Neml Suresi 40. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

40. Ayet

قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ

Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Kitaba ait bir bilgiye sahib olansa ben dedi, gözünü yumup açmadan onu getiririm sana. Derken baktı ki taht yanında durmada, onu görünce bu dedi, Rabbimin lutfundan, ihsanından, şükür mü edeceğim, nankör mü olacağım, beni sınamak istiyor. Fakat şükreden, mutlaka kendisini faydalandırmış olur ve nankörlük edene gelince hiç şüphe yok ki Rabbim, kullarından müstağnidir, onlara karşı lütuf ve kerem sahibidir.

Besim Atalay (1965)

Kitaptan bilgisi bulunan biri, dedi ki ona: «Sen gözünü açıp kapatmadan, ben onu sana alır getiririm», Süleyman görünce onu yanında: «Beni sınamakçin bu, Tanrımın erdemidir, şükür mü edeyim? Yoksa küfür mü? Şükreden kendine, küfreden de kendine eder, imdi benim Tanrım zengindir, kerimdir»

Cemal Külünkoğlu

Kendisine vahiy ile bilgi verilen kimse (Süleyman, demek sen o tahtı ben yerimden kalkmadan bana getirebilirsin öyle mi?): “Gözünü açıp kapamadan o tahtı sana getireyim” dedi. (Süleyman daha sözünü bitirmeden) tahtı önünde kurulu bir biçimde görünce: “Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörce mi davranacağım diye beni sınavdan geçirmek isteyen Rabbimin bana yönelik bir lütfudur. Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, yüce Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve bağışı karşılıksızdır” dedi.

Cemil Said (1924)

40, 41. Kitâba âşinâ diğer biri "Ben ânı sen gözini açub kapayıncaya kadar getüreceğim" didi. Süleymân gözini açub kapayıncaya kadar tahtının önüne geldiğini görince "Bu Allâh’ın bir lütfıdır benim şükür mi yoksa küfür mi ideceğimi tecrübe idiyor, kim şükür ider ise kendi nefsine iyilik ider küfrân-ı ni’met iden yine kendine ider zîrâ Allâh ganî ve kerîmdir. Bu tahtı tanınmaz bir hâle getüriniz bakalım tarîk-i hidâyete geleceklerden midir yoksa bir dürlü yola gelmeyenlerden midir?" didi.

Diyanet Vakfı

Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.

Edip Yüksel

Kitap bilgisine sahip olan birisi de, "Ben onu, gözünü kırpman için geçen süreden daha çabuk getirebilirim," dedi. Onu yanında duruyor görünce, "Bu Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de, bilsin ki benim Rabbim Zengindir, Şereflidir," dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nezdinde kitabdan bir ılim bulunan zat ise: ben dedi: onu sana gözünü kırpmadan evvel getiririm, derken onu yanında duruyor görünce: bu rabbımın fazlından, dedi: beni imtihan için ki şükür mü edeceğim? Yoksa küfran mı? Her kim şükr ederse sırf kendi lehine eder, her kim de küfranda bulunursa şübhe yok ki rabbım ganiydir kerîmdir

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir."

Emrah Demiryent

Yanında kitaptan bir ilim bulunan kimse ise (Süleymân’a), “Sen gözünü kırpmadan (göz açıp kapayacak kadar bir zamanda) ben onu sana getiririm” dedi (ve iznimizle, getirdi). Onu, (tahtı) yanı başında duruyor görünce dedi ki: “Bu Rabbimin lütfundandır, (ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Rabbimin) şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim (i, bana göstermek üzere) beni sınamasıdır. (Her) kim şükrederse, (yalnızca) kendi (iyiliği) için şükretmiş olur, kim de (Allah’ın kendisine vermiş olduğu nimetlere) nankörlük ederse, (şunu iyi bilsin ki Allah, onun şükründen müstağnidir,) şüphesiz, Rabbim hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir, (O) sonsuz lütuf ve kerem sahibidir.”

Abdullah-Ahmet Akgül

(Ama) Kendi yanında kitaptan (mucizevi yüksek teknoloji) ilmi (ve ışınlama yeteneği) olan (İlahi ikrama=keramet lütfuna mazhar şahsiyetlerden) biri: "Ben, gözünü açıp (henüz) kapamadan (önce) onu sana getirebilirim" demişti. Derken (Süleyman) onu (tahtı) birden kendi yanında durur vaziyette görünce: "Bu Rabbimin fazlındandır, O’na şükredecek miyim, yoksa nankörlük mü edeceğim? diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim de nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Ğaniy (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır" diyerek (Allah’a teşekkür etmişti).

Erhan Aktaş

Kitaptan yanında bir bilgi bulunan kimse: “Onu bakışın sana dömeden¹ getiririm.” dedi. Süleyman, onun yanı başında durduğunu görünce: “Bu Rabb'imin lütfundandır; şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir.” dedi. Ve kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse, bilsin ki Rabb'im Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Cömert'tir.

Eski Anadolu Türkçesi

eyitti ol kim anuñ ķatındadur bilmek kitābdan “ben getürem saña anı andan ilerü kim döne sendin yaña baķmaķlıġım.” pes ol vaķt kim gördi anı ŧurmış anuñ ķatında eyitti “uşbu çalabum fażlındandur tā śınaya beni kim şükür mi eyleyem yā nā-sipāslıķ mı eyleyem. daħı her kim şükr eyledi bayıķ şükr eyledi gendüzi-y-içün daħı her kim nā sipās lıķ eyledi-y-ise pes bayıķ çalabum baydur kerimdür.”

Hasan Basri Çantay

Nezdinde kitabdan bir ilim olan (zât). «Ben, dedi, gözün sana dönmeden (gözünü yumub açmadan) evvel onu sana getiririm». Vaktaki (Süleyman) onu yanında durur bir halde gördü, «Bu, dedi, Rabbimin fazl (-u lutf) ündendir. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, beni imtihan etdiği içindir (bu). Kim şükrederse kendi fâidesinedir. Kim de nankörlük ederse şübhe yok ki Rabbim (onun şükründen) tamamen müstağnidir, (hem O) hakkıyle kerem saahibidir».

Hayrat Neşriyat

Yanında kitabdan bir ilim bulunan zât (Âsaf bin Berhıya): “(Senin) göz açıp kapaman (esnâsında, henüz nazarın) sana dönmeden önce, ben onu sana getiririm” dedi.(1)(Süleymân) birden onu (o tahtı) yanına yerleşivermiş olarak görünce: “Bu, Rabbimin bir lütfudur! Tâ ki şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni imtihân ediyor! Hâlbuki kim şükrederse, o takdirde ancak kendisi için şükreder; kim de nankörlük ederse, artık şübhesiz ki Rabbim, Ganî (hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Kerîm (çok cömert olan)dır” dedi.

İhsan Aktaş

Yanında kitaptan (hikmet ve teknikten) ilim bulunan (daha mahir ve yetenekli) kişi, dedi ki: “Bakışın (yani Sebe ülkesine göndereceğin elçin) sana dönmeden (ve bunu gündeminden düşürmeden) önce (en kısa zamanda) ben onu sana getirebilirim. Ne zaman ki (Süleyman) onu yanında durur bir hâlde gördü, dedi ki: “Bu, benim ne yapacağımı denemek için, Rabbimin bir bağışıdır. Şükür mü edeceğim yoksa (şükür etmemekle) nankörlük mü edeceğim? Bununla birlikte (Allah’a) şükreden kişi, yalnızca kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük eden kişi ise, (bilsin ki,) Rabbim hem sınırsız cömert hem de mutlak manada kendine yeterlidir.*

İlyas Yorulmaz

Danışmanları için de kitaptan bilgisi olan birisi “Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar ben o tahtı sana getiririm” dedi. Sonra tahtı yanında konulmuş olarak görünce “Bu Rabbimin bana, şükredecek miyim yoksa inkâr mı edeceğim? Diye, beni denemek için verdiği lütuflarından bağışlarından birisi. Kim Rabbine şükrederse, kendisi için şükretmiş olur. Kimde inkâr ederse bilsin ki Rabbim çok cömert ihtiyaçsız olandır.“

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Kendinde Kitap bilgisi olan bir de dedi: "Sen gözünü açıp kapamadan onu ben sana getiririm." Süleyman o tahtı yanı başında duruyor görünce dedi: bu çalabımın bir vergisidir. Bununla beni kesenkes sınıyor. Bakalım Ona şükür mü edeceğim, yoksa Onu tanımazlık mı edeceğim diye. İşte herkim Allah’a şükredecek olursa o kendi özrü için şükretmiş olur. Herkim de Allah’ı tanımazlık edecek olursa o da kendi özü için tanımazlık etmiş olur. Çünkü benim çalabım kendine yeticidir, açık ellidir."

İsmail Hakkı İzmirli

Kitabı bilen [²] biriyse «—Sen yüzünü yumup açıncaya kadar ben sana onu getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanında hazır durur görünce şükür makamında dedi ki: «— Bu, Rabbimin inayetindendir, Rabbim beni deniyor: Şükür mü edeceğim? Yoksa nankörlükte mi bulunacağım? Her kim şükrederse ancak kendisi için şükreder ve her kim nankörlük ederse Rabbim onun şükründen müstağnidir. Ona nimet vermekle de kerîmdir» dedi.

İsmail Yakıt

Kitap’tan bir bilgiye sahip biri¹¹; “Ben onu, senin göz kapağın yerine gelmeden önce sana getiririm” dedi. (Süleyman) tahtı yanına yerleşivermiş görünce,¹² “Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için Rabbimin lütfudur. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki Rabbim, Ganîy’dir, Kerîm’dir.”

Kadri Çelik

Kendi yanında kitaptan bir ilim olan biri de dedi ki: “Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.” Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır; O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük mü edeceyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir; kim de nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim hiç bir şeye karşı ihtiyacı olmayandır, yücedir.

Abdullah Parlıyan

Buna karşılık vahiyle bilgilendirilmiş olan kişi: “Bana kalırsa,” dedi. “Ben onu, göz açıp kapayıncaya kadar sana getireceğim.” Süleyman, onu gerçekten önünde görünce: “Benim, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü göstereceğim konusunda, beni denemek üzere, Rabbimin bahşettiği bir lütuf bu. Bununla birlikte Allah'a şükreden kişi, yalnızca kendi iyiliği için şükretmiş olur, nankörlük yapan kişi ise, bilsin ki Rabbim, hem sınırsız cömertlik sahibi, hem de mutlak manada kendi kendine yeterlidir.”

Kuran Yolu

(Bu konuya dair) kitaptan bir bilgisi olan ise, “Ben onu sen göz açıp kapayıncaya kadar getiririm” diye cevap verdi. Süleyman, tahtı yanı başına yerleşmiş olarak görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan rabbimin bir lutfudur. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, kerem sahibidir.”

Mahmut Kısa

Orada, Peygamber olarak “kitap ilmine sahip tek kişi olan Süleyman İfrit’e: Demek sen o tahtı daha ben yerimden kalkmadan getirebilirsin öyle mi? “Ben ise onu sen gözünü açıp kapatıncaya kadar sana getirebilirim!” dedi. Süleyman daha sözünü bitirmeden, taht yanlarında beliriverdi. Süleyman, onu yanı başında duruyor görünce, “Bu, verdiği nimetlere karşışükredip etmeyeceğimi sınamak için Rabb’imin bahşetmiş olduğu lütuflardandır. Her kim şükrederse, yalnızca kendi iyiliği için şükretmiş olur; kim de nankörlük ederse, doğrusu Rabb’im Ğanî’dir, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir, Kerim’dir, sonsuz lütuf ve kerem sahibidir.”

Mahmut Özdemir

Yanında Kitap’tan bir bilgi olan kimse: -“Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar onu sana ben getiririm” dedi. Onu kendi yanında yerleşmiş gördüğünde dedi ki: “Bu rabbimin lütfundandır. Beni deniyor; ‘Şükür mü ederim, yoksa nankörlük mü yaparım?’. Kim şükrederse, kendi nefsi için şükreder. Kim de nankörlük yaparsa, benim rabbim, cömert zengindir”.

Mehmet Çakır

İlahî bir kitap bilgisine sahip olan başka birisi söz aldı: " Ben onu sana gözünü açıp kapayana kadar getirebilirim. " Süleyman, kraliçenin tahtını yanı başına konmuş görünce kendi kendine: " Bu, Rabb’imin bir lütfu, şükür mü inkar mı edeceğim diye beni sınıyor olmalı. Aslında teşekkür eden, saygı görür. " Nankörlük eden şunu bilmeli ki, benim gerçek Sahib’im ikram zenginidir. "

Mehmet Çoban

Bunun üzerine Allah’ın gönderdiği kitaptan ilim sahibi olmuş Müslim komutanlardan biri ortaya atılarak dedi ki: "Ben gözünüzü açıp kapamadan, kısa bir süre içinde onu sana getirebilirim!" Süleyman Müslim olanı görevlendirdi. Görevi alan komutan hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kısa bir sürede Süleyman’ın huzuruna tahtı getirdi. Süleyman tahtın geldiğini görünce dedi ki: "Bu Rabbimin bir lütfudur. Lütfuna şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye Rabbim beni deniyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden kendisine nankörlük eder. Rabbim hiçbir kimsenin şükretmesine ihtiyaç duymaz. Çünkü benim Rabbim üstün, güçlü ve kerem sahibidir."

Mehmet Okuyan

Kendisinde Kitaptan bir bilgi olan kimse ise “Gözünü açıp kapamadan önce onu ben sana getiririm!” demişti. (Süleyman, Belkıs’ın) tahtını yanında yerleşmiş görünce [*] şunu söylemişti: “Bu, şükür mü edeceğimi yoksa nankörlük mü yapacağımı denemek üzere Rabbimin (bana verdiği) iyiliklerindendir. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; kâfir olana gelince, Rabbim zengindir, cömerttir.” [*]

Mehmet Türk

Yanında kitaptan bir ilim¹ bulunan (Süleyman²) da: “Sen gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm,” dedi. (Süleyman) o (tahtı) yanında durur vaziyette görünce: “Bu,³ şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (verdiği) bir lütuftur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O çok cömerttir.” dedi.

Muhammed Esed

(Buna karşılık) vahiyle bilgilendirilmiş ³² olan kişi: “Bana kalırsa” dedi, “ben onu, göz açıp kapayıncaya kadar sana getireceğim!” ³³ Ve onu gerçekten önünde görünce, ³⁴ “Benim şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü göstereceğim konusunda beni denemek üzere ³⁵ Rabbimin bahşettiği lütf[un bir belirtisi,] bu! Bununla birlikte [Allah’a] şükreden kişi, yalnızca kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük yapan kişi ise, [bilsin ki,] Rabbim hem sınırsız cömert hem de mutlak manada kendine yeterlidir!”

Mustafa Çavdar

Bu arada kitaptan ilim sahibi olan kimse kalkıp: “Ben onu sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm” Dedi. Süleyman tahtın huzuruna gelmiş olduğunu görünce: “İşte bu bana Rabbimin lütfu ve ihsanıdır. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Gerçek şu ki kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder, ama kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir. O çok cömerttir” 4/147, 14/7, 14/34, 100/6

Ahmet Tekin

Kitaptaki-Levh-i Mahfuzdaki ilmin bir kısmına sahip olan biri ise: “- Bakışının üzerinde olduğu eşyanın görüntüsü daha sana ulaşmadan, ben onu sana getiririm” dedi. Süleyman kraliçenin tahtını yanıbaşına yerleştirilmiş görünce: “- Bu Rabbimin lütuf ve ihsanındandır. Şükür mü edeceğimi, nankörlük mü edeceğimi denemek istiyor. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki, benim Rabbim zengindir, muhtaç değildir, af, merhamet ve kerem sahibidir.” dedi.

Mustafa İslamoğlu

Kendisinde vahiyden bir bilgi bulunan kimse “Ben” dedi, “sana onu gözünü açıp kapayıncaya kadar getiririm!”[³³¹⁷] Derken, onu önünde kurulu bir biçimde görünce dedi ki: “Rabbimin mahza bir lutfu bu; şükür mü nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Oysa ki şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur. Ama kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Rabbim kendi kendine yetendir, (mahlukata karşı da) sınırsız cömerttir.”[³³¹⁸]

Ömer Nasuhi Bilmen

Yanında kitaptan bir ilim bulunan zât da dedi ki: «Ben onu sana daha kendine gözün dönmeden getiririm.» Vaktâ ki (Hazreti Süleyman) Onu (tahtı) yanında karargir olmuş gördü, dedi ki: «Bu Rabbimin fazlındandır, tâ ki beni imtihan etsin ki, şükür mü ederim, yoksa küfran-ı nîmette mi bulunurum ve her kim şükrederse ancak kendi nefsi lehine şükreder. Ve kim de küfran-ı nîmette bulunursa, şüphe yok ki, Rabbim ganîdir, kerîmdir.»

Orhan Kuntman

Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise; "Ben onu sana, gözünü açıp kapamadan getiririm" dedi. (Hz. Süleyman, onun önerisini kabul etti ve) Melikenin tahtını, yanı başına yerleşmiş olarak görünce "Bu (mucize) şükür mü edeceğim, yoksa nankörlükte mi bulunacağım diye Rabbimin beni sınadığı bir lütfu ve keremidir. (O’nun bu ihsanına, ne kadar şükretsem yine de, az gelir, kullar bilmeli ki) Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince; o da bilsin ki Rabbim, (kullarının şükrüne ve hatta) hiçbir şeye muhtaç değildir, O, sonsuz kerem sahibidir" dedi.

Osman Fırat

Yanında Kitaptan bir ilim bulunan kimse de: "Sen gözünü açıp yummadan ben onu sana getirebilirim. " dedi. (Süleymân) tahtı yanına yerleşmiş görünce dedi ki: "Bu, Rabbimin lutfundandır. (Kendisine) şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak istiyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim zengindir, kerimdir, ikrâm sâhibidir. "

Şaban Piriş

Kitap'tan bir bilgiye sahip olan kimse ise:-Ben gözünü açıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm, dedi. Süleyman o anda tahtı yanında görünce,-Bu Rabbimin lütfundandır. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü yapacağım diye beni deniyor. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder, kim de nankörlük ederse, Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir. O çok cömerttir, dedi.

Satıraltı Meal (1534)

Eyitdi ol kimse ki özi ḳatında kitāb ‘ilmi var‐ıdı: Ben saña getüreyin anıgözüñ açup yummazdan öñdin. Pes ol vaḳt ki gördi Süleymān Belḳīs yaḫşıṭurmış özi yanında. Eyitdi: Bu pādişāhlıḳ benüm Tañrım fażlındandur, didibeni ṣınamaġ‐ıçun, şükr ider‐men, yā kāfir olur mıyın? Daḫı kimşükr eylese, pes şükr ẟevābı özi‐çündür. Kim ki kāfir olsa, taḥḳīḳ benümTañrım baydur, kimse şükrine muḫtāc degüldür.

Suat Yıldırım

Ama nezdinde, kitaptan ilim olan bir zat da: “Ben, sen gözünü açıp kapamadan onu getirebilirim” derdemez, Süleyman, Kraliçenin tahtının yanıbaşında durduğunu görünce: “Bu, Rabbimin lütuflarındandır. Bu şükür mü edeceğim, yoksa nankörlerden mi olacağım? diye beni sınamak içindir. Şükreden sadece kendi lehine olarak şükreder. Nankörlük eden ise bilmelidir ki Rabbim onun şükründen müstağnidir, şükrüne ihtiyacı yoktur, ihsan ve keremi boldur. ” [41, 46; 30, 44; 14, 8]

Süleyman Ateş

Yanında Kitaptan bir ilim bulunan kimse de: "Sen gözünü açıp yummadan ben onu sana getirebilirim." dedi. (Süleyman) tahtı yanına yerleşmiş görünce dedi ki: "Bu, Rabbimin lutfundandır. (Kendisine) şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak istiyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim zengindir (onun şükrüne muhtaç değildir), kerimdir (çok ikram sahibidir,yücedir)."

Süleyman Tevfik (1927)

'İndinde kitâbdan bir 'ilim olan: "Gözini yumub açıncaya kadar getiririm" didi. [¹] Süleymân o anda Belkıs'ın tahtını orada görünce: "Bu, ben şükür veyâ küfür mi iderim diye beni imtihân içün rabbimin kemâl-i kerem ve fazlındandır. Şükür iden tahkîk kendi nefsine şükür ider ve küfür iden (ona zarar virmez) Çünki rabbim şükürden gani kerîmdir." didi.

Süleymaniye Vakfı

O kitaptan bilgisi olan kişi dedi ki; “Sen gözünü açıp kapamadan onu sana getiririm.” Süleyman arşı yanı başında, sapasağlam görünce; "bu Sahibimin ikramıdır" dedi. Beni denemek içindir; şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü? Kim şükrederse şükrünün faydasını görür. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Sahibimin kimseye ihtiyacı yoktur, o, iyilik sahibidir.”

Ahmet Varol

Kendinde kitaptan bir ilim bulunan kişi: "Sen gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu yanına yerleşmiş halde görünce dedi ki: "Bu Rabbimin lütfundandır. Şükredecek miyim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni imtihan etmek için. Kim şükrederse kendi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbim bir şeye ihtiyacı olmayan, kerem sahibidir.

Ümit Şimşek

Kitaptan bir bilgiye sahip olan bir zat ise, “Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar ben onu sana getiririm” dedi. Süleyman tahtı yanı başına konmuş görünce, “Bu Rabbimin lütfundandır,” dedi. “Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü diye beni sınıyor. Şükreden, kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Rabbimin ihtiyacı hiç yok, lütuf ve keremi ise pek çoktur.”

Yaşar Nuri Öztürk

Kendinde Kitap'tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm." Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: "Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Ganî'dir, cömerttir."

Ali Bulaç

Yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: 'Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.' Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: 'Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiç bir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.

Ali Fikri Yavuz

Kendinde ilâhî kitabdan bir ilim bulunan bir (melek) dedi ki; “-Ben gözünü kırpmadan önce onu sana getiririm.” Derken Süleyman, tahtı yanında duruyor görünce dedi ki; “- Bu, rabbimin fazlındandır; beni imtihan etmek içindir: Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü yapacağım? Kim şükrederse, ancak kendi menfaatine şükreder; kim de nankörlük ederse, muhakkak ki rabbim onun şükrüne muhtaç değildir, ona yine de nimet verir.”

Bahaeddin Sağlam

Kitaptan yanında bir bilgi olan adam da: “Gözünü açıp kapamadan onu sana getiririm.” dedi. Süleyman, tahtın kendi yanında durduğunu görünce “Bu, Rabbimin bana olan fazl ve ihsanıdır. Şükredip etmeyeceğim diye, beni deniyor. Ve kim şükrederse, o kendi faydasına şükreder. Kim de nankörlük ederse, muhakkak Rabbim olan Allah, hiç kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Ve ikramı boldur.” dedi.

Bayraktar Bayraklı

Kitaptan bir ilmi bulunan kimse, “Sen gözünü açıp kapamadan ben onu sana getirebilirim” dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşmiş görünce şöyle dedi: “Bu, Rabbimin lütfundandır. Kendisine şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, diye beni denemek istiyor. Şükreden, kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, çok ikram sahibidir.”