Mü'minûn Suresi 54. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

54. Ayet

فَذَرْهُمْ ف۪ي غَمْرَتِهِمْ حَتّٰى ح۪ينٍ

Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık bir zamanadek sapıklıkları içinde bırak onları.

Besim Atalay (1965)

Uykuları içinde bir zaman bırakasın onları

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!

Cemil Said (1924)

Bir vakte kadar ânları dalâletlerinde bırak.

Diyanet Vakfı

Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

Edip Yüksel

Belli bir süreye kadar onları şaşkınlıkları içinde bırak.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sen onları bırak dalgınlıkları içinde tâ bir deme kadar

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

Emrah Demiryent

(Resûlüm!) Sen onları (kâfirleri, cezalarının verileceği) bir süreye kadar (daldıkları) gaflet ve sapkınlıkları içinde bırak.

Abdullah-Ahmet Akgül

Şimdi Sen (cezalarının verileceği) bir süreye kadar, onları (daldıkları) gaflet ve cehaletleri içinde bırak. (Sonunda göreceklerdir.)

Erhan Aktaş

Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!

Eski Anadolu Türkçesi

pes ķo anları ġāfilliķlerinde tā bir zamāna degin.

Hasan Basri Çantay

Şimdi sen onları bir vaktâ kadar sapıklıkları içinde bırak.

Hayrat Neşriyat

Artık onları bir zamâna kadar dalâletleriyle (baş başa) bırak!

İhsan Aktaş

(Resulüm!) Artık sen de (tebliğ vazifesinden taviz vermeden) onları, (o inanmamakta direnenleri) bir süreye (hakikatin gerçekleşmesiyle kötülüklerinden vazgeçinceye) kadar dalmış oldukları gaflet (cehalet) içinde kendi hâllerine bırak!

İlyas Yorulmaz

Onları belli bir zamana kadar kendi hallerine (sapkınlıklarında) bırak.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Artık sen onları bir süreye değin sapkınlıkları ile başbaşa bırak.

İsmail Hakkı İzmirli

Artık onları bir vakite kadar [⁶] şaşkınlıklarında bırak.

İsmail Yakıt

O hâlde sen onları belli bir süreye kadar cehaletlerine gömülü bir hâlde, öylece bırak.

Kadri Çelik

Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.

Abdullah Parlıyan

Şimdi sen onları, bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak.

Kuran Yolu

Şimdi sen onları bir süre için gaflet ve dalâletleri içinde kendi hallerine bırak!

Mahmut Kısa

O hâlde, ey Müslüman! Sen şimdilik, bütün Peygamberlere ve kitaplara iman edecekleri, ya da belâlarını bulacakları bir vakte kadar, gömüldükleri cehâlet ve taassuplarıyla baş başa bırak onları. Çünkü onlara, tövbe edip hakka yönelmeleri için birazcık mühlet verilecektir:

Mahmut Özdemir

Bir süreye kadar onları taşkınlıklarında / dalgınlıklarında bırak!

Mehmet Çakır

Resulüm! Sen onları bir süre kendi hallerine bırak.

Mehmet Çoban

Sen onları gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! Onlara süre verdik!

Mehmet Okuyan

Şimdi sen onları bir zamana kadar şaşkınlıkları içinde bırak!

Mehmet Türk

Şimdi sen onları, belli bir süreye kadar kendi sapkınlıkları ile baş başa bırak!

Muhammed Esed

Fakat onları bir vakte kadar, kendi cehaletlerine gömülmüş olarak, kendi hallerine bırak. ³¹

Mustafa Çavdar

Sen onları bir süreye kadar gömüldükleri gaflet bataklığıyla baş başa bırak. 18/53...58, 35/45

Ahmet Tekin

Şimdi sen, helâk olacakları vakit gelinceye kadar, onları gafletleri, cehaletleri, şaşkınlıkları ile baş başa bırak.

Mustafa İslamoğlu

Artık onları bir vakte kadar, daldıkları gafletin derin karanlığında belirsiz bir süreye kadar bırak (da kendi işine bak);[²⁹³⁴]

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık sen onları kendi dalâletleri içinde bir zamana kadar terket.

Orhan Kuntman

(Ey Muhammed) Bir süre onları kendi sapıklıkları ile başbaşa bırak.

Osman Fırat

Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde çırpınmaya bırak. ?

Şaban Piriş

Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla baş başa bırak.

Satıraltı Meal (1534)

Pes ḳo anları ḥayrānlıḳları içinde bir zamāna degin.

Suat Yıldırım

Sen onları, bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi hallerine bırak! [86, 17; 15, 3]

Süleyman Ateş

Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak.

Süleyman Tevfik (1927)

Onları dalâlet ve cehâletlerinde ölünceye değin terk it.

Süleymaniye Vakfı

Artık onları bir süreye kadar kendi cemaatleri ile baş başa bırak.

Ahmet Varol

Sen onları bir süreye kadar gafletleri içinde bırak.

Ümit Şimşek

Sen onları bir süre gafletleriyle baş başa bırak.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.

Ali Bulaç

Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.

Ali Fikri Yavuz

Şimdi (Ey Rasûlüm), o Mekke kâfirlerini bir vakte kadar dalgınlıkları içinde bırak.

Bahaeddin Sağlam

Artık, onları o çöküntüleri içinde belli bir zamana kadar bırak.

Bayraktar Bayraklı

Onları bir süreye kadar, gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak!