13. Ayet
فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ
Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ
Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Delillerimiz, gözle görünür bir surette onlara gösterilince bu, apaçık bir büyü dediler.
Apaydın belgelerimiz, onlara vardığında, dediler ki: «Bu açık bir büyüdür!»
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
Bizim mu’cizelerimiz âşikâr bir sûretde gözlerine görindiği vakit "Bu şübhesiz sihirdir" didiler.
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.
Bu suretle âyetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Onlara (Firavun ve kavmine), bütün açıklığıyla mu‘cizelerimiz gelince, “Bu, apaçık bir sihirdir!” dediler.
Vaktâki (bütün mucizelerimiz ve) ayetlerimiz onlara, gözleri önünde sergilenmiş olarak gelince (yine) dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüden ibarettir."
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz¹ gelince, “Bu apaçık sihirdir.” dediler.
pes ol vaķt kim geldi anlara āyetlerümüz görici eyittiler “uşbu cādūlıķdur bellü.”
Vaktaki âyetlerimiz böyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
İşte mu'cizelerimiz onlara (hakikati) açıkça gösterir bir şekilde gelince: “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Ama ayetlerimiz (kanıt ve delillerimiz) onlara (hakikati) açıkça gösterir bir şekilde gelince: ’Bu açık bir sihirdir’ dediler.
Onlara, gördükleri ayetlerimiz (mucizeler) geldiğinde “Bu apaçık bir sihirdir” derler.
Belgelerimiz bütün açıklığı ile onlara erişince: "Bunlar apaçık büyüdür" dediler.
Vaktaki mûcizelerimiz onlara görünür bir halde [⁸] geldi. Onlar «— Bu, apaçık bir büyücülüktür» dediler.
Mucizelerimiz [âyâtunâ] gözle görülür [mubsireten] bir şekilde kendilerine gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Ayetlerimiz onlara bütün aydınlığıyla apaçık olarak gelince dediler ki: “Bu, apaçık olan bir büyüdür.”
Fakat onlara gerçeği, bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: “Bu apaçık bir büyü” dediler.
Mûcizelerimiz onların gözleri önüne serilince, “Bu, düpedüz bir sihirdir” dediler.
Böylece Mûsâ, Firavunun karşısına çıkıp ona ilâhî buyrukları tebliğ etti. Fakat Firavun ve adamları inkârda direttiler. Öyle ki, hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde hakîkati ortaya koyan apaçık mûcizelerimiz onlara ulaşınca, “Bu olağanüstü olaylar, apaçık bir büyüdür!” dediler.
Göz görecek şekilde onlara bizim âyetlerimiz geldiğinde: -“Bu açıkça bir sihir” dediler.
Mucize gösterisi herkesin gözü önünde yapıldı fakat: " Bu bir büyü " deyip geçtiler.
Ayetlerimiz Firavun ve yanında bulunanlara açıklanınca; gerçeklerimiz karşısında şaşırıp kaldılar. Şaşkınlık içinde dediler ki: "Sihirli sözlerinle bizi etkilediniz. Yaptığınız şey apaçık bir büyüdür."
Gerçeği ortaya koyucu delillerimiz kendilerine gelince ‘Bu, apaçık bir büyüdür!’ demişlerdi.
Mûcizelerimiz onlara bütün açıklığıyla gelince: “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.
Fakat onlara gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: “Bu apaçık bir büyü!” dediler; ¹⁴
Nitekim mucizelerimiz açık seçik onların gözlerinin önüne serilince kalkıp; “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. 20/9...48, 28/29...36
Mûcizelerimiz, onların gözleri önüne serilince: “Bu aklı etki altına alan apaçık bir sihirdir” dediler.
Fakat onlara göz açıcı nitelikteki (mucizevî) âyetlerimiz gelince: “Bu apaçık bir büyüdür” dediler.
Vaktâ ki, onlara âyetlerimizi, vazihen, (tarik-i hidâyeti gösterir bir halde) geldi. Dediler ki: «Bu apaçık bir sihirden ibarettir.»
Vaktâ ki onlara; (Firavun ile kavmine, Musa'yı destekleyen) mucizelerimiz aşikar olarak geldi: "Bu ancak apaçık bir büyüdür" dediler.
Onlara açıkça görünen âyetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Nitekim ayetlerimiz, gözleriyle görecekleri şekilde, kendilerine gelince:- Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.
Pes ol vaḳt kim geldi anlara bellü āyetlerümüz, bu ulu cāẕūluḳdur, didiler.
Mûcize ve belgelerimiz bütün aydınlığıyla apaçık olarak onlara geldiğinde: “Bu besbelli bir büyü! ” dediler.
Onlara açıkça görünen ayetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Vaktâ ki Mûsâ ile mu'cizâtımız Fir'avn kavmine âşikâr ve bedîhî olarak geldikde "Bu metîn ve âşikâr bir sihirdir" didiler.
Her şeyi açıkça gösteren belgelerimiz onlara gelince: “Bunlar açık büyüdür” dediler.
Onlara ayetlerimiz açık olarak gelince: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Fakat gözleriyle gördükleri âyetlerimiz kendilerine geldiğinde, onlar yine “Bu apaçık bir büyü” dediler.
İşte bu şekilde ayetlerimiz göz ve gönül açar bir biçimde onlara geldiğinde şunu deyiverdiler: "Açık bir büyüdür bu..."
Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: 'Bu, apaçık bir büyüdür.'
Vaktaki mucizelerimiz açık olarak onlara geldi: “- Bu meydanda bir sihirdir.” dediler.
Ayetlerimiz (mucizelerimiz) apaçık olarak onlara geldiğinde: “Bunlar, besbelli bir büyüdür” dediler.
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.