58. Ayet
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَر۪ينَ۟
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü![409]
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَر۪ينَ۟
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü![409]
Ve onlara öylesine bir yağmur yağdırdık ki, korkutulanlara yağan yağmur, ne de kötü yağmurdur.
Diyesin ki: «Allaha hamd ola, selâm onun süzerek, seçtiği kullarına, Allah mı daha yeğdir? Yoksa, onların eş koştukları mı?
Onların üzerine (taş gibi) bir yağmur yağdırdık. Uyarıldığı halde yola gelmeyenler üzerine inen yağmur da ne kötüdür!
Ânların üzerlerine taş yağdırdık. ’Azâba inanmayan bu âdemlerin üzerine yağan yağmur ne müdhîş idi!
Onların üzerlerine müthiş bir yağmur indirdik. Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan) ların yağmuru ne kötü olmuştur!
Onların üzerine bir çeşit yağmur yağdırdık. Uyarılmış bulunanların yağmuru ne de kötü idi.
Ve onların üzerlerine öyle bir yağmur yağdırmıştık ki ne kötüdür o münzerîn yağmuru?
Onların üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki, ne kötü idi uyarılanların yağmuru!
Onların üzerine (taştan) yağmur (lar) yağdırdık. (Başlarına gelecek olan azap hususunda) uyarılanların (fakat küfür ve isyanda ısrar edenlerin) yağmuru ne kadar da kötüdür.
Ve onların (eşcinsel sapıkların) üzerlerine (çok şiddetli ve dehşetli) bir (bela olarak taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılıp korkutulan (ama bu çağrıları takmayınca intikam alınan)ların (felaket) yağmuru ne kötü (ve acıdır).
Ve onların üzerlerine taştan¹ yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.
daħı yaġdurduķ anlaruñ üzere yaġmur yavuz oldı ķorķıdmılmışlaruñ yaġmurı!
Onların üstüne öyle bir yağmur yağdırdık ki... Ne kötü idi inzâr edilenlerin yağmuru!
Ve üzerlerine (taştan) bir yağmur yağdırdık. Artık o korkutulan (kâfir) kimselerin yağmuru, ne kötü idi!
Ve onların üzerine (volkanik patmalar sebebiyle) yağmur (gibi lav) yağdırdık. Bu sebeple, (başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü.*
Üzerlerine korkunç bir yağmur yağdırdık. Uyarılanlar için o ne kötü bir yağmur.
Onların üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların üzerine yağdırılan bu yağmur ne kötü bir yağmurdu!
Üzerlerine taş yağmuru yağdırdık. Allah azabıyle korkuya düşen kimselerin yağmuru ne kötü yağmurdur!
Onların üzerine öyle bir (taş) yağmuru yağdırdık ki! Uyarılanların (ama kulak asmayanların) yağmuru ne kötü olmuştu!
Ve onlar üzerine özel bir yağmur (azap) yağdırdık. Uyarılıp korkutulanların yağmuru pek de kötüdür!
Üzerlerine taş yağmuru indirdik uyarılıp da aldırmayanların yağmuru gerçekten de ne kötü oldu!
Onların üzerine müthiş bir yağmur indirdik; önceden uyarılmış olanların yağmuru ne korkunç oldu!
Ve üzerlerine, azap taşlarını bir yağmur gibi yağdırdık! Evet, güzelce uyarıldıkları hâlde Allah’a başkaldıranların yağmuru, ne kötü bir yağmurdur!
Onların üzerine yağmur yağdırdık. Uyarılmışlar’ın yağmuru kötü oldu.
Sonra üzerilerine yağmur bindirdik. Bunca uyarıdan sonra nasıl da yağdı mübarek!...
Üzerlerine taş yağmuru yağdırdık! Uyarıldıkları halde aldırmayanların yağmuru gerçekten çok kötüydü.
Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kotu (olmuştu)!
Ve üzerlerine çok şiddetli bir (azap) yağmuru yağdırdık. Uyarılanların yağmuru gerçekten ne kötü bir yağmurdur!¹
Ve ötekilerin üzerine [yok edici] bir yağmur yağdırdık; uyarıl[dıkları halde aldırmay]anların uğradığı bu yağmur ne korkunç bir yağmurdur! ⁵³
Onların üzerine yağmur gibi taş yağdırdık. Ne korkunçtur uyarılara kulak asmayanların yağmuru. 15/59...75
Onların üzerine müthiş bir yağmur, taş yağdırdık. Sorumluluk, hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılanların yağmuru ne berbat, ne korkunç yağmurdur.
Nihayet (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: ve uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanağın ne berbat olduğunu (gösterdik)!
Ve onların üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Artık ne fena oldu o korkutulmuş olanların yağmuru!
Geride kalanların üzerine öyle bir yağmur indirdik ki, ne kötü idi o (uyarıldıkları halde) kötülükte direnenlerin yağmuru!
Onların üzerine (yok edici) bir yağmur yağdırdık; uyarıldıkları halde aldırmay)anların uğradığı bu yağmur ne korkunç bir yağmurdur!
O halkın üzerine (kahredici) bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötü...
Daḫı anlar üstine ṭaş yaġdurduḳ. Ne ḳatı yaman yaġmur yaġmaḳ‐ıdı birḳavm üstine ki ḳorḳudıcı geldi özlerine.
Üzerlerine öyle berbat bir yağmur indirdik ki! Uyarılıp da aldırmayanların mâruz kaldıkları o yağmur ne fena bir yağmurdu!
Üzerlerine (pişmiş çamurdan bir taş) yağmur(u) indirdik. Uyarıl(ıp da aldırmay)anların yağmuru gerçekten ne kötü oldu!
Ve kavmin üzerine bir yağmur yağdırdık. İnzâr olundukları küfürden ictinâb itmeyenlerin yağmurı ne fenâ şeydir.
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılmış kimselerin yağmuru ne kötüydü!
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmurları ne kötü idi!
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılmış olanlar için ne kötü bir yağmurdu o!
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Uyarılmış olanlar üzerine inen yağmur da ne kötüdür!"
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Onların üzerine öyle (taştan ibaret) bir yağmur yağdırdık ki!... O korkutulup da iman etmiyenlerin yağmuru ne kötüdür!...
Ve onların başına acayip bir yağmur yağdırdık. İşte uyarılıp da yola gelmeyenlerin başına gelen yağmur ne kötü bir yağmurdur!
Geride kalanların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların bu yağmuru ne kötü idi!