Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Kendileri de bunlara adamakıllı inandıkları, bunları iyice bilip anladıkları halde zulümle, ululanmayla inadına inkar ettiler; bak da gör, bozguncuların sonları ne oldu.
Besim Atalay (1965)
Kendileri, yakından bilip, dururlarken — zulmederek, büyüklenerek— onu tanımadılar, göresin, nice oldu sonu fesatçıların
Cemal Külünkoğlu
Ve vicdanları bunların doğruluğuna kesin bir kanaat getirdiği halde sırf gerçeği çarpıtma ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkâra saptılar. Ama bir bak ki o bozguncuların sonu nasıl oldu!
Cemil Said (1924)
Bunların hakîkat oldığını bildikleri halde kibirlerinden ve zulümlerinden inkâr itdiler. Lâkin müfsidlerin ’âkıbetini göreceksin.
Diyanet Vakfı
Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Edip Yüksel
Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı oduğuna inandılar ve onları reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve nefisleri yakîn hasıl ettiği halde mücerred zulm-ü kibirden onlara cehudluk ettiler, fakat bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Emrah Demiryent
Vicdanları, bunların (mu‘cizelerin) doğruluğuna (ve Mûsâ ile Hârûn’un, peygamber olduklarına) tam bir kanaat getirdiği hâlde, zulüm ve kibirlerinden dolayı bile bile (hakkı) inkâr ettiler. (Resûlüm!) Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak. (Dünyada iken denizde helâk oldular, âhirette de cehennemde, ebedî azap görecekler.)
Abdullah-Ahmet Akgül
Vicdanları (nefislerindeki fıtri duyguları da, elçinin davetini haklı bularak) tam kanaat getirip (kabul ettiği) halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları (Hz. Musa’nın çağrısını) inkâr ettiler. Artık Sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak (ve insanlara bildir).
Erhan Aktaş
Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek mücadele ettiler. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Eski Anadolu Türkçesi
daħı inkār eylediler aña gümānsuz bilmiş iken anı gendüzileri. žulm iken daħı yücelik iken. pes baķ nite oldı śoñı müfsidlerüñ!
Hasan Basri Çantay
Vicdanları da bunlara tam bir kanâat haasıl etdiği halde zulm ve kibr ile yine bunları (inâdlarından) inkâr etdiler. (Habîbim) fesâdcıların encamı bak nice oldu!
Hayrat Neşriyat
Kendileri de bunlara (bu mu'cizelerimize) kat'î olarak inandıkları hâlde, zulüm ve kibir yüzünden onları inkâr ettiler. Ama bak, o fesad çıkaranların âkıbeti nasıl oldu!
İhsan Aktaş
Öz benlikleri, onlara (o ayetlerimize) kâni oldukları (onayladıkları) hâlde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkâr ettiler. Ama bak (düşün), o bozgunculuk yapanların âkıbeti nasıl oldu!
İlyas Yorulmaz
Gelen ayetlerimizle mücadele ettiler ve sonunda nefislerini üstün tutarak, Allah’ın ayetlerine haksızlık (zulüm) yolunu seçtiler. Bak bakalım, bozgunculuk yapanların sonu nasıl olmuş?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Bu belgelere kanasıya inanmış iken kıyıcılıklarından büyüklük taslamalarından dolayı yine de onları tanımaz oldular. Bak, karıştırıcıların sonu nice oldu.
İsmail Hakkı İzmirli
Mûcizelerimizi gönüllerine hiçbir şüphe girmeksizin bildikleri halde mücerret zulümden, kendilerini yüksek görmeden dolayı inat ederek inkâr ettiler. Fesatçıların sonu nasıl oldu? Gördün ya!
İsmail Yakıt
İç dünyalarında kâni oldukları/onayladıkları hâlde, zulüm ve kibir yüzünden reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Kadri Çelik
Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkâr ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak!
Abdullah Parlıyan
Firavun ve çevresinin, vicdanları da Musa'nın getirdiğinin doğruluğuna, tam bir kanaat getirdikleri halde, haksızlığı kendilerine yol edinmiş olmaları ve kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmış olmalarından dolayı, mesajlarımızı inkâr ettiler. Bak işte, bu bozguncuların sonu nasıl oldu!
Kuran Yolu
Mûcizeleri açık ve kesin olarak görüp idrak ettikleri halde zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Mahmut Kısa
Ve bunların birer ilâhî mûcize olduğunu pekâlâ bildikleri hâlde, zulüm ve kibirleri yüzünden hepsini inatla inkâr ettiler. Şimdi insanlık tarihini bir gözden geçir de bak bakalım; yeryüzünde fesat çıkaran bozguncuların sonu nice olmuş! Zâlimleri bekleyen acı âkıbete dikkat çekildikten sonra, gelelim müminlere müjdelenen ilâhî nîmetlere:
Mahmut Özdemir
Onlara kendi nefisleri kesin bilmek (inanmak) istediği halde, zulmederek ve kibirlenerek, onları bile bile inkâr ettiler. Bir bak, Bozguncular’ın sonu nasıl oldu?
Mehmet Çakır
Yakinen bilip ettikleri halde, gurur ve kibir meselesi yapıp mucizeleri inkar ettiler ama , bozguncuların sonu ne oldu gördün ...
Mehmet Çoban
Vicdanları ayetlerimizin doğruluğuna kanaat getirdiği halde; kibirleri, bencillikleri yüzünden haksızca gerçeklerimizi inkâr ettiler. Ayetlerimize karşı çıkan bozguncuların sonu ne oldu iyice bak! Onlar yok olup gittiler.
Mehmet Okuyan
Kendileri bu delillere kesin olarak inandıkları hâlde, haksızlık ve kibirleri nedeniyle onları inkâr etmişlerdi. [*] Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
Mehmet Türk
Vicdanları kabul ettiği halde, sırf zulüm ve kibirlerinden dolayı onları inadına inkâr ettiler. (Ey Muhammed!) Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Muhammed Esed
ve zihnen onların doğruluğuna kanî oldukları halde, sırf zulmü kendilerine yol edinmiş olmalarından ve kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmış olmalarından ötürü mesajlarımıza karşı çıktılar; bak işte bozguncuların sonu nasıl oldu!
Mustafa Çavdar
Aslında onlar kesin kanaat getirdikleri halde sırf zulüm ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inanmadılar. Bozguncuların sonu nasıl olurmuş bir bak! 2/75-76, 10/89...91
Ahmet Tekin
Mûcizelerin Allah tarafından gerçekleştirildiğini, delilleriyle bildikleri, vicdanları, bunların doğruluğuna tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı mûcizeleri bile bile inkâr ettiler. Fesat çıkaranların, bozguncuların âkıbetinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bir bak, incele.
Mustafa İslamoğlu
İç dünyalarında kesin kanaat getirdikleri halde, sırf gerçeği çarpıtma[³²⁹²] ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkâra saptılar:[³²⁹³] hele bir bak, fesatçıların akıbeti nasıl olurmuş?
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve bu âyetleri, vicdanları da tam bir kanaat getirdiği halde bir zulm ve kibirden dolayı inkar ettiler. Artık bak, o müfsidlerin akibeti nasıl oldu?
Orhan Kuntman
Mucizelerimizin (sihir olmayıp, ilahi bir kudret eseri) mucize olduğuna tam bir kanaat getirdikleri halde; sırf zulüm ve kibirlerinden dolap. (Musa'nın hak davetini) inkar ettiler!.. (Ey Muhammed, bak o bozguncuların sonu nice oldu. Senin hak davetini yalan sayanlar da, elbet bir gün böyle perişan olacaklardır)
Osman Fırat
Onlar (O mucizelere) direndiler ve nefislerinde gerçek olduğuna kanaat getirdikleri halde sırf haksızlık ve böbürlenmeyle karşı çıktılar. Bak işte bozgunculann sunu nasıl oldu!..
Şaban Piriş
Gerçeği çok iyi anladıkları halde, sırf zalimlik ve büyüklenme yüzünden inkar ettiler. İşte bak, bozguncuların sonu nasıl oldu?!
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı āyetlerümüzi inkār itdiler, özleri gümānsuz anı bilmişler‐iken ẓulm‐ıla ve büyüklenmeg‐ile. Pes gör yā Muḥammed nice oldı ṣoñları müfsidle‐rüñ.
Suat Yıldırım
Vicdanları onların doğruluğuna şahitlik ettiği halde, sırf kibir ve haksızlık saikiyle, onları inkâr ettiler. İşte bak da fesatçıların, bozguncuların âkıbetlerinin nasıl olduğunu gör!
Süleyman Ateş
Vicdanları, onlar(ın doğruluğun)a kanaat getirdiği halde, sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları inkar ettiler. Bak işte o bozguncuların sonu nasıl oldu.
Süleyman Tevfik (1927)
Ve onlara karşı 'inâden, nefisleri bunların sihir olmayub mu'cize oldığına yakînen kâni' iken mücerred kibir ve zulümleri ile inkâr iylediler. Bak (Yâ Muhammed) müfsidlerin 'âkıbeti nasıl oldı.
Süleymaniye Vakfı
İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde zalimliklerinden ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inanmadılar. Bak bakalım, o bozguncuların sonu ne oldu.
Ahmet Varol
Vicdanları (doğruluğunu) kesin olarak anladığı halde zulüm ve büyüklenme yüzünden onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Ümit Şimşek
Vicdanları bu âyetleri kesin bir şekilde doğruladığı halde, zulüm ve kibirleri yüzünden onları inkâr ettiler. Fakat bak, o bozguncuların sonu nice oldu!
Yaşar Nuri Öztürk
Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar. Oysaki öz benlikleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti. Bak da gör, nasıl olmuştur o bozguncuların sonu!
Ali Bulaç
Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.
Ali Fikri Yavuz
(Mucizelerin Allah tarafından olduğunu) kalbleriyle yakînen bildikleri halde, nefislerine zulüm yaparak ve kibrederek bütün mucizeleri (açıktan) inkâr ettiler. Ey Rasûlüm, bak ki müfsidlerin (kâfirlerin) akıbeti nasıl oldu! (Nasıl boğulup gittiler!...)
Bahaeddin Sağlam
Vicdanları o mucizelere tam inandığı halde, onlar zulmen ve azgınlık olarak o mucizeleri yalanladılar. İşte bak, bozguncuların sonunun nasıl olduğunu gör!
Bayraktar Bayraklı
Kendileri de mucizelerimize kesin olarak inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!