51. Ayet
وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ الْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۜ۟
Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ الْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۜ۟
Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.
Ve andolsun öğüt alsınlar diye sözü, birbiri ardınca ayetayet ulayıp indirmedeyiz.
«Öğüt alsınlar» diye, sözü ulaştırdık o kimselere
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca (kesintisiz bir şekilde) ulaştırdık.
Düşünsünler diyu sözimizi işitdirdik.
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca yetiştirmişizdir (aralıksız vahiylerimizi göndermişizdir).
Öğüt alırlar diye kendilerine mesajı iletip durduk.
Celâlim hakkı için onlar hakkında sözü uladık da uladık ki iyi düşünsünler
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca ulamışızdır.
Kasem olsun ki, düşünüp öğüt alsınlar, diye o sözü (Kur’ân âyetlerini) onlara, peş peşe ulaştırdık.
Andolsun Biz öğüt alıp düşünsünler diye, (bu Hakk) Sözü (Kur’an ayetlerini) birbirlerinin (manalarını tamamlamak ve gönderiliş amacına ulaştırmak üzere) art arda bitiştirip (indirdik ve onlara) ulaştırıverdik.
Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü¹ ardı ardına yolladık.
daħı bayıķ ulaşdurduķ anlaruñ içün sözi ola kim anlar ögütleneler.
Andolsun ki biz onlar için, nasıyhat kabul etsinler diye, sözü birbiri ardınca inzal edib durmuşuzdur.
Celâlim hakkı için, ibret alırlar diye sözü (vahyi) onlar için ardı ardına yetiştirdik.
Muhakkak biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (Kur’an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.*
Belki düşünürler diye (Allah’a ait) sözleri onlara ulaştırdık.
Biz onlara allah’ın sözünü biribiri ardınca bildirdik, öğütlensinler diye.
* Biz, onlar için nasihat kabul etsinler diye sözü [¹] birbiri ardı sıra getirdik [²].
Andolsun Biz, düşünüp öğüt alsınlar diye sözü/Kur’an ayetlerini, peş peşe gönderdik.
Şüphesiz biz hatırlayıp kendilerine gelsinler diye sözü birbiri ardınca dizip indirdik.
Gerçek şu ki, biz vahyimizi onlara birbiri ardınca, aralıksız göndermişizdir. Belki düşünüp, öğüt alırlar diye.
Gerçek şu ki düşünüp öğüt alsınlar diye biz sözü (vahyi) onlara birbiri ardınca ulaştırmışızdır.
Doğrusu Biz, bu ilâhî sözü onlara birbiri ardınca, kesintisiz bir şekilde ulaştırdık ki, sürekli gündeme gelen ayetlerimizi düşünüp öğüt alsınlar.
And olsun ki onlara Söz’ü ard arda ulaştırdık! Umulur ki düşünürler.
Biz, arada düşünme payı olsun diye Kuran ayetlerini aralıklarla indirdik.
Belki düşünüp öğüt alırlar diye birbiri ardınca sözlerimizi gönderdik.
Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye o sözü (Kur’an’ı) onlara ulaştırmıştık.
Yemin olsun ki Biz, belki düşünüp (inanırlar) diye, onlara (Kur’an) âyetlerini ardı ardına gönderdik.
GERÇEK ŞU Kİ, Biz vahyi onlara adım adım ulaştırdık ⁵¹ ki böylece belki [üzerinde düşünür], akıllarında tutarlar.
Andolsun ki biz belki düşünüp öğüt alırlar diye, onlara ilahi sözü peş peşe ulaştırdık. 21/10
Andolsun ki, biz ilâhi kitapları, ilâhi kelâmı, birbiri ardınca, birbirleriyle irtibatlı olarak onların lehlerine göndermeye devam ettik, şer'î ahkâmın, ahlâkî ilkelerin, geçmiş örneklerin, örfün vaatlerin ve tehditlerin, müjdelerin ve uyarıların, Kur'ân âyetlerinin birbirleriyle irtibatlandırılarak, bir bütünlük içinde anlaşılmasını ve uygulanmasını emrettik. Ola ki bunun hikmetini düşünüp öğüt alırlar.
DOĞRUSU Biz aynı ilâhî sözü onlara da adım adım[³⁴²³] ulaştırdık ki,[³⁴²⁴] belki (sorumluluklarını) hatırlayıp ders alırlar.[³⁴²⁵]
Kasem olsun ki, onlar için belki düşünürler diye sözü birbiri ardınca irâd ettik.
Andolsun ki, onlar düşünüp iman ederler diye Kur'an ayetlerini peşpeşe indirdik.
Ve düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara ulaştırdık.
Andolsun ki, belki düşünürler diye, onlar için sözü ard arda bildirdik.
Taḥḳīḳ biz yitişdürdük anlara ḳavli. Ola kim anlar ögütleneler.
Düşünüp ibret almaları için Biz, sözümüzü birbiri ardından getirdik.
Andolsun biz, düşünüp öğüt alsınlar diye onlar için sözü(müzü) birbirine bitiştirdik (ardı ardına gerçeği kanıtlayan ayetler gönderdik).
Ve biz onlara Kur'ân'ı inzâl iyledik ki tezekkür ideler ve düşüneler.
Bu sözleri onlar için peş peşe sıraladık. Belki kafalarını çalıştırırlar.
Andolsun biz, olur ki düşünürler diye onlar için sözü (Kur'an'ı) birbiri ardınca indirdik.
Güzelce düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz sözümüzü onlara peş peşe ulaştırdık.(6)
Yemin olsun, biz onlar için sözü ardarda getirdik ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
Andolsun, biz öğüt alıp-düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip-indirdik.
Gerçekten o kâfirlere, Kur'an ayetlerini, birbiri ardınca inzal ve beyan ettik ki, ibret alıp iman etsinler.
Andolsun! Biz peşpeşe birbirlerini destekleyen bir sözü (Kur’anı) onlara ulaştırdık ki, idrak edip düşünsünler.
Andolsun ki, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü birbiri ardınca yetiştirmişizdir.