Enbiyâ Suresi 64. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

64. Ayet

فَرَجَعُٓوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ فَقَالُٓوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Birbirlerine dönüp de gerçekten de zalimsiniz siz dediler.

Besim Atalay (1965)

64,65.4 İmdi dönüp, kendi kendilerine dediler ki: «Siz haksızsınız», sonra başlarını öne eğerek, İbrahim'e dediler ki: «Sen de biliyorsun bunlar konuşamazlar!»

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (içlerinden kendi kendilerine): “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler.

Cemil Said (1924)

Biri birilerine bakarak: "Hakîkaten zâlimlersiniz [1]" didiler.

Diyanet Vakfı

Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) «Zalimler sizlersiniz, sizler!» dediler.

Edip Yüksel

Kendi vicdanlarına dönüp, kendi kendilerine şunu söylediler: "Gerçekten sizler haksızsınız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de dediler: doğrusu siz haksızsınız

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."

Emrah Demiryent

Bunun üzerine (puta tapanlar) kendi vicdanlarına dönüp (bir an için, İbrâhîm’in dediklerini düşündüler ve aslında İbrâhîm doğru söylüyor, kendi ellerimizle yapmış olduğumuz putlara tapmakla,) hiç şüphesiz, (asıl) haksız durumda olan biziz!” dediler.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Hz. İbrahim, cansız ve kendilerini korumaktan bile aciz putlara tapınmanın ahmaklık olduğunu hatırlatınca) Bunun üzerine (kavmi) kendi vicdanlarına (nefislerinin ön yargısız manevi tartılarına) başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar (asıl) sizlersiniz (bizleriz)" diyerek (kafaları dank etmeye başlamıştı).

Erhan Aktaş

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Haksızlık ediyoruz.” dediler.

Eski Anadolu Türkçesi

pes döndiler gendüzilerindin yaña pes eyittiler “bayıķ sizler siz žālimler!”

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine vicdanlarına dönüb (birbirlerine) dediler ki: «Hiç şübhesiz (asıl) zaalimler sizsiniz, siz»!

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (orada bulunanlar) kendi vicdanlarına döndüler de (kendi kendilerine): “Gerçekten zâlim olanlar, ancak sizlersiniz” dediler.

İhsan Aktaş

Bunun üzerine kendi benliklerine (vicdanlarına) döndüler de (birbirlerine) dediler ki: «Hiç şüphesiz (asıl) haksız olanlar sizsiniz, siz!»

İlyas Yorulmaz

Sonlar puta tapanlar kendi aralarında konuşmak için döndüler ve “Gerçekten siz (bu putlara kulluk etmekle) kendi kendinize haksızlık yapıyorsunuz” dediler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine kandilerine geldiler de biribirlerine: "İşte kıyıcıların ta kendisi sizlersiniz" dediler.

İsmail Hakkı İzmirli

Kendi akıl ve fikirlerine müracaat ettiler, kendi kendilerine «— Siz, hakikatte zalim kimselersiniz» [²] dediler.

İsmail Yakıt

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz siz zâlimlersiniz” dediler.

Kadri Çelik

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da (kendi kendilerine), “Şüphesiz zalim olanlar sizlersiniz” deyiverdiler.

Abdullah Parlıyan

Bunun üzerine birbirlerine veya vicdanlarına dönüp: “Doğrusu asıl zalim olan, yani yaratılış gayesi dışında yaşamak suretiyle yoldan çıkan biziz!” diyerek kendilerini suçlamış oldular.

Kuran Yolu

Sonra kendi kendilerine dönüp, “Asıl haktan ayrılanlar sizlersiniz!” dediler.

Mahmut Kısa

Bu sözler, beyinlerinde şimşek gibi çaktı; bunun üzerine, bir an için vicdanlarının sesine kulak vererek, içlerinden, “Aslında İbrahim doğru söylüyor, bizim yaptığımız düpedüz saçmalık, bu âciz putlara tapmakla, asıl haksız durumda olan biziz!” dediler.

Mahmut Özdemir

Derken kendi nefislerine (vicdanlarına) müracaat ettiler. “Siz, Zâlimler’siniz!” dediler.

Mehmet Çakır

Sonunda akılları başlarına geldi. Birileri: " Vallahi siz hep kendinize yazık etmişsiniz. "

Mehmet Çoban

Bunun üzerine birlikte düşündüler ve dediler ki: "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz!" Bir heykelin canlanıp diğerlerini kıramayacağına hükmettiler. Hiçbir iş beceremeyen heykele taptıklarından dolayı kendilerini kınadılar. İbrahim’in onlara göstermek istediği saçmalığı gördüler.

Mehmet Okuyan

Kendilerine dönüp “Zalimler sizsiniz, siz!” demişlerdi.

Mehmet Türk

Bunun üzerine birbirlerine döndüler ve: “(şu putları korumadığınız için) gerçek zâlim sizlersiniz.” dediler.¹

Muhammed Esed

Bunun üzerine birbirlerine dönüp: ⁶¹ “Doğrusu, asıl zalim olan sizlermişsiniz!” ⁶² dediler.

Mustafa Çavdar

Bunun üzerine birbirlerine dönüp: – Biz gerçekten konuşamayan varlıklara kulluk ederek sapıtmışız, diye birbirlerini suçladılar. 28/62...64

Ahmet Tekin

Bunun üzerine akılları başlarına gelerek mantıklı düşündüler. Birbirlerine dönüp: “Siz, evet siz bu cansız putlara kulluk ve ibadet etmekle kendilerine haksızlık eden zâlimlersiniz” dediler.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine kendi iç dünyalarına döndüler ve (kendi kendilerine) “Siz var ya, siz” dediler, “işte asıl haddini bilmezin ta kendisisiniz!”

Ömer Nasuhi Bilmen

Bunun üzerine kendi nefislerine döndüler de dediler ki: «Siz şüphe yok ki, zalimlersiniz.»

Orhan Kuntman

(Onlar ilkin İbrahimin bu sözlerinin etkisiyle şaşırıp birbirlerini suçlamaya başladılar ve) "Şüpheyok ki zalim olan sizsiniz siz:!.." dediler. (İmana gelir gibi oldular)

Osman Fırat

Bunun üzerine kendilerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz " dediler.

Şaban Piriş

Bunun üzerine kendilerine gelip:-Siz, gerçekten haksızsınız dediler.

Satıraltı Meal (1534)

Pes döndiler ‘aḳllarına, biri birine eyitdiler: Taḥḳīḳ biz ẓālimler‐biz, didiler.

Suat Yıldırım

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp içlerinden: “Asıl zalim İbrâhim değil, bu âciz putlara ibadet edip bel bağlayan sizler, biz müşriklermişiz! ” dediler.

Süleyman Ateş

Kendi vicdanlarına başvurup (içlerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler.

Süleyman Tevfik (1927)

Kâfirler kendi nefislerine rücû' ile kendi kendilerine: "Tahkîk zâlimlerdensiniz" didiler.

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine kendilerine geldiler de “Biz, gerçekten yanlış yoldayız[*]” dediler.

Ahmet Varol

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurarak: "Şüphesiz sizsiniz asıl zalimler, siz" dediler.

Ümit Şimşek

Vicdanlarının sesini dinlediklerinde, “Gerçekten zalim olan biziz” dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine kendi benliklerine döndüler de şöyle dediler: "Siz, zalimlerin ta kendilerisiniz."

Ali Bulaç

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; 'Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)' dediler.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de: “- Doğrusu siz haksızsınız.” dediler.

Bahaeddin Sağlam

Onlar kendilerine dönüp: “Şüphesiz siz, zulmettiniz”(*) dediler.

Bayraktar Bayraklı

64,65. Kendi kendilerine dönüp birbirlerine, “Doğrusu siz zâlimlerdensiniz” dedikten sonra, gönüllerindeki eski inançları depreşerek, “Ey İbrâhim! Sen bunların konuşmayacağını bilirsin” dediler.