Mü'minûn Suresi 41. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

41. Ayet

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَٓاءًۚ فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ

Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helak ediverdik de selle sürüklenip gelen çerçöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.

Besim Atalay (1965)

Hak olarak bir haykırtı yakaladı onları, çöre çöpe döndüler, ırak ola zalim olan uluslar

Cemal Külünkoğlu

Derken onları korkunç bir ses, kıskıvrak yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

Cemil Said (1924)

Şiddetli bir sadâ (ra’şe [1]) ânları yakaladı ve bu kavm-i zâlimi selin götürdiği süprüntüye benzer bir hâle getürdik.

Diyanet Vakfı

Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Edip Yüksel

Korkunç felaket onları eşitçe yakaladı ve böylece onları süprüntü yığınına çevirdik. O zalim halk yok olmayı hakketmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Emrah Demiryent

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, onları korkunç bir sayhâ yakaladı. Böylece onları (helâk ederek) sel süprüntüsü (sel yatağındaki kalıntılar gibi çerçöp) haline getirdik. Zâlimler (topluluğu), Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Abdullah-Ahmet Akgül

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü (çer çöp kalıntısı) kılıverdik. Zulmeden kavim için (hayır ve huzurdan uzaklık ve) yıkım olsun. (Kahredilsin!)

Erhan Aktaş

Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha¹ onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

Eski Anadolu Türkçesi

pes duttı anları ün ya'nį cebreyil üni ḥaķķ-ıla pes eyledük anları sil üzerindegi pes ıraķ olmaķdur žālim ķavumlara!

Hasan Basri Çantay

İşte onları o müdhiş (azâb) sayha (sı), (Allahın bir) adalet (i) olmak üzere, hemen yakalayıverdi de bir çörçöp haaline getirdik onları. Artık uzak olsun zaalimler güruhu!

Hayrat Neşriyat

Nihâyet, o (korkunç) ses onları hak ile yakaladı da onları bir sel süprüntüsü hâline getirdik. Artık o zâlimler topluluğu helâk olsun!(4)

İhsan Aktaş

Derken onları o korkunç (titreşimli) ses yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. (Nihayet) Helâk olup gitti (o) zalim kavim!*

İlyas Yorulmaz

Verilen söz karşılığında, onları şiddetli bir ses dalgası yakaladı. Haksızlık yapan bir topluluk olduğu için, onları yere çökmüş kupkuru bir ot haline getirdik. Zalimler topluluğu uzak olsun.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine korkunç bir çığlık ötlerini kopardı. Onları çere çöpe çevirdik. Kıyıcılar takımı ırak olsun.

İsmail Hakkı İzmirli

Bunun üzerine onlar bihakkın [²] korkunç bir sese giriftar oldular. Biz de onları çör çöpe çevirdik. Zalimler Allah/ın rahmetinden uzak olsunlar.

İsmail Yakıt

Bunun üzerine, gerçekten korkunç ses [sayha] onları yakalayıverdi. Böylece onları sel yatağındaki çer çöp [ğusâ’en] hâline getirdik. Uzak olsun o zalimler topluluğu!

Kadri Çelik

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun!

Abdullah Parlıyan

Derken o korkunç ses onları gerçek bir şekilde yakaladı da, bu yüzden onları sel önündeki kıyılara atılıp itilmiş, çerçöp haline getirdik. Yaratılış gayesi dışına çıkanlar, her türlü rahmet ve yardımdan uzak olsunlar.

Kuran Yolu

Nitekim kaçınılmaz bir âkıbet olarak onları o korkunç ses yakalayıverdi; böylece sel süprüntüsüne çevirdik onları! Zalimlerin canı cehenneme!

Mahmut Kısa

Ve çok geçmeden, gerçekten de, kulakları sağır edici o korkunççığlık ansızın çarpıverdi onları ve böylece, hepsini selin sürükleyip kıyıya attığı kokuşmuş bir çer. çöp yığınına dönüştürdük! Evet, rahmetimden uzak olsun, o zalim topluluk!

Mahmut Özdemir

Sayha / Yüksek Ses onları Hakk ile yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Def’olup gitti Zâlim Kavim!

Mehmet Çakır

Müthiş bir ses patlaması onları şok etti. Böylece hepsini selintiye çevirdik. Zalim toplumların canı cehenneme!...

Mehmet Çoban

İnkârcıları korkunç bir ses yakaladı. Yaşadıkları yerde yığınlar haline geldiler. Görenler çerçöp yığını zannederlerdi. Zalimler topluluğu rahmetimizden uzaktır.

Mehmet Okuyan

(Nitekim) onları bir amaç için korkunç bir ses yakalamış ve kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirmiştik. [*] O zalimler topluluğuna “Uzak olun (defolun)!” (denmişti).

Mehmet Türk

(Derken,) o korkunç ses, onları gerçekten yakalayıverdi. (Böylece) Biz de onları çör çöp haline getiriverdik. (Sonunda) o zâlimler topluluğu, defoldu gitti.¹

Muhammed Esed

Ve anî bir darbe şeklinde gelen [cezamız] tam yerinde ve kaçınılmaz olarak ²⁰ onları kıskıvrak yakalayıverir; ve böylece onları sel önünde sürüklenen çerçöp ve köpüğe çeviririz: uzak olsun, böyle bir zalimler toplumu!

Mustafa Çavdar

Derken korkunç bir çığlık onları yakalayıverdi ve hak yerini buldu. Onları böylece sel yatağındaki kalıntılar gibi çerçöp haline dönüştürdük. Nuh’u yalanlayan zalimlerin canı cehenneme! 46/24, 51/41- 42

Ahmet Tekin

Haklı bir gerekçe ile şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe, onların işini bitirdi. Kendilerini bir sel süprüntüsüne çevirdik. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!

Mustafa İslamoğlu

Derken mutlak hakikatin üstün gücü, onları sarsıcı bir bela çığlığı halinde kuşattı. Sonuçta onları selin sürüklediği çer çöpe çevirdik: evet, uzak olsun bu zalimler güruhu![²⁹²⁰]

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken onları bihakkın bir sayha yakaladı da Biz onları bir sel süprüntüsü kıldık. Artık zalimler olan kavim için bir uzaklık olsun.

Orhan Kuntman

Gerçekten onları korkunç bir çığlık yakaladı ve onları bir çerçöp yığını haline getirdik!.. Artık zalimler topluluğu -ilahi rahmetten- yoksun kalsın!

Osman Fırat

Derken o korkunç ses, onları hakkın gereği olarak yakaladı ve onları çer çöp süprüntüsü haline getirdik Uzak olsun o zâlim kavim!.

Şaban Piriş

Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!

Satıraltı Meal (1534)

Pes helāk itti anları Cebrā’īl ṣayḥası ḥaḳḳ‐ıla. Pes anları biçilmiş ekin gibieyledük. Raḥmetden ıraḳ olsun ẓālim ḳavmler.

Suat Yıldırım

Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme! [40, 78]

Süleyman Ateş

Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim!.

Süleyman Tevfik (1927)

Onları müstehak oldukları sayha 'azâbı ahz itdi. Selin üzerindeki kurı ot gibi kıldık. Zâlim kavim içün Allâh'ın rahmetinden tard vardır.

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine onları gerçek anlamda yüksek bir ses yakaladı, hepsini çere çöpe çevirdik. Zalimler[*] topluluğu uzak olsunlar

Ahmet Varol

Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!

Ümit Şimşek

Derken o korkunç ses onları hak ettikleri şekilde yakalayıverdi de hepsini sel süprüntüsüne çevirdik. Yok olsun o zalimler güruhu!

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu!

Ali Bulaç

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.

Ali Fikri Yavuz

Derken onları korkunç bir azab gürültüsü, Allah'dan adalet olarak, yakalayıverdi. Böylece onları bir sel süpürüntüsü yaptık. Artık helâk olsun öyle zalimler!...

Bahaeddin Sağlam

Haklı olarak bir ses ve patlama, onları birden yakalayıverdi. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. “Kahrolsun, o zalim toplum!” (dedik.)

Bayraktar Bayraklı

Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zâlimler topluluğunun canı cehenneme!