63. Ayet
قَالَ بَلْ فَعَلَهُۗ كَب۪يرُهُمْ هٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ اِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ
Dedi ki: “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
قَالَ بَلْ فَعَلَهُۗ كَب۪يرُهُمْ هٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ اِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ
Dedi ki: “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!”
O, belki de şu put yapmıştır bu işi dedi, büyükleri bu, söyliyebilirse sorun ona.
İbrahim dedi ki : «Olabilir, büyükleri yapmıştır, sorun konuşurlarsa?»
(İbrahim:) “Belki şu büyük olan yapmıştır. En iyisi, siz kendilerine sorun; tabii, eğer konuşmasını biliyorlarsa!” diye cevap verdi.
İbrâhîm: "Bunı yapan buradaki en büyük putdur. Kendinden sorınız, bakınız söylüyor mı? cevâbını virdi.
Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.
"Hayır, o işi işte şu büyükleri yaptı. Onlara sorun, eğer konuşurlarsa!," dedi.
Belki dedi şu büyükleri yapmıştır, sorun bakalım onlara eğer söylerlerse
İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.
(Zaten bu soruyu bekleyen İbrâhîm, *ta’rîz yolu ile) “Belki de bunu onlara, putların (diğerlerinden yapıca daha büyük olan) şu büyükleri yapmıştır, (zira balta onun boynunda asılı ya da en iyisi) eğer konuşabiliyorlarsa, (başlarına geleni) kırılan (şu küçük) putlara sorun!” dedi.
(İbrahim) "Hayır" dedi. (Büyük putu göstererek) "Belki bu yapmıştır, (baksanıza) bu onların en kalıplısı; eğer konuşabiliyorsa ona sorun (yanıtlasın)."
“Hayır, onu şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabilirlerse haydi onlara sorun!” dedi.
eyitti “belki eyledi anı uluları uşbu pes śoruñ anlara eger söylerler ise.”
Dedi: «Belki bu işi onların şu büyüğü yapmışdır! O halde (başlarına geleni) onlara sorun, eğer söylerlerse»!
(İbrâhîm:) “Belki onu bu büyükleri yapmıştır; onlara bir sorun bakalım, eğer konuşuyorlarsa!” dedi.
(İbrahim) dedi ki: “Belki bu işi, onların şu büyükleri yapmış! Eğer konuşabiliyorlarsa, onlara (kırılan putlara) sorun” dedi. (*)
İbrahim “Belki de bunu onlara putların en büyüğü yapmıştır. Eğer konuşabiliyorlarsa, kırılan putlara sorun” dedi.
İbrahim dedi: "Yok, bu işi büyük tanrı yapmıştır. Kendilerinden sorun bakalım, söyliyebilirlerse!"
İbrahim dedi: «— Hayır, onu büyükleri yapmıştır, kendilerinden sorun bakalım söyleyebilirler mi?» [¹]
O da, “Bilakis, şu en büyükleri yapmıştır. Konuşabilirlerse bir sorun bakalım!” dedi.
“Hayır” dedi. “Bu yapmıştır. Bu onların büyükleridir. Eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin.”
İbrahim: “Belki onu, putların büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorsa ona sorun” dedi.
İbrâhim, “Hayır” dedi, “Bu işi şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun!”
Zaten bu soruyu bekleyen İbrahim, “Hayır!” dedi, “Bunu olsa olsa, şu büyük put yapmıştır; inanmıyorsanız kendilerine sorun, tabii eğer konuşabiliyorlarsa!”
-“Aksine (evet) onu yaptı; onların büyüğü şudur! Konuşuyorlardı ise, onlara (kırılmışlara) sorun!” dedi.
İbrahim: " Ne münasebet! Herhalde şu büyük olanları yapmış olmalı. Konuşabilirlerse eğer, kendilerine sorun. "
İbrahim dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa ona sorun! Bakalım ne diyecek!"
(İbrahim ise): “Belki de bu işi şu büyük olan yapmıştır. [*] Konuşabiliyorlarsa onlara sorun!” demişti.
(O da): “Belki şu en büyükleri yapmıştır, eğer konuşabiliyorlarsa şu putlara bir soruverin.” dedi.¹
[İbrahim:] “Bu işi, belli ki, şu yapmıştır, putların en irisi yani: ama en iyisi, siz kendiniz onlara sorun; tabii, eğer konuşmasını biliyorlarsa!”
İbrahim: – Hayır, dedi yapsa yapsa onu şu büyükleri yapmıştır. En iyisi siz ona sorun, tabi eğer, konuşabiliyorsa, dedi. 10/18
“Hayır. Bu işi onların büyüğü, şu büyük put yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara, şu yerdekilere sorun.” dedi.
(İbrahim) “Hayır!” dedi, “Bunu yapsa yapsa, şu en iri-yarı olanı yapmıştır; en iyisi mi siz kendilerine sorun; tabî ki eğer cevap verebilirlerse!”[²⁷³⁸]
Dedi ki: «Belki onu onların şu büyüğü yapmıştır. Haydin onlara sorunuz, eğer söyleyebilmekte iseler.»
O zaman İbrahim: "Belki o işi (sağlam kalan) şu büyükleri yapmıştır. (Aralarında kavga etmişler, büyükleri de belki kızıp, cezalandırmak için onları parçalamıştır) Haydin, onlardan (parçalanmış olan küçüklerinden) sorun! (da kendilerini kimin parçaladığını) Eğer dilleri varsa! (bir bir anlatsınlar)" dedi. (Böylece onlara, taş ve topraktan yaptıkları patlara tapmalarının ne kadar saçma olduğunu açıkça belirtmiş oldu)
Dedi ki: Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!..
-Hayır, onu, şu büyükleri yapmıştır. Eğer, konuşabiliyorlarsa onlara sorun, dedi.
Eyitdi: Bel ki anı işledi bu uluları, didi. Pes ṣoruñuz anlara, eger anlar söy‐lerlerse, didi.
“Belki de, ” dedi, “şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşurlarsa sorun bakalım onlara! ”
Hayır dedi, (büyük putu göstererek) işte şu büyükleri yapmış; onlara sorun, eğer konuşurlarsa (!)
İbrâhîm de: "Büyükleri yapmışdır. Eğer söz söylemeğe kâdirler ise onlardan sorunuz" didi.
“Belki büyükleri, şu yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa parçalanmış olanlara sorun!” dedi.
"Belki bu işi şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabiliyorlarsa onlara sorun!" dedi.
İbrahim “Hayır, onu yapan şu büyükleridir,” dedi. “Konuşabiliyorlarsa kendilerinden sorun.”
Dedi: "Hayır, ben değil. Şu büyükleri yapmıştır onu. Hadi, sorun onlara eğer konuşabiliyorlarsa!"
'Hayır' dedi. 'Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorlarsa, onlara sorun.'
İbrâhîm dedi ki: “Belki onların şu büyüğü bunu yapmıştır. Sorun bakalım onlara, eğer söylerlerse...
İbrahim: “Belki, o yapmıştır. Bu büyükleri… Eğer konuşuyorlarsa, onlara sorun!” dedi.
İbrâhim, “Hayır, onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun” dedi.