57. Ayet
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِر۪ينَ
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helâk olmasını takdir ettik.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِر۪ينَ
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helâk olmasını takdir ettik.
Derken, onu ve ailesini kurtardık, ancak karısını kurtarmadık, onun, geri kalanlarla kalmasını takdir etmiştik.
Sağanak yağdırdık üzerlerine, ne kötüdür kocundurulan kimselerin yağmuru!
Biz de onu ve ehlini (kendisiyle beraber inananları) kurtardık, yalnız karısının geride kalarak azaba uğrayanlardan olmasını takdir ettik.
Lût ’âilesini kurtardık yalnız karısı müstesnâdır ânı arkada kalanların meyânına idhâl itdik.
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.
Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı hariç; onu geride kalanlardan saydık.
Bunun üzerine onu ve ehlini necâta çıkardık ancak karısını kalanlardan takdir etmiştik
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız (îmân ehli olmayan) karısı müstesna, (azaba müstahak olduğu için) onun geride kalmasını (azaba uğramasını) takdir ettik.
Bunun üzerine Biz de, onu (Hz. Lut’u) ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç (bırakıldı;) onu geride (azap içinde kalanlar arasında bulunmasını) kararlaştırdık (çünkü bu belaya layıktı).
Bunun üzerine onu ve taraftarlarını kurtardık; karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını uygun gördük.
pes ķurtarduķ anı daħı ķavumını illā 'avratını ŧaķdir eyledük anı girü ķalmışlardan.
Bunun üzerine biz de hem onun, hem geri kalanlardan olmasını takdîr etdiğimiz karısından, başka bütün haanedânını kurtardık.
Bunun üzerine (biz de) onu ve ehlini kurtardık. Ancak karısı hâriç; onun (inkârısebebiyle) geride kalanlardan olmasını takdîr ettik.
Bunun üzerine (biz de) onu ve ehlini kurtardık. Ancak karısı hariç; onun (inkâr ve kötülükleri sebebiyle) geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık.
Karısının dışında, Lut’u ve ehlini kurtarmış ancak karısının boğularak ölmesini planlamışdık.
Bunun üzerine Biz Lut’u da, çoluğunu çocuğunu da kurtardık. Yalnız karısını değil. Çünkü onun geri kalanlardan olmasını yasamıştık.
Biz de onu, karısından başka ailesini kurtardık, onu geri kalanlardan olmak üzere takdir ettik.
Biz de onu ve ailesini kurtardık, karısı hariç.¹⁹ Onun geride kalmasını takdir ettik.
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Sadece karısı müstesna; onu geride kalanlardan (azaba uğrayanlardan olmasını) takdir ettik.
Ve bunun üzerine biz de, O'nu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısının geride kalanlar arasında olmasını gerekli gördük.
Bunun üzerine onu ve karısı dışında kalan ailesini kurtardık. Karısının geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
Bunun üzerine, onu ve ailesini o şehirden çıkarıp kurtardık fakat kâfirlerin zulmünü destekleyen karısı hariç; onun, o zâlimlerle birlikte geride kalıp helâk olmasına karar verdik!
Derken onu ve ehlini / ailesini kurtardık, karısından başka! Onun Geride Kalanlar’dan olmasını takdir ettik.
Biz de karısı dışında, Lût ailesini kurtardık. Karısını ise bir atık olarak değerlendirdik.
Biz de Lut’u ve ailesini kurtardık. Yalnız karısının yaptığı günahkârlıklar yüzünden azapta kalanlardan olmasını takdir ettik!
Bunun üzerine onu (Lut’u) ve ailesini kurtarmıştık. Hanımı hariç; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını uygun görmüştük. [*]
Bunun üzerine Biz, geride (helâk olacaklar içerisinde) kalmasını uygun gördüğümüz karısı dışında, onu ve ailesini kurtardık.
Ve bunun üzerine Biz de o’nu ve ailesini kurtardık -yalnızca karısının geride kalanlar arasında olmasını gerekli gördük. ⁵²
Biz de Lut’u ve ailesini kurtardık, yalnız hanımı hariç zira onun geride kalıp helak olanlar içinde bıraktık. 51/31...37
Bunun üzerine Lût'u ve ailesini, mü'minleri kurtardık. Yalnız karısı müstesna. Onun geride, azâba uğrayanların içinde kalmasına hükmettik.
Derken, Biz onu ve (iman) ailesini[³³³⁴] kurtardık; ancak karısının dökülenler arasında yer almasını takdir ettik.
Binaenaleyh O'nu ve bütün hanedanını necâta erdirdik, zevcesi müstesna. Onu takdirimizle azapta bâki kalanlardan kıldık.
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Sadece karısının geride kalanlardan olmasını takdir ettik. (Çünkü o, onlara yardakçılık ediyordu)
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helâk olmasını takdir ettik.
O'nu ve ailesini kurtardık, yalnız, geride kalanlardan olmasını takdir ettiğimiz karısı hariç.
Pes ḳurtarduḳ anı, evi ḫalḳını daḫı, illā ‘avratını. Taḳdīr itdük ‘aẕābda bāḳīḳalanlardan.
Biz onu, ailesini ve beraberinde olanları kurtardık. Yalnız eşinin geride kalıp azaba uğrayanlardan olmasını takdir etmiştik.
Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının (azabda) kalanlardan olmasını takdir ettik.
Onı ve ehlini kurtardık ancak karısını kurtarmadık ki ona 'azâbda olmağı takdîr iyledik.
Biz de Lut’u ve ailesini kurtardık; karısı hariç. Onun küller altında kalanlardan olmasını kararlaştırmıştık.
Biz de onu ve karısı dışında bütün ailesini kurtardık. Onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
Biz de onu ve ailesini kurtardık—karısı dışında; çünkü onu geride kalanlar arasında takdir etmiştik.
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Karısı hariç. Onu, arkada kalanlardan biri olarak takdir etmiştik.
Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azab içinde kalanlar arasında) takdir ettik.
Bunun üzerine biz de Lût'u ve âilesini kurtardık; ancak karısını geride kalanlardan (helâke uğrayanlardan) takdir ettik.
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Hanımı hariç. Onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Karısı müstesna; çünkü onun, geride kalmasını gerekli bulduk.