35. Ayet
وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
Ve andolsun ki biz, akıl eden topluluk için, onlara ait apaçık bir delil bıraktık.
Aklı olan ulusçün o yerlerde, açık ibret bıraktık !»
Andolsun ki Biz, aklını işletecek bir toplum için o (helak ettiğimiz) memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
Bu cezâdan husûle gelen harâbeler ile ’aklı olan insânlar içün bir ’ibret gösterdik.
Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.
Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.
Ve celâlim hakkı için ondan bir âyet (bir nişane) bırakmışızdır ki teakkul edecek bir kavm için beyyine olsun
Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.
Kasem olsun ki, biz, aklını kullanan bir toplum için o (helâk ettiğimiz) memleketten (geriye) ibret alınacak apaçık bir delil (harabe) bıraktık.
Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.
Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan¹ apaçık bir ayet² bıraktık.
daħı bayıķ ķoduķ ol köyden nişān bellü ķavma kim anlarlar.
Andolsun, aklını kullanacak bir kavm için biz oradan apaçık bir nişane (bir ibret) bırakmışızdır.
And olsun ki (biz), akıl erdirecek bir kavim için, oradan açık bir alâmet (harâbe hâlindeki evlerini) bırakmışızdır.
Gerçekten de biz, aklını kullanacak bir toplum için, ondan (o bölgeden) açık bir alâmet (iz ve harabe) bıraktık.
Aklını kullanan bir toplum için onları, açık bir ibret sahnesi olması için (o yok olmuş halleriyle) bıraktık.
Ant olsun ki Biz o ilin artıklarını düşünenler için apaçık bir belge olsun diye bıraktık.
* Biz oralardan aklı ereceklere ibret olmak üzere apaçık bir nişan [²] bıraktık.
Andolsun Biz, aklını kullanan bir kavim için, oradan/ülkeden geriye apaçık bir delil [âyet] bıraktık.²³
Şüphesiz biz aklını kullanacak bir kavim için oradan (geriye) apaçık bir ayet bırakmışızdır.
Gerçekten de biz o toplumun şehirlerinden geriye, aklını kullananlar için, apaçık işaretler ve alametler bıraktık.
İşte o memleketten geriye, aklını kullananların yararlanabileceği açık bir ibret vesikası bıraktık.
İşte böylece Biz, azgın Sodom ve Gomore halkını yok ettik ve aklını kullanıp ibret alan insanlar için onlardan geriye, uğradıkları korkunç felâketi anlatan apaçık işâretler bıraktık.
And olsun akledecek bir kavim için onlardan bir açık belge olarak âyet bıraktık!
Geriye de akılcı toplumlar için çok belirgin bir ipucu bıraktık...
Muhakkak ki aklını kullanacak bir kavim için, yok edilen memleketten ibret alınacak apaçık deliller bıraktık!
Yemin olsun ki biz aklını kullanacak bir toplum için oradan apaçık bir delil bırakmışızdır. [*]
Yemin olsun ki Biz gerçekleri görebilecek bir topluluk için orada (dillere destan) açık bir işaret¹ (de) bıraktık.
[Sonunda dediğimiz oldu;] ve ondan geriye, aklını kullananlar için açık işaretler bıraktık. ²⁹
Ve biz orada aklını kullanabilen bir toplum için apaçık belge olan işaretler bıraktık. 37/133...138
Andolsun biz, ilimle ve tecrübeyle gelişmeye devam eden aklını faydalı kullanabilen toplumlar için ikazlar, birçok sosyal konunun çözümü için işaretler bıraktık.
Doğrusu Biz ondan geriye, akleden bir topluluk için hakikatin apaçık belgeleri olan işaretler bırakmışızdır.[³⁵¹⁰]
Andolsun ki, âkilâne düşünür bir kavim için oradan bir apaçık alâmet bırakmı- şızdır.
Andolsun ki biz, -aklını kullanacak bir topluluk için- orada apaçık bir ibret -bir harabe- bırakmışızdır.
Ve biz, aklını kullanacak bir topluluk için o beldede ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
Aklını kullanabilen bir toplum için, onlardan apaçık belgeler bırakmışızdır.
Daḫı ḳoduḳ ol ḫarāb şehrden bir bellü nişān bir ḳavme ki fikr iderler.
Biz aklını kullanıp düşünen kimseler için, o memleketten âşikâr bir ibret vesilesi (harabe) bıraktık. [37, 137 - 138]
Andolsun biz, aklını kullanan bir toplum için ondan, (harab ettiğimiz o ülkeden) açık bir işaret bırakmışızdır.
Biz, o beldeden, ta'akkul iden ve düşünen kavim içün âşikâr ve zâhir bir âyet bırakdık.
O şehirden geriye, düşünen bir topluluk için açık bir belge bıraktık.
Andolsun ki, akıl eden bir topluluk için ondan bir ayet (işaret) bıraktık.
Akıl sahibi bir topluluk için, Biz o beldeden geriye apaçık bir âyet bırakmışızdır.
Yemin olsun, biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bıraktık.
Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.
Muhakkak ki, aklını kullanacak bir kavim için, o memleketden açık bir alâmet (iz ve harabe) bıraktık.
Andolsun! Biz, idrak eden bir toplum için, o şehirden apaçık bir belge bıraktık.
Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir toplum için orada apaçık bir ders bırakmışızdır.