siz yaşurġan nesneleri daḫı bilür.
Şüphesiz ki Allah sözün açık olanını da, gizli olanını da bilir. Hem sizin gizlediğiniz, şeyleri de bilir.
Şüphesiz O, sözün açığını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.
"Allâh âşikâr sözlerinizi ve gizlediğiniz fikirlerinizi bilir."
Allah açık olan sözü bildiği gibi gizlediğinizi de bilir.
Şüphesiz O, sözün açıktan söylenenini de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
Açığa vurulan sözü de O bilir, sizin sakladıklarınızı da.
Kuşkusuz O, sözün açığa vurulanını da bilir; saklamakta olduklarımızı da bilir.
'Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir.'
Şüphe yok ki Allah, söylenen sözden açığa vurulanı da bilir, gizliliklerinizi de bilir.
Şüphesiz Allah, sizin açıkladığınız sözleri de gizlediğinizi de bilir.
Şüphesiz O, sözün açığını da bilir; gizlediklerinizi de bilir.