53. Ayet
فَتَقَطَّعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًاۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
(İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَتَقَطَّعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًاۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
(İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.
Fakat din hususunda ayrıldılar ve ayrılanlar, kendi kitaplarından başka kitapları inkar ettiler ve her bölük, kendi elindekine razı oldu, onunla övünmiye koyuldu.
Bölük bölük olarak, işlerinde ayrıştılar, her bir bölük kendisinde bulunanla sevinir
Fakat insanlar bu inanç birliğini yıkarak çeşitli gruplara ayrıldılar. Her grup kendi inanç sistemi ile övündü.
O ümmetler birtakım muhtelif edyâna ayrıldılar her ümmet kendi dîniyle ferahlandı.
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
Fakat, onlar işlerini çeşitli kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında bulunandan hoşnut...
Derken kumandalarını aralarında kitab kitab parçalaştılar, her hızib kendilerininkine güveniyor
Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
(İnsanlar, peygamberlerinin tebliğ etmiş oldukları İslâm dinini terk edip, yahûdîlik, hırıstiyanlık, müşriklik ve mecûsîlik gibi daha birçok farklı sapkın inançlar ortaya çıkararak) kendi aralarında (ihtilafa düştüler, böylelikle din) işlerini/inançlarını parça parça ettiler. (İslâm dışındaki) her fırka, kendisinde bulunan (bozuk inanç) ile sevinmektedir. (Kendi uydurdukları bâtıl/sapkın inançlarının hak olduğunu iddiâ etmektedirler.)
Fakat onlar, (buna rağmen din) işlerini kendi aralarında (sonradan yazılmış farklı kitaplar okuyan) fırkalar halinde böldüler; her bir hizip (ekip-parti), kendi ellerinde olanla yetinip-beğenip sevinmekte (ve şımarıp böbürlenmekte)dirler.
Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.
pes kesek kesek eylediler işlerini aralarında bölüklerken; her bölük ķatlarındaġıya sevinicilerdür.
Fakat (o kavmler) dînlerde (muhtelif) fırkalara ayrılmak, her fırka kendi ellerindeki (nezdlerindeki dîn) ile böbürlenmek suretiyle parça parça oldular.
Fakat (insanlar din husûsunda) işlerini kendi aralarında parça parça böldüler. Her kısım kendi yanında bulunan (din) ile memnundurlar.
Ama ne var ki (gerçek bu olmakla beraber) onlar, (o insanlar) aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Öyle ki, her grup kendine ait inanç ve görüşle (kendi kültürü, örf ve âdetleri, hurâfeleri ve dogmalarıyla) böbürlenir durur. *
Kendi aralarında işlerini parçalara ayırıp guruplaşmışlar ve her gurup mensubu oldukları ile övünmektedir.
Derken bu topluluklar din işlerinde parça parça oldular, bölüklere ayrıldılar, her bölük kendi inancıyla övünür oldu.
Ümmetler ise din işlerini kendi aralarında parçalayıp bölük bölük oldular. Her bir bölük kendi dinleriyle sevinir [⁵].
Buna rağmen insanlar dinleri konusunda [emrehum], parça parça oldular. Her grup [hizib] kendi inancından/ kendi din anlayışından memnundur.
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini (dinlerini) parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (dinleri) ile ferahlayıp sevinmektedir.
Ama ne var ki, gerçek bu olmakla beraber toplumlar dinlerinde ve davalarında bölünüp paramparça oldular ve herbir gurup kendi sahip olduğu ilkelerle övünüp sevinip durmaktadırlar.
Ama insanlar, aralarındaki inanç bağlarını keserek gruplara ayrıldılar. Her kesim kendi inancını beğenmektedir.
Ama gel gör ki, bu Peygamberlerin izinden gittiğini iddia edenler, zamanla tevhidin özünden ayrıldılar ve korkunç bir taassubun pençesine düşerek, aralarındaki bu birliği parçalayıp, Yahudilik, Hıristiyanlık gibi ayrı isimler altında birbirlerine düşman gruplara ayrıldılar! Öyle ki, her grup, kendi kültürü, örf ve âdetleri, hurâfeleri ve dogmalarıyla yoğurup şekillendirdiği öğretinin mutlak hakîkat olduğunu iddia ederek, kendielindeki “dini” ile övünür hâle geldi.
“İşlerini aralarında zebûrlara / hüküm içermeyen kitaplara böldüler. Her bir hızip / takım / parti, kendi yanındakilerle sevinmişlerdir”.
İsa'ya inananlar giderek, dinî konularda bölük pörçük oldular. Her bölük kendi görüşünden taviz vermez oldu.
İnsanlar toplumsal ilişkilerini bozdular. Yollarını ayırdılar. Her biri ayrışan yolları kitaplaştırdı. Sonra kendi kitaplarını kutsadılar. Paramparça oldular. Hâlbuki insanlar yaratılış olarak tek bir topluluktu. Aralarındaki işleri düzeltip barış içinde yaşamaları gerekiyordu. Aksbini yapıp hırslandılar gruplara ayrıldılar. Sonunda her grup yalanlarıyla kendini öne çıkardı.
(Ne var ki) insanlar, kendi aralarında işlerini parça parça edip kitaplara ayrıldılar. Her grup kendi yanında bulunanla sevinmektedir. [*]
Fakat insanlar, din konusunda aralarında bölük pörçük oldular. Her grup da kendi elinde kalanla sevinmeye başladı.¹
Ama [sizi izlediklerini söyleyen toplumlar] aralarındaki bu birliği bozup ²⁹ parça parça oldular; her hizip [ancak] kendi benimsediği [öğretinin dar ve katı kalıpları] içinde rahat soluk alır oldu. ³⁰
Fakat ümmetler paramparça olup gruplara ayrıldılar, her grup kendi anlayışından memnun ve mutlu! 3/103, 21/92- 93, 30/32
İnsanlar, geçmiş mülga kitapları sahiplenerek, ideolojik cereyanlara kapılarak, aralarındaki düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini ve dinlerini parçaladılar. Her grup, kendisinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Bu (emre) karşın, onlar aralarındaki birliği darmadağın edip (hakikati) parçaladılar: Artık her hizip elindeki (parçayla) övünmekte![²⁹³³]
Fakat ümmetler, fırka fırka olarak aralarında dinlerini parçaladılar. Her fırka kendi yanlarında olan ile mesrurlardır.
Bu uyarılara rağmen ümmetler fırka fırka oldular, aralarında dinlerini parçaladılar. Ayrılığa düştüler. Her fırka kendi tuttuğu yoldan memnundur.
Ve işlerini (Allah’ın onlara olan emirlerini) aralarında parçalayıp, tasmi kitaplara ayırdılar. Her grup, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
İşlerini aralarında bölük bölük ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla ferahlıyor.
Pes kesildi işleri, ortalarında bölük bölük oldılar. Her ṭāyife ḳatlarındaġınasevinürler.
Ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ümmetler fırkalara ayrılıp bölük bölük oldular. Her grup, kendilerine ait görüşten ötürü memnun ve mutludur.
Fakat işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
Onlar (kavimler) aralarında dînlerini parçaladılar. (Muhtelif dînler yapdılar) Her hizb kendi elindeki ile ferahnâkdır.
Sonra kitaplar yazarak din işlerini aralarında parçaladılar. Her bir cemaatin taraftarı kendinde olanla övünmektedir.
Ancak onlar aralarında işlerini (değişik) kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.
Fakat onlar işlerini parça parça ettiler; her topluluk kendisininkiyle övünüp durur.
Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.
Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
Nihayet milletler, dinleri hususunda, aralarında parçalara bölündüler. Her fırka kendi din ve mezhebine güveniyor, hak olduğuna inanıyor.
Fakat aralarındaki birliği, değişik kitaplara dayanarak bozdular. Artık her bir grup, kendi yanındaki (kitap ve ayrı fikir) ile seviniyordur.
Ama insanlar, aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.