111. Ayet
اِنّ۪ي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنّ۪ي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
Şüphe yok ki ben de sabrettiklerine karşılık bugün onları mükafatlandıracağım; şüphe yok ki onlardır muratlarına erenlerin ta kendileri.
Sabırları yüzünden, bugün ödül verdim onlara, onlardır kurtulanlar
Ama ben (vaktiyle hor gördüğünüz bu insanları) sabretmeleri sebebiyle, bugün mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
"Bugün ben ânları sabırlarından dolayı nâil-i mükâfât ideceğim, mes’ûd olacaklar" cevâbını alacaklar.
Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.
"Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Kazananlar işte bunlardır."
İşte onlara ben sabretmelerine mukabil bu gün bu mükâfatı verdim, onlardır onlar, murada erenler
Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.
Ama ben (vaktiyle alay ettiğiniz o insanları) sabretmeleri sebebiyle, bugün (ebedî cennet ile) mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
(İşte) "Bugün Ben de, gerçekten onların (Hakk’ta sabit ve mücahit kullarımın) sabretmelerinin karşılığını (ebedi cennet ve saadet olarak) verdim. Şüphesiz onlar, ’kurtuluşa ve mutluluğa’ erenlerdir" (buyrulacaktır).
Gerçek şu ki, bugün onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Onlar kazançlı çıkanlardır.
“bayıķ ben yanud virdüm anlara bugün śabr eyledükleri içün anlar žafer bulıcılar murādlarını.
Ben (sizin o istihza ve ezalarınıza) sabr (ve tehammül) etdiklerine mukaabil bugün onları (mü'minleri) mükâfatlandırdım. Şübhesiz ki onlar muradlarına erenlerin ta kendileridir.
“Şübhesiz ki ben, sabretmelerine karşılık bugün onları mükâfâtlandırdım; gerçekten kurtuluşa erenler, ancak onlardır!”
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben de onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya (kurtuluşa) erenlerin ta kendileridir.
“Elbet bende onların sizlere (alay etmenize) karşı sabredip dayanmalarının karşılığını bugün verdim. Şüphesiz ki onlar kurtulmuş olanlardır” dedi.
İşte Ben onların katlanmalarının karşılığını bugün kendilerine verdim. İşte onlar umduklarına erenlerdir.
İşte ben bugün onların istihza ve ezanıza katlanmalarına mukabil onlara muratlarına ermek suretiyle mükâfat verdim.
“Muhakkak ki Ben bugün onlara sabretmelerinin/göğüs germelerinin mükâfatını veriyorum. Hiç şüphe yoktur ki onlar kazananların tâ kendileridirler.”
“Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerdir.”
Ama her türlü güçlüklere göğüs germelerinden dolayı, bugün onları mükafatlandırdım. İşte ateşten kurtulup muradına erenler onlardır.
“Bugün de ben onlara sabretmelerinin karşılığını veriyorum. Onlar hakikaten muratlarına ermişlerdir.”
“Ama Ben, vaktiyle hor ve hakir gördüğünüz bu insanları, sizin alay ve işkencelerinize sabırla göğüs gerdikleri için bugün ödüllendiriyorum: İşte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!”
“Ben, sabrettikleri için onları Bugün ödüllendirdim. Onlar, Başarıya / Murada Erenler’dir”.
Ben de sabırlarına karşılık kendilerini ödüllendirdim. Artık yarışı onlar kazandı.
Şüphesiz ki; ben onlara yolumda azimli, kararlı olmalarının karşılığını verdim. İşte onlardır kurtulup muradına erenler.
Şüphesiz ki bugün ben de onlara, (dünyada) sabretmelerinin karşılığını verdim; şüphesiz ki onlar başaranlardır.” [*]
“Bugün Ben sabrettiklerinden dolayı onları mükâfatlandırdım. Doğrusu onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (der.)
[Ama,] bakın, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü bugün onları mükafatlandırdım: işte, bahtiyar olacak olanlar böyleleridir!”
İşte bugün ben de onları sabırlarından dolayı ödüllendirdim. Gerçek başarıyı yakalayanlar işte bunlardır. 13/23- 24, 39/10
Sabrederek mücadeleye devam etmeleri sebebiyle, bugün onları mükâfatlandıracağım. Onlar gerçekten mutlu olanlardır.
Bakın işte, sabırlarından dolayı onları bugün ödüllendirdim: şüphesiz ki gerçek başarıya[²⁹⁶²] erenler işte onlardır.
«Şüphe yok ki, bugün Ben onları sabrettikleri sebebiyle mükâfaata nâil ettim, muhakkak ki necâta ermiş olanlar da onlardır, onlar.»
O müminleri ise -sizin eziyetlerinize- sabrettiklerinden dolayı mükafatlandırdım!.. Onlar gerçekten kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
Bugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. Kurtuluşa ermiş olanlar, işte onlardır.
Taḥḳīḳ ben müzd virdüm anlara bu gün ṣabr itdüklerinden ötürü.Taḥḳīḳ anlar sa‘ādet‐i ebedīye yitişdiler.
İşte Ben de sabretmelerine karşılık bugün onları ödüllendirdim. İşte umduklarına kavuşanlar onlardır.
Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim; onlar (evet) işte kurtulup murada erenler onlardır.
"Ben onları, sabırları sebebiyle bugün mükâfât itdim. Tahkîk onlar murâdlarına nâil olmuşlardır." buyurır.
Sabır göstermelerine karşılık ben de bugün onları ödüllendirdim. Başaranlar onlar oldu.
Bugün sabretmelerine karşılık onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerdir."
“Ben ise, sabretmelerinden dolayı bugün onları ödüllendirdim; artık onlar muratlarına ermiş bulunuyorlar.”
Bugün onlara ben, sabretmiş olmalarının karşılığını verdim. Başarıya erip kurtulanlar, onlardır.
'Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir.'
İşte ben, o müminlere, sabretmelerine karşılık, bugün bu mükâfatı (cenneti ) verdim. Muhakkak onlardır zafere erenler...”
“İşte sabrettiklerinden dolayı, bugün onları asıl kazançlılar olarak çıkarmakla mükâfatlandırdım.”
“Bugün ben onları, sizin zulümlerinize sabretmelerinden dolayı kurtuluşla ödüllendirdim.”