64. Ayet
وَاَزْلَفْنَا ثَمَّ الْاٰخَر۪ينَۚ
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَزْلَفْنَا ثَمَّ الْاٰخَر۪ينَۚ
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Öbürlerini buraya yaklaştırdık.
Hemen deniz yarılıp, her parçası ulu bir dağ olmuştu !
Ötekileri de oraya yaklaştırdık (onlar da yarılan denize girdiler).
Sonra Mısırlıları bahre yaklaşdırdık.
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.
Sonra, diğerlerini yaklaştırdık.
Ötekileri de buraya yanaştırmıştık
Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.
Ötekileri (Firavun ve askerlerini) de oraya yaklaştırdık (onlar da denizde açılan yola girdiler).
(Arkadan gelen) Ötekileri (Firavun ve askerlerini) de buraya yaklaştırdık (ve peşlerinden açılan yarığa daldırdık).
Diğerlerini¹ de oraya yaklaştırdık.
daħı yaķın getürdük anda ayruķları.
Ötekileri de buraya yanaşdırdık.
Ötekileri (Fir'avun ve askerlerini) de buraya yaklaştırdık.
Ötekileri (Firavun ve onunla birlikte olanları) da oraya yaklaştırdık.
Diğerlerinin (İsrailoğullarının) arkasına, onları (Firavunun ordusunu) yaklaştırdık.
Öbürlerini oraya yaklaştırdık.
Öbürlerini de oraya yaklaştırdık [¹].
Diğerlerini de oraya yaklaştırdık.
Ötekileri de buraya yaklaştırdık.
Firavun ve ordularını da, bu açılan yola sokarak, İsrailoğullarına yaklaştırdık.
Ötekilerini de oraya getirdik.
Derken, diğerlerini helâk etmek üzere buraya yaklaştırdık.
Arkadan İzleyenler’i oraya yanaştırdık.
Önden onları, ardından Fıravunları sürdük.
Bir de ne görsün? Musa halkıyla birlikte açılan yollardan geçiyordu. Alelacele peşlerine düştü. Zaten Musa’nın istediği de buydu. Firavun’un düşünmesini engellemek istiyordu. Firavun Musa’nın onlara tuzak kuracağını düşünmemişti. İşte bu onlar için hazırlanan en büyük tuzaktı. İnsanları küçümsemek, onların yapabilecekleri şeyleri düşünmemek en büyük hataydı. Firavun Musa’yı ve halkını küçümsemişti. Hâlbuki Musa Mısır’da ordu komutanlığı yapmıştı. Mısır’da kölelik yapan İsrail halkı her türlü yapıları inşa eden bilgilere sahipti. Belki Musa’nın Firavun gibi süslü orduları yoktu ama bilgileri becerileri vardı. Bilgili becerili halkı vardı.
Diğerlerini oraya yaklaştırmıştık.
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.¹
Ve kovalayanları (da) ³⁴ oraya yaklaştırdık.
Geriden gelenleri oraya yaklaştırdık. 20/72...78
Ötekileri, Firavun'un ordusunu da oraya yaklaştırdık.
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Ötekilerini de buraya yaklaştırmıştık.
Sonra diğerlerini (Firavun ile ordusunu) oraya yaklaştırdık.
Ve (kovalayanları) oraya yaklaştırdık.
Oraya ötekilerini de yaklaştırdık.
Daḫı yaḳın getürdük anda ayruḳları ki Fir‘avn‐ıla ḳavmidür.
64, 65, 66. Ötekileri (Firavun'un ordusunu da) oraya yaklaştırdık. Mûsâ'yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık. Öbürlerini ise suda boğduk.
Ötekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler).
Onları ve diğerlerini (Fir'avn ve ittibâ'ını) bahre girdirdik.
Öbürlerini o yerde onlara yaklaştırdık.
Ötekileri buraya yaklaştırdık.
Diğerlerini de oraya yaklaştırdık.
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Ötekileri de buraya yaklaştırdık.
Ötekileri, (Firavuncuları) da buraya yanaştırdık.
Diğerlerini de oraya topladık.
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.