Furkân Suresi 8. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

8. Ayet

اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَاۜ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا

“Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler, (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Yahut ona bir define verilmeliydi, yahut da bir bahçesi olmalıydı da orada biten şeyleri yemeliydi ve zalimler, siz dediler, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.

Besim Atalay (1965)

Ya da ona bir hazne inmiş olsa, yahut yiyeceği bir bahçesi olsa ya?» Yine derler ki Zalimler: «Sizler ancak, büyülenmiş bir adama uyarsız!»

Cemal Külünkoğlu

“Ya da kendisine bir hazine verilseydi veya ürünleri ile beslenebileceği bir bahçesi olsaydı!” (Ayrıca) bu zalimler, (müminlere:) “Sizler, büyülenmiş, akli dengesi bozuk bir adamın peşinden gidiyorsunuz” dediler.

Cemil Said (1924)

Yâhud "Bir hazîne kendisine gönderilmeli, nafakasını tedârik idecek bir bağçesi olmalı idi, siz sihirbaz bir âdeme tâbi’ oluyorsunuz" diyorlar.

Diyanet Vakfı

Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (meşakkatsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı. (Ayrıca) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız! dediler.

Edip Yüksel

"Yahut kendisine bir hazine atılsaydı, veya kendisinin bir bahçesi olsaydı ve ondan yeseydi!" Hatta zalimler, "Siz, büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz," dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Veya ona bir hazîne bırakılıverse, yâhud güzel bir bağçesi olsa da ondan yese ya! hem o zalimler «siz, sırf büyülenmiş bir adama tabi' oluyorsunuz» dediler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.

Emrah Demiryent

Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zâlimler/kâfirler (mü’minlere hitaben): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” dediler.

Abdullah-Ahmet Akgül

"Ya da kendisine (altın ve mücevher dolu) bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu (şahane) bir bahçesi olması (gerekmez miydi? Böylesine fakir ve kimsesiz birinden ne bekliyorsunuz?" diye halkı kışkırtıvermişlerdi). Ayrıca o zulmeden (inkârcı ve münafık tip)ler: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş (ve aklı çelinmiş) bir adama uyuyorsunuz" demişler (insanları Hakk’tan ve hayırdan engellemişlerdi).

Erhan Aktaş

“Veya ona bir hazine verilseydi veya kendisinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Bu zalimler: “Siz yalnızca büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediler.

Eski Anadolu Türkçesi

“yā bıraġıla-y-ıdı andın yaña genc yā oladı anuñ bostanı yiyedi andan?” daħı eyitti žālimler “uymazsız illā bir ere bügülenmiş.”

Hasan Basri Çantay

«Yahud ona (gökden) bir hazîne atılmalı, yahud onun, (meyvelerinden) yiyeceği bir bostanı bulunmalı değil miydi»? O zaalimler (kâfirler, mü'minlere) dedi ki: «Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına tâbi' olmuyorsunuz»!

Hayrat Neşriyat

“Yâhut kendisine bir hazîne bırakılmalı, ya da ondan yiyeceği bir bahçesi olmalı(değil miydi?)” Ayrıca o zâlimler (mü'minlere): “(Siz,) ancak sihirlenmiş bir adama tâbi' oluyorsunuz” dedi.

İhsan Aktaş

(Ve devamla): “Yahut kendisine bir hazine (büyük bir servet) verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!’’ (Böylesine fakir ve kimsesiz birinden ne bekliyorsunuz?’’ diye halkı kışkırtıyorlardı). Bir de o zalimler (iftiracılar, inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz”dediler. *

İlyas Yorulmaz

“Veyahut bu elçiye bir hazine indirilse yahut yiyip içeceği bir bahçesi olsaydı ya.” Haksızlık yapanlar, inananlara “Siz sihre uğramış bir adama uyuyorsunuz” dediler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ya ona bir hazine gönderilmeli, ya da onun yiyeceğini sağlıyacak bir bahçesi olmalı değil miydi?" Sonunda da o kıyıcılar dediler: " Siz olsa olsa büyülenmiş bir kimsenin ardından gidiyorsunuz."

İsmail Hakkı İzmirli

Yahut ona bir hazine indirmeliydi veya onun bir bahçesi bulunup ondan yemeliydi de pazarlarda dolaşmamalıydı. Zalimler mü/minlere «— Siz bu yolu Âdem/den [³] başkasına tâbi olmuyorsunuz» demişlerdi.

İsmail Yakıt

“Yahut kendisine bir hazine verilmesi veya ürünlerinden yiyeceği bir bahçesinin [cennet] olması (gerekmez miydi?)” Böylece zalimler (inananlara), “Siz ancak büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz” dediler.

Kadri Çelik

“Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya ondan yemekte olduğu bir bahçesi olsaydı!” Zulmedenler dedi ki: “Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uymaktasınız.”

Abdullah Parlıyan

Yahut kendisine Allah tarafından bir hazine verilseydi, yahut zahmetsiz yiyip içtiği bir bahçesi olsaydı ya!” Yaratılış maksadına aykırı hareket eden bunlar, inananlara: “Siz olsa olsa, büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” dediler.

Kuran Yolu

Veya ona bir hazine verilmeliydi ya da zahmetsizce yiyip içtiği bir bahçesi olmalıydı.” Bu zalimler (inananlara), “Siz sadece kendisine büyü yapılmış bir adamın peşinden gidiyorsunuz” dediler.

Mahmut Kısa

“Ya da ona gökten hazineler indirilmeli; yâhut hiç çalışıp yorulmadan meyvelerini yiyeceği mûcizevî bir bahçesi olmalı değil miydi?” Allah’ın nurunu söndürmek için ne yapacaklarını şaşıran bu zâlimler, önceki bütün iddialarını çürütecek bir başka iftira ortaya atarak, Kur’an’dan etkilenen insanlara, “Siz ancak küstahlığı nedeniyle ilâhlarımızın lânetine uğrayan büyülenmiş bir adamın peşinden gidiyorsunuz!” diyorlar. Sana “büyülenmiş” diyorlar; çünkü okuduğun Kur’an’dan etkileniyor, bu sözlerin beşer kaynaklı olmadığını, olamayacağını hissediyorlar. Ne var ki, kibir ve inatçılıkları onları imandan alıkoyuyor.

Mahmut Özdemir

“Yahut bir hazine bırakılsaydı; Yahut onun bir bahçesi olsaydı da oradan yeseydi!”. Zâlimler dedi ki: “Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz”.

Mehmet Çakır

ya da ona bir hazine verilmeliydi en azından geçimini sağlayan bir bağı olmalıydı. " Hattâ: " siz, büyülü bir adama takılıyorsunuz " diyen insafsızlar da vardı.

Mehmet Çoban

"Veya Resul olsaydı, bizim gibi mala mülke muhtaç olmaz, ona hazineler verilirdi. Ürünlerinden istifade edeceği kutsal bahçeleri olurdu. Bütün bunlar olmadığına göre onun Risalet göreviyle ilgisi yok! O büyülenmiş bir adamdan başkası değildir. Resulüm diyene uyanlar zalimler topluluğudur." dediler. İnatlarına inat kattılar. Böyle yaparak Resul’e inananların akıllarını çelmeye çalıştılar.

Mehmet Okuyan

Veya kendisine bir hazine verilmeli ya da beslenebileceği bir bahçesi olmalı (değil miydi)?” [*] (Ayrıca) o zalimler “Siz sadece büyülenmiş [*] bir adama uymaktasınız!” dediler.

Mehmet Türk

(Ve devamla):¹ “Veya ona bir hazine verilse yahut (ürünlerini) yiyeceği bir bahçesi olsa olmaz mıydı?” (dediler.) (Ayrıca) o zâlimler (Müslümanlara): “Siz, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” dediler.

Muhammed Esed

Yahut kendisine [Allah tarafından] bir hazine verilseydi, yahut [zahmetsiz] yiyip içtiği (tılsımlı) bir bahçesi olsaydı ya!” ⁸ Ve bu zalimler [birbirlerine]: “Eğer [Muhammed’e] uyacak olsaydınız, büyülenmiş bir adamdan başkasına [uymuş, olmazdınız]!” diyorlar.

Mustafa Çavdar

– Ya da kendisine bir hazine verilmeli veya kendine ait emeksiz ürünlerinden yediği bir bahçesi olmalı. Bir de kalkıp o zalimler inananlara “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz” diyorlar. 17/90...94, 10/2, 34/43, 51/52

Ahmet Tekin

“Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip kolaylıkla geçimini sağlayacağı bir bahçesi olmalıydı.” dediler. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen ve İslâm aleyhinde propaganda yapan zâlimler: “Siz, kesinlikle büyülenerek aklı etki altına alınmış bir adama uymaktasınız” dediler.

Mustafa İslamoğlu

Ya da kendisine (gökten) bir hazine bırakılsaydı, veya ondan yiyip içerek (safa sürdüğü) kendisine ait bir cenneti olsaydı?” dediler. Bir de kalkıp o zalimler, “Eğer (ona) uymuş olsaydınız, sihirlenmiş bir adamdan başkasına uymamış olacaktınız” dediler.[³⁰⁹⁰]

Ömer Nasuhi Bilmen

«Yahut O'na bir hazine indirilmeli veya O'nun için bir bostan olmalı değil mi idi ki, ondan yiyiverse idi.» Ve zalimler dedi ki: «Siz başka değil, bir büyülenmiş adama tâbi oluyorsunuz.»

Orhan Kuntman

Ayrıca kendisine hazine verilmeli, (başkasına muhtaç olmaması için) onun için bir bostanı olmalı değil miydi?" dediler. O zalimler (bununla da kalmadılar,) "Sizler, büyülenmiş bir adamdan başkasına tabi olmuyorsunuz" dediler. (Halkı doğru yoldan alıkoymaya da yeltendiler)

Osman Fırat

"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Ve zalimler: "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.

Şaban Piriş

Veya kendisine bir hazine verilseydi, veya bir bahçesi olsaydı da oradan yeseydi .. Zalimler “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz” dediler.

Satıraltı Meal (1534)

Yā niçün özine bir genc virilmedi, yā kendüye bir bostān virilmedi ki an‐dan yiye‐y‐idi? Daḫı eyitdi ẓālimler ki siz uymazsız illā bir mesḥūr kişiye.

Suat Yıldırım

“Yahut kendine bir hazine verilse, yahut kendisinin içinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı! ” Hasılı o zalimler: “Doğrusu siz, sadece büyülenmiş bir adamın peşine düşmüşsünüz. ” dediler.

Süleyman Ateş

Yahut üstüne bir hazine atılmalı, yahut kendisinin ürününden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil mi? Ve zalimler: "Siz başka değil, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.

Süleyman Tevfik (1927)

"Yâhud ona gökden bir hazîne atılmadı? Yâhud ona ondan yemesi içün bir bostan olmadı?" didiler. O zâlimler: "Siz ancak meshûr bir adama ittibâ' idiyorsunuz" dimeği de 'ilâve iylediler.

Süleymaniye Vakfı

Ya da ona bir hazine indirilseydi yahut yiyeceğini sağlayacağı bir bahçesi olsaydı ya?” O zalimler şunu da dediler: “Sizin yaptığınız sadece, büyüye kapılmış bir kişinin peşinden gitmektir.”

Ahmet Varol

Yahut kendisine bir hazine atılmalı veya içinden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil miydi?" Zalimler: "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.

Ümit Şimşek

“Veya ona bir hazine verilseydi. Yahut bir bahçesi olsaydı da oradan yiyip içseydi.” Bir de o zalimler “Siz büyülenmiş bir adamın peşinden gidiyorsunuz” dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Yahut ona bir hazine gönderilmeli, yahut ürününden yediği bir bahçesi olmalı değil miydi?" O zalimler şunu da söylediler: "Sizler büyülenmiş bir adamdan başkasının ardı sıra gitmiyorsunuz."

Ali Bulaç

'Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?' Zulmedenler dedi ki: 'Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.'

Ali Fikri Yavuz

Yahud O'na (gökten) bir hazine bırakılıverse (de onu harcasa, geçim derdinde olmasa), yahud güzel bir bahçesi olsa da ondan yese ya!” Hem o zalimler, müminlere dediler ki: “- Siz, ancak büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz.”

Bahaeddin Sağlam

“Veya (gökten) ona bir hazine atılmalı veya ondan yiyeceği bir bahçesi olmalı değil mi idi?” Ve o zalimler: “Ancak, büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” dediler.

Bayraktar Bayraklı

“Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya meyvelerinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Bu zâlimler, “Sizler sırf büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.