51. Ayet
وَلَقَدْ اٰتَيْنَٓا اِبْرٰه۪يمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِه۪ عَالِم۪ينَۚ
Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ اٰتَيْنَٓا اِبْرٰه۪يمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِه۪ عَالِم۪ينَۚ
Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Andolsun ki daha önce İbrahim'e onu doğru yola sevkedecek delilleri vermiştik ve onun, buna ehil olduğunu da biliyorduk.
İbrahim'e önceden yetkinlik vermiş idik, biz onu bilenlerdeniz
Andolsun ki, biz daha önce İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n nebiliğe ehil olduğunu) daha baştan biliyorduk.
İbrâhîm’e evvelce irâe-i tarîk itmişidik. Biz ânın müstehak oldığını biliyor idik.
Andolsun biz İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.
Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk.
Şanım hakkı için bundan evvel de İbrahime rüşdünü vermiştik
And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.
Ve kasem olsun ki, biz İbrâhîm’e daha önce rüşdünü (peygamberlere has olan kemal hâlini) vermiştik. Ve (zaten) biz onu (n, peygamberliğe ehil olduğunu, ezelî ve ebedî olan ilmimiz ile) biliyorduk.
Andolsun, bundan önce İbrahim’e de rüşdünü (nübüvvet yetkisini) vermiştik ve Biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.
Ant olsun İbrahim'e rüşdünü¹ vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.
daħı bayıķ virdük ibrāhįm’e ŧoġru yolın ilerüden ya'nį resįde olmadın daħı olduķ anı biliciler.
Andolsun ki biz daha evvel Ibrâhîme de rüşdünü verdik ve biz onu (n buna ehil olduğunu) bilenlerdik.
Ve and olsun ki, daha önce İbrâhîm'e de rüşdünü (doğruyu bulma kabiliyetini)vermiştik ve onu(n buna ehil olduğunu) bilenler idik.
Ve muhakkak ki, biz daha (küçük olup peygamber olmadan) önce de İbrahim’e, doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Biz onun hâlini ve buna ehil olduğunu pekiyi biliyorduk. *
Biz İbrahim’i çok iyi bilen olduğumuz için, (ona elçiliğimizi vermeden) daha önce olgunluk (doğru düşünme yeteneğini) vermiştik.
Ant olsun ki Biz bundan önce İbrahim’in olgunluğunu sağlamıştık, Biz onu iyice tanıyorduk.
* Biz İbrahim/e bundan evvel [³] hayır ve salâh yolunu vermiştik, onun buna ehil olduğunu biliyorduk.
Andolsun Biz daha önce İbrahim’e doğru yolu bulma yeteneği [ruşd] vermiştik. Biz zaten onu biliyorduk.¹⁷
Şüphesiz bundan (erginlik çağına ermeden) önce İbrahim'e rüştünü (peygamberliği) vermiştik ve biz onu (buna liyakatli) bilenlerdik.
Andolsun biz, Musa'dan çok önce İbrahim'e de, O'nu doğru yola sevkedecek, dürüstlük ve bilgi gücü vermiştik. Biz O'nun halini ve buna ehil olduğunu pek iyi biliyorduk.
Biz daha önce İbrâhim’e doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.
Doğrusu Biz, Mûsâ’dan çok daha önce, İbrahim’e üstün ahlâkî özellikler ve sağlam bir muhâkeme yeteneği vererek, ona da hak ettiği olgunluğu bahşetmiştik; çünkü onun buna lâyık olduğunu çok iyi biliyorduk.
And olsun önceden İbrahim’e rüşdünü verdik! Onu bilmekteydik.
Biz İbrahim’e daha genç yaşında olgunluk vermiştik. Tabiki olacakları biliyorduk:
Muhakkak ki daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik! Zaten onu biliyorduk!
Yemin olsun ki İbrahim’e olgunluğunu daha önce vermiştik. [*] Biz onu iyi tanırdık.
Yemin olsun ki, (Peygamber olmadan)¹ önce de İbrahim’e îman olgunluğu vermiştik ve Biz zâten onun buna (ehil olduğunu da) biliyorduk.
VE GERÇEK ŞU Kİ, Biz [Musa’dan] çok önce İbrahim’e (de) sağduyu vermiştik; ⁵⁹ ve o’na [yön veren saiki] biliyorduk,
Andolsun ki biz daha önce de İbrahim’e doğruyu bulma yeteneği vermiştik, Biz onun buna ehil olduğunu biliyorduk. 2/135, 3/95, 4/125, 6/74...83, 16/123, 22/78, 60/4
Biz, peygamber olarak görevlendirilmeden önce İbrâhim'e, doğruluk olgunluk, akıl yürütme, tahlil kabiliyeti ve ufuk aydınlığı nasip etmiştik. Biz onun olgunluğu ve üstün hasletlere sahip olmayı hak ettiğini biliyorduk.
DOĞRUSU Biz, (Musa’dan) çok daha önce İbrahim’e de doğru işleyen bir muhakeme vermiştik; (İbrahim’in) bununla (doğru yolu bulacağını) daha baştan biliyorduk.[²⁷³⁴]
Ve andolsun ki, İbrahim'e de bundan evvel rüşdünü vermiştik ve Biz O'na âlimler idik.
Andolsun ki Biz, daha önce İbrahim'e de rüşdünü (küçüklüğünden itibaren doğru yolu bulma yeteneğini) vermiştik ve biz onu (onun beşeriyetin hidayete nail olmasını dilediğini) bilenlerdik. (Nitekim)
Ve daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Daha önce de İbrahim'e doğru yolu göstermiştik. Biz onu biliyorduk.
Taḥḳīḳ biz virdük İbrāhīme hidāyeti, Mūsādan ve Hārūndan burun. Daḫıbiz anuñ ḥālini bilürdük.
Biz Mûsâ'dan önce de İbrâhim'e hidâyet ve akl-ı selim verdik. Biz onun halini pek iyi biliyorduk. [6, 83; 2, 124-141; 11, 51-60; 16, 120-123]
Andolsun biz, daha önceden İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n olgun insan olduğunu) biliyorduk.
Ve onlardan evvel İbrâhîm'e rüşd ve sedâd virdik, onun buna müstehak oldığını biz biliyorduk.
Daha önce de İbrahim’e olgunluk vermiştik. Biz ondaki olgunluğu biliriz.
Andolsun biz daha önce İbrahim'e doğru yolu bulma kabiliyeti vermiştik ve biz onu biliyorduk.
Daha önce Biz İbrahim'e de doğru yolu bulmasını sağlayacak bir sağduyu ve olgunluk vermiştik; çünkü onun buna lâyık olduğunu biliyorduk.
Yemin olsun, İbrahim'e daha önceden, doğruyu bulma gücünü vermiştik. Onu bilmekteydik biz.
Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.
Azametim hakkı için, biz Mûsa'dan evvel de İbrahîm'e hidayetini vermiştik ve biz, buna (peygamberliğe) ehil olduğunu biliyorduk.
Andolsun! Biz önceden İbrahim’e, doğru yolu bulma kararlılığını verdik. Biz onun (ehil olduğunu) biliyorduk.
Andolsun ki, daha önce İbrâhim'e de doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.[327]