25. Ayet
قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُٓ اَلَا تَسْتَمِعُونَ
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُٓ اَلَا تَسْتَمِعُونَ
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi.
Firavun, etrafındakilere, işitiyor musunuz? dedi.
Yanında olanlara Firavun dedi ki: «İşitmiyor musunuz?»
(Firavun,) çevresindekilere: “(Onun ne dediğini) duydunuz mu?” dedi.
Fir’avn etrâfındakilere "İşidiyor mısınız?" didi.
(Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi.
Etrafındakilere dönerek, "İşitiyor musunuz?" dedi.
Etrafındakilere dinlemezmisiniz? dedi
(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.
(Firavun, alaycı bir ifade ile) etrafında bulunanlara, “(Mûsâ’nın dediklerini) işitmiyor musunuz?” dedi.
(Firavun) Çevresindekilere dedi ki: "İşitmiyor musunuz? (Bu adam neler uydurup söylemektedir?)"
Firavun, etrafındakilere: “Duymuyor musunuz?” dedi.
eyitti fir'avn anlara kim yöresinde-y-idi “ay işitmez misiz?”
(Fir'avn) etrafında bulunan kimselere dedi ki: «İşitmiyor musunuz»?
(Fir'avun,) etrâfında bulunanlara: “İşitmiyor musunuz?” dedi.
(Firavun ise,) çevresindekilere: "(Onun ne dediğini) duyuyor musunuz?" dedi.
Firavun çevresinde olanlara “Musa’yı işitmiyor musunuz?
Firavun yanındakilere dedi: «İşitiyor musunuz, ne diyor bu?»
Fir/avun, etrafında bulunanlara «— İşitmiyor musunuz?» [⁴] dedi.
Firavun yanında bulunanlara: “İşitiyor musunuz?” dedi.
(Firavun) Etrafında bulunanlara, “İşitiyor musunuz?” Dedi.
Firavun çevresindekilere: “O'nun ne dediğini duydunuz mu?” dedi.
Firavun yanında bulunanlara, “Ne dediğini duydunuz değil mi?” dedi.
Firavun etrafındaki ileri gelenlere, “Bu adamın neler saçmaladığını duyuyorsunuz, değil mi?” dedi.
Etrafındaki kimselere: -“İşitiyorsunuz, değil mi?” dedi.
Fıravun çevresindekilere: " duyuyor musunuz!!? "
Firavun çevresindekilere "İşitiyor musunuz?" derken Musa’ya ve Harun’a küçümseyerek bakıyordu. Üstelik alaycılığı yüzüne yansımıştı.
(Firavun) etrafındakilere “Duymuyor musunuz?” demişti.
(Firavun) çevresindekilere: “Onun dediklerini duyuyor musunuz?”¹ (dedi.)
[Firavun,] çevresindekilere: “[O-nun ne dediğini] duydunuz mu?” ¹⁵ dedi.
–Firavun etrafındakilere: Bu adam neler söylüyor duyuyor musunuz? 20/47...56
Firavun, etrafındakilere: “Neler söylediğini işitmiyor musunuz?” dedi.
(Firavun) çevresindekilere yönelerek “Ne diyor, duydunuz mu?” dedi.
(Fir'avun) Etrafında olanlara dedi ki: «İşitiyor musunuz?»
Firavun bu kez yanındakilere döndü ve "Şu adamın söylediklerini işitiyor musunuz? (O, size benden başka bir ilahınız olduğunu iddia ediyor, oysa biliyorsunuz bütün kuvvet benim elimdedir) dedi. (Böylece yanındaki cahil halkı etkisi altına almak istedi)
(Firavun, ) çevresindekilere: "(Onun ne dediğini) duydunuz mu?" dedi.
-Duyuyor musunuz? dedi Firavun, etrafındakilere.
Fir‘avn eyitdi çevre yanında olanlar[a]: İşitmez misiz?
Firavun alaycı bir şekilde çevresindekilere: “Bu adamın dediklerini işittiniz değil mi? (Aklısıra cevap veriyor). ”
(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
Fir'avn etrâfından olanlara: "Söylediği işidiyor mısınız?" didi.
Firavun yanındakilere; “dinliyor musunuz?” dedi:
(Firavun) etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.
Firavun yanındakilere “İşitiyor musunuz?” dedi.
Firavun, çevresindekilere dedi: "Duyuyor musunuz?"
Çevresindekilere dedi ki: 'İşitiyor musunuz?'
Firavun, etrafında bulunan kimselere: “-Duymuyor musunuz?” (Mûsa'nın verdiği cevab, suale karşılık değildir) dedi.
Firavun, etrafındakilere. “İşitiyor musunuz?” dedi.
Firavun, etrafındakilere, “Duymuyor musunuz?” dedi.