148. Ayet
وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَض۪يمٌۚ
146,147,148. “Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَض۪يمٌۚ
146,147,148. “Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?”
Ekinler içinde, tomurcukları nazik, yumuşak hurmalıklar yanında.
Birbirine çiçekleri karışan hurmalıklarla, ekinlerde
146-147-148. “Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde, ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
142-152. Birâderleri Sâlih ânlara "Allâh’dan korkmıyacak mısınız? Ben size emîn bir rasûl olarak geliyorum. Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Ben sizden hiç bir ücret istemem, benim ücretimi rabbu’l ’âlemîn virir. Zan idiyor mısınız ki bağçelerinizin, çeşmelerinizin, ekilmiş tarlalarınızın, sık dallı hurmalıklarınızın ortasında ilelebed emniyetde kalacaksınız? Ve kayalardan mutantan hâneler yapmakda devâm ideceksiniz? Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Müsriflerin (sû-i harekâtda bulunanların) emrine itâ’at itmeyiniz. Ânlar arzı fesâda virirler ıslâh itmezler." didi.
146, 147, 148. Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)?
"Ekinler ve olgun meyveli hurmalıklar içindesiniz."
Lâtıf tal'ı sarkmış hurmalar, ekinler içinde
"Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"
146-147-148. (Yaptığınız bunca inkâr ve isyanlarınıza rağmen) bahçeler, pınarlar, ekinler ve yumuşak tomurcuklu hoş hurma ağaçlarının arasında (her beladan emin olarak) güven içerisinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
"Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?"
“Ekinliklerde ve salkımlı hurmalıklarda.”
147-148. “bostanlar içinde daħı biñarlar içinde daħı ekinler içinde daħı ħurma aġaçları kim çiçeġi anuñ biribiri içine girmişdür.”
«Ekinlerin ve tomurcukları nâzik, yumuşak hurma ağaçlarının içinde».
146,147,148. “(Siz) burada (her belâdan) emîn kimseler olarak bahçeler, pınarlar, ekinler ve tomurcukları olgunlaşan hurmalıklar içinde bırakılacak mısınız (sandınız)?”
Ve ekinler (sebze bahçeleri) ve olgunlaşmış yumuşak tomurcuklu can alıcı hurmalıklar arasında mı?
Tahıllar ve salkım salkım nefis hurmalar içinde bırakılacak mısınız?”
ekinler, dolgun tomurcuklu hurmaların arasında,
146, 148. Bu bulunduğunuz halde, bahçelerde, pınarlarda, ekinler içinde, tomurcuklan lâtif [²] hurmalıklarda; emin bir halde bırakılacak mısınız?
“Ekinlerde ve salkımları olgunlaşmış hurmalıklarda...”
“Ekinler ve yumuşak tomurcuklu hurmalıklar arasında (öyle mi)?”
bu ekinler, bu zarif görünüşlü ince sürgünlü hurmalıklar arasında…
146-149. Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, meyveleri uç vermiş hurma ağaçlarının arasında güven içinde bırakılacağınızı ve dağlardan ustaca evler oyup yapmaya devam edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?
“Boy boy filiz veren ekinler ve taptaze, yumuşacık salkımlar yetiştiren hurmalıklar içinde.”
“Ekinlerde ve salkımları sarkmış hurmalarda!”.
146,147,148. Siz buralarda güvenle oturabilecek misiniz? // bu bağlarda bahçelerde, // şu güzelim ekinler ve salkım salkım hurmalar arasında?
"Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında,"
146,147,148. Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?
“Ekinlerin ve salkımları olgunlaşmış hurmalıkların arasında?”
bu ekinler, bu zarif görünüşlü ince sürgünlü hurmalıklar arasında...
Ekinlerin ve salkım saçak olgunlaşmış hurmalıklar içinde. 26/147
“Ekinlerin, sebze bahçelerinin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında mı bırakılacaksınız?”
Ekinler ve iç geçirtecek kadar zarif, olgun ve dolgun hurma salkımlarının sarktığı hurmalıklarda…
«Ve ekinlerin ve tomurcukla- rı latif hurma ağaçlarının içinde?»
146,147,148. "Siz bu beldede; bağların, bağçelerin ve pınarların içinde; ekinlerin, salkımları sarkan hurmalıkların arasında; (Rabbinizin ayetlerini inkar etmenize rağmen, sonsuza dek) güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?" (Hak davetimi kabul etmediğiniz takdirde, üzerinize bir azap inmesinden korkmuyor musunuz?)
Ekinler ve meyvesi üst üste yığılı hurmalıklar arasında?
Ekinler ve yumuşak tomurcuklu hurmalıklar içinde...
ve ekinler içinde ve daḫı ḫurmā aġaçları içinde ki yemişi yumuşaḳdur?
147, 148. Bağlarda, bahçelerde, pınarların başında, ekinler, bostanlar, dalları kırılacak derecede yüklü salkımları sarkan hurmalıklar içinde devamlı kalacağınızı mı sanıyorsunuz?
Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında?
"Ve ekinlerde, dalları tomurcuklanmış hurma bostanlarında"
Ekinler ve sık tomurcuklu hurmalar arasında yaşamaya,
Ekinlerin ve yumuşak tomurcuklu, hoş hurma ağaçlarının arasında.
“Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında?
"Ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar içinde."
'Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?'
Ekinlerin ve meyvası yumuşak, hoş hurma ağaçlarının içinde...
146, 147, 148. Siz burada, bağlar ve bostanlar, ekinler, meyveleri ermiş hurmalıklar arasında güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
“Ekinler, salkımlı hurma ağaçları arasında.”