Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Firavun'un karısı dedi ki: Senin de gözünü aydınlatır bu, benim de, öldürme bunu, umarım ki bize faydası dokunur, yahut da evlat ederiz onu kendimize ve onların, hiçbir şeyden haberleri yoktu.
Besim Atalay (1965)
Firavun'un karısı: «Bu çocuk hem sana, hem dahi bana göz aydınlığıdır, bunu öldürmeyiniz, bizlere faydası dokunabilir, ya da oğul ediniriz» demiş idi kocasına, onlar bilmiyorlardı
Cemal Külünkoğlu
Firavun 'un (kendisinden çocuğu olmayan) karısı (sandıkta bir çocuk olduğunu görünce kocasına) şöyle dedi: “Bana da sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin! Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Hâlbuki onlar (işin sonunun) farkında değillerdi.
Cemil Said (1924)
Fir’avn’ın karısı bir gün kendisine didi ki: "Bu çocuğı öldürme, bu bizim gözimizin bebeği olsun. Belki bir gün bize fâidesi dokunur. Evlâdlığa kabûl idelim" Bir şey bilmiyorlardı.
Diyanet Vakfı
Firavun'un karısı (sepetin içinden erkek çocuk çıkınca kocasına:) Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi. Halbuki onlar (işin sonunu) sezemiyorlardı.
Edip Yüksel
Firavun'un karısı, "Gözümüz aydın olsun. Onu öldürme. Belki bize yararı dokunur, yahut onu evlat ediniriz." Hiç bir şeyden haberleri yoktu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fir'avnin hatunu ise «bir göz bebeği: bana ve sana, bunu öldürmeyin, belki bize yarar, yâhud evlâd ediniriz» dedi ve onlar farkında değillerdi
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Firavun'un karısı (sepetin içinden çocuk çıkınca kocasına), "İkimizin de gözü aydın! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlad ediniriz" dedi. Halbuki onlar işin sonunu sezemiyorlardı.
Emrah Demiryent
Firavun’un karısı, “Bu bana da sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz” dedi. Hâlbuki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
Firavun’un karısı dedi ki: (Bu çocuk) ’Benim için de, senin için de bir göz bebeği (ve evimizin şenliği olabilir); onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.’ Oysa onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
Erhan Aktaş
Ve Firavun'un karısı: “Bana ve sana göz aydınlığı olsun. Onu öldürmeyin, belki bize yararı olur. Veya onu evlat ediniriz.” dedi. Onlar, olacakların ayırdında değillerdi.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı eyitti fir'avn 'avraŧı “göz aydındur benüm daħı senüñ! depelemeñ anı ola kim aśśı degürmeye bize yā dutavuz anı oġlan.” daħı anlar bilmezler.
Hasan Basri Çantay
Fir'avnın karısı dedi ki: «Benim için de, senin için de bir göz bebeği! Onu öldürmeyin. Olur ki bize fâidesi dokunur, yahud onu bir evlâd ediniriz». Halbuki onlar (işin) farkında değillerdi!
Hayrat Neşriyat
Ve Fir'avun'un hanımı: “(Bu çocuk) benim için de, senin için de bir göz aydınlığı! Onu öldürmeyin! Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlâd ediniriz” dedi. Hâlbuki onlar(işin) farkında değillerdi.(1)
İhsan Aktaş
Firavun’un (kendisinden çocuğu olmayan) karısı (sandıkta bir çocuk olduğunu görünce kocasına) şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin! Bakarsın bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” (Resulüm!) Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. *
İlyas Yorulmaz
Firavunun karısı ”Seninde benimde gözümüz aydın olsun, o çocuğu öldürme ki bize yardımı dokunur ve onu evlat ediniriz” demişti. Onlar (Allah’ın kendileri için ne hazırladığını) bilmiyorlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Firavun’un karısı dedi: "bu senin içinde benim için de bir göz bebeği! Sakın onu öldürmeyin. Olur a, işimize de yarar, belki de onu kendimize çocuk ediniriz." Onlar olanı biteni bilmiyorlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
Firavunun karısı Firavun/a dedi ki «— Bu çocuk bana ve sana göz aydınlığı olsun, onu öldürmeyin. Olabilir ki bize faydası dokunur veya onu oğul ediniriz». Onlarsa işin farkında değillerdi.
İsmail Yakıt
Firavun’un karısı (kocasına) “Benim de senin de gözümüz aydın olsun! Onu öldürmeyiniz! Belki bize bir faydası olur veya onu evlat ediniriz” dedi. Onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
Kadri Çelik
Firavun'un karısı dedi ki: “Benim için de senin için de bir göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” Oysa onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
Abdullah Parlıyan
Ve Firavun'un karısı, sepette çıkan çocuğu görünce eşine: “Bu çocuk hem benim, hem de senin için neşe kaynağı olabilir” dedi. “O'nu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, yahut O'nu evlat edinebiliriz!” ve tabii ki bunları konuşurken, olacak olanlardan haberleri yoktu.
Kuran Yolu
Firavun’un karısı, “O, senin ve benim göz aydınlığımız, muradımız olsun! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur veya onu evlât ediniriz” demişti. Onlar işin farkında değillerdi.
Mahmut Kısa
Firavunun hanımı kucağındaki bebeği eşine göstererek, “Bu şirin çocuk, hem benim hem de senin için sevinç kaynağı olabilir!” dedi, “Ne olur onu öldürmeyin; belki ileride bize faydası dokunur; yâhut onu evlat ediniriz.” Firavun, karısının ricasını kıramadı. Böylece çocuğu alıp saraya götürmeye karar verdiler. Onlar bütün bunları yaparlarken, aslında ilâhî plânın bir parçası olduklarının farkında değillerdi.
Mahmut Özdemir
Firavun’un karısı: “Benim ve senin gözümüz aydın olsun! Onu öldürmeyin! Belki bize yararlı olur veya onu evlat ediniriz” dedi. Oysa onlar farkında olmazlar.
Mehmet Çakır
Fıravun'unkarısı: " ikimize de hayırlı uğurlu olsun! N'olur onu öldürmeyin. bize yararı olabilir. Hatta çaktırmadan onu evlatlık bile edinebiliriz "
Mehmet Çoban
Firavun’un karısı çocuğu sandıktan çıkarınca dedi ki: "Bana da sana da göz bebeği olacak çok sevimli bir çocuk! Onu öldürmeyin! Belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz!" Musa’yı yanlarına alarak yaşatmakla ileride başlarına nelerin geleceğinden habersizdiler.
Mehmet Okuyan
Firavun’un hanımı [*] (Asiye, Musa’yı görünce) “(Bu bebek) benim için de senin için de göz aydınlığı (olabilir); onu öldürmeyin! Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” demişti. [*] Oysa onlar (işin sonunun) farkına varmamışlar(dı).
Mehmet Türk
Firavun’un karısı (kocasına): “(Bu) benim de senin de gözünü aydınlatacak¹ (bir çocuk), sakın onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur ya da onu evlât ediniriz,” dedi. Hâlbuki onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
Muhammed Esed
Ve Firavun’un karısı, (Firavun’a): “[Bu çocuk] hem benim hem de senin için neşe kaynağı [olabilir]!” dedi, “Onu öldürmeyin; belki bize faydası dokunur; yahut o’nu evlat edinebiliriz!” Ve [pek tabii, bunları konuşurken, olacak olanlardan] haberleri yoktu.
Mustafa Çavdar
Firavun’un hanımı: – Bu çocuk hem benim hem de senin için bir sevinç kaynağı. Ne olur onu öldürmeyin belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar işin nereye varacağının farkında değillerdi. 26/18
Ahmet Tekin
Firavun'un karısı, sandığın içinden bir erkek çocuk çıkınca, kocasına: “Benim de, senin de gözün aydın olsun. Mutluluk vesilesi geldi. Onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da, onu kendimize oğul ediniriz.” dedi. Halbuki onlar, Mûsâ'nın eliyle sonlarının getirileceğini düşünemiyorlar, sezemiyorlardı.
Mustafa İslamoğlu
Firavun’un karısı “İşte, benim için de senin için de bir göz aydınlığı!” dedi, “Onu öldürmeyin; bakarsın bize bir yararı dokunur ya da onu evlatlık edinebiliriz.” Ama berikiler, (olacakların) asla farkında değildiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Fir'avun'un refikası dedi ki: «Benim için ve senin için bir göz aydınlığı. Bunu öldürmeyiniz. Umulur ki bize faideli olacaktır veya O'nu oğul ediniriz. Onlar ise farkında olamıyorlardı.
Orhan Kuntman
Firavun'un karısı (sepetin içindeki çocuğun erkek olduğunu görünce kocasına) bu yavru, ikimiz içinde bir gözbebeği, sakın onu öldürmeyin; olur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz" diye yalvardı. (O da karısının bu teklifini kabul etti) Onlar (tehlikenin) farkında değillerdi.
Osman Fırat
Firavun’un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz. " Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
Şaban Piriş
Firavun'un Karısı:-Benim de senin de gözün aydın olsun. Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar işin farkında değillerdi.
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı eyitdi Fir‘avn ‘avratı: Göz aydınlıġıdur baña ve saña, didi.Öldürme anı, ola kim bize yaraya, yā anı oġul idinevüz. Daḫı anlar bilmez‐ler‐idi özlerine düşman olaçaġın.
Suat Yıldırım
Firavun'un hanımı onu sandıktan çıkarınca, kocasına: “Bana da, sana da neşe kaynağı olacak sevimli bir çocuk! Öldürmeyin onu, olur ki bize fayda sağlar, bakarsın biz onu evlat da ediniriz” diyordu. (Kendileri açısından, yanlış bir iş yaptıklarının) farkında değillerdi.
Süleyman Ateş
Fir'avn'ın karısı (çocuğu sandıktan çıkarınca): "Bana da, sana da göz bebeği (olacak, çok sevimli bir çocuk). Onu öldürmeyin, belki bize yararı dokunur, ya da onu evlad ediniriz." dedi. (Onu almakla hata ettiklerini) anlamıyorlardı.
Süleyman Tevfik (1927)
Fir'avn'ın zevcesi (zevcine) "Bu çocuk bana ve sana kurrete'l 'ayn olsun. Onı katl itme. Şâyed ki bize fâidesi ola ve yâhud onı kendimize evlâd ittihâz ideriz" didi. Onlar bilmezlerdi.
Süleymaniye Vakfı
Firavun’un karısı dedi ki; “Bu benim için de senin için de bir göz bebeği olabilir. Onu öldürmeyin, belki işimize de yarar, belki de onu evlat ediniriz.” Hiçbiri işin farkında değildi.
Ahmet Varol
Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de senin için de bir göz nuru! Onu öldürmeyin. Olur ki bize bir yararı olur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (işin) farkında değillerdi.
Ümit Şimşek
Firavun'un hanımı “Senin de, benim de gözümüz aydın!” dedi. “Onu öldürme; bakarsın bize bir faydası dokunur, yahut onu evlât ediniriz.” Onlar o sırada hiçbir şeyin farkında değillerdi.(3)
Yaşar Nuri Öztürk
Firavun'un karısı şöyle dedi: "Benim için de senin için de bir göz aydınlığıdır bu. Öldürmeyin onu, bize yararı olabilir, yahut onu çocuk ediniriz." Onlar işin farkında olmuyorlardı.
Ali Bulaç
Firavun'un karısı dedi ki: 'Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.' Oysa onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
Ali Fikri Yavuz
Firavun'un hanımı (çocuğu görünce kocasına) dedi ki: “-Göz bebeği, bana ve sana! Onu öldürmeyin, olur ki bize faydası dokunur, yahut kendisini çocuk ediniriz.” Onlar işin farkında değillerdi (helâklerinin bu çocuk yüzünden olacağını bilmiyorlardı).
Bahaeddin Sağlam
Ve Firavunun hanımı: “Bu, bana da sana da bir göz nurudur. Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydalı olur veya onlar farkına varmadan onu evlat ediniriz.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
Firavun'un karısı çocuğu sandıktan çıkarınca, “Bana da, sana da göz bebeği olacak. Onu öldürmeyiniz; belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz” dedi. Halbuki onlar, işin sonunu sezemiyorlardı.