Şuarâ Suresi 57. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

57. Ayet

فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ

57,58. Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken onları bahçelerden, kaynaklardan sürüp çıkardık.

Besim Atalay (1965)

Biz onları, bahçelerden, pınarlardan

Cemal Külünkoğlu

Biz de onları (Firavun ve kavmini yaptıkları yüzünden Mısır'daki) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık.

Cemil Said (1924)

57, 58, 59. Bu vechile Mısırlıları bağçelerinden, çeşmelerinden, hazînelerinden ve güzel kâşânelerinden ayırdık. Ve Benî İsrâîl’i ânlara vâris yapdık.

Diyanet Vakfı

57, 58. Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir yerden çıkardık.

Edip Yüksel

Sonunda, onları çıkardık: Bahçelerden, çeşmelerden,

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle bunları bostanlardan, pınarlardan

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,

Emrah Demiryent

57-58. Böylelikle (Firavun ve avenelerini, İsrâiloğullarının peşine düşürerek) onları bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve güzel yerlerden çıkardık.

Abdullah-Ahmet Akgül

Ama (buna rağmen sonunda) Biz onları (Firavun ve etbaını saltanat sürdükleri) bahçelerden ve pınarlardan (Musa’yı yakalamak telaşıyla) çıkardık.

Erhan Aktaş

Derken onları cennetlerden¹ ve çeşmelerden çıkardık.

Eski Anadolu Türkçesi

57-58. pes çıķarduķ anları bostanlardan daħı biñarlardan daħı gençlerden daħı ŧuraķ yirden görklü.

Hasan Basri Çantay

57,58. Bu suretle onları bostanlardan, akar sulardan, hazînelerden ve şerefli makam (lar) dan çıkardık.

Hayrat Neşriyat

57,58. Böylelikle (İsrâiloğullarının peşine düşürerek) onları bahçelerden, pınarlardan, hazînelerden ve güzel yerlerden çıkardık.

İhsan Aktaş

(İşte sonunda) Biz de (zalim ve azgın bir topluluk oldukları için) onları (Firavun ve yandaşlarını saltanat sürdükleri, zevk ve sefa içinde yaşadıkları o güzelim) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;

İlyas Yorulmaz

“Ve onları (daha önce) bahçelerden ve pınar başlarından çıkarmıştık.”

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine Biz de onları bahçelerinden, pınarlarından ayırdık,

İsmail Hakkı İzmirli

57, 58. Biz de Firavuncuları bahçelerinden, pınarlarından, altın gümüş hâzinelerinden, âlâ yerlerden [³] çıkardık.

İsmail Yakıt

Nihayet Biz de onları bahçelerinden, pınar başlarından çıkarttık.

Kadri Çelik

Böylelikle biz onları bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık.

Abdullah Parlıyan

Biz de Firavun ve yandaşlarını o güzelim bahçelerinden ve pınar başlarından,

Kuran Yolu

57-58. Daha sonra onları (Firavun ve topluluğunu) bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir konumdan mahrum ettik.

Mahmut Kısa

Böylece onları, zevk ve sefa içinde yaşadıkları o güzelim bahçelerden, pınarlardan —geri dönmemek üzere— çıkarıyorduk.

Mahmut Özdemir

Derken onları çıkardık bahçelerden ve pınarbaşlarından;

Mehmet Çakır

57,58. Sonunda onları bağlarından bahçelerinden; onca değerli mal ve mülklerinden ettik.

Mehmet Çoban

Böylece biz Firavun’u, halkını, kendi ülkesinden çıkardık. Bahçelerinden, çeşmelerinden, zenginliklerinden ayrıldılar.

Mehmet Okuyan

57,58. Onları (Firavun ve halkını) bahçeler(in)den, (su) kaynaklarından, hazinelerden ve değerli makamlardan çıkarmıştık.

Mehmet Türk

(Sonunda) Biz de onları, bahçelerden ve pınarlardan, çıkardık.

Muhammed Esed

bunun içindir ki onları bağlar[ın]dan bahçeler[in]den, pınar başlarından çıkarıp attık,

Mustafa Çavdar

Böylece biz onları, bağ ve bahçelerinden ve pınarlarından sürüp çıkardık. 10/44- 45

Ahmet Tekin

Sonra biz onları bahçelerden, akarsu kıyılarından ve pınar başlarından çıkardık.

Mustafa İslamoğlu

İşte[³²⁰⁶] bu tür bir (gurura kapıldıkları) için onları has bahçelerinden ve pınar başlarından çekip çıkardık;

Ömer Nasuhi Bilmen

Cenâb-ı Hak da buyuruyor ki: «Artık biz onları bostanlardan, ırmaklardan çıkardık.»

Orhan Kuntman

57,58. Fakat Biz, (Firavun ile ordusunu suya gark ettik) onları güzelim bahçelerden, pınar başlarından hazînelerden ve yüksek makamlardan yoksun bıraktık.

Osman Fırat

Böylece biz onları( Firavun ve ahalisini) ; bahçelerinden, pınar başlarından çıkardık

Şaban Piriş

Biz de onları, bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.

Satıraltı Meal (1534)

Pes anları çıḳarduḳ bostānlardan ve aḳar ṣulu bıñarlardan

Suat Yıldırım

57, 58. Ama neticede Biz onları bahçelerinden ve pınarlarından, hazinelerinden, servetlerinden ve kendilerince çok değerli makam ve mevkilerinden çıkardık.

Süleyman Ateş

Böylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den.

Süleyman Tevfik (1927)

57,58. Biz Fir'avn ve kavmini bağçelerinden ve su başlarından, hazînelerinden ve güzel ve mutantan makâmlarından çıkardık.

Süleymaniye Vakfı

Böylece Firavun’u ve yandaşlarını bahçelerden, pınarlardan ayırdık,

Ahmet Varol

Böylece onları bahçelerden ve pınarlardan çıkardık,

Ümit Şimşek

İşte böyle çıkardık onları bahçelerinden, pınarlarından.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine biz onları bahçelerinden, pınarlarından çıkardık.

Ali Bulaç

Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;

Ali Fikri Yavuz

Böylece Firavun'u ve kavmini çıkardık bostanlardan, pınarlardan;

Bahaeddin Sağlam

Biz de onları bağlı, bahçeli, çeşmeli saraylardan,

Bayraktar Bayraklı

57,58,59,60. Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrâiloğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrâiloğulları'nın ardına düştüler.