34. Ayet
اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰٓى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰٓى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
Şüphe yok ki bu şehir halkının üstüne, buyruktan çıkarak yapageldikleri işler yüzünden, gökten bir azap indireceğiz.
«Biz bu kentte oturanlar üstüne —günahları yüzünden — gökyüzünden azap indireceğiz!
“Haberin olsun ki, biz bu kasaba halkı üzerine, yaptıkları çok çirkin ahlâksızlıktan dolayı gökten azap indireceğiz” dediler.
Yapdıkları fısk ve fücûr içün bu şehrin ahâlîsine âsumândan bir cezâ indireceğiz.
«Biz, şüphesiz, bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık gökten (feci) bir azap indireceğiz.»
"Yoldan çıktıkları için, biz bu kentin üzerine gökten bir felaket indireceğiz."
Haberin olsun bu karye ehalisinin yapageldikleri fiskları yüzünden üzerlerine Semadan bir feci' azâb indireceğiz
"Biz şüphesiz bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık (feci) bir azab indireceğiz."(dediler).
(Melekler sözlerine şöyle devam ettiler:) “Şüphesiz biz, fâsıklık (kâfirlik/sapkınlık) yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz (ve onları yerin dibine batıracağız)!”
"Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından (ve eşcinsellik sapkınlığından) dolayı, bu bölge halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz (ve onları yerin dibine batıracağız)."
Biz, bu belde halkının üzerine, yoldan çıkmaları nedeniyle gökten bir azap indireceğiz.
“bayıķ biz indüricivüz uşbu köy ķavmı üzere 'aźāb gökden andan ötürü kim oldılar fısķ eylerler.”
«Muhakkak bu memleket ahâlîsinin üstüne, yapmakda oldukları faasıklık yüzünden, gökden (fecî) bir azâb indireceğiz».
“Şübhesiz biz, isyân etmekte olduklarından dolayı, bu şehir halkının üzerine gökten dehşetli bir azâb indirici kimseleriz.”
Muhakkak ki biz, (çok çirkin işleri yapan) bu şehir (ve yöre) halkı üstüne, yaptıkları fenalıklardan ötürü (Allah’ın irade ve takdiriyle) semadan (ufuktan) bir felaket (volkanik patlamalarla meydana gelen bir lav) indireceğiz." *
Yoldan çıkmaları sebebiyle, yaptıkları pisliklerden (günahlardan) dolayı onların üzerine gökten belalar (pislik) indireceğiz.
"Doğrusu Biz bu ilin insanları üzerine karıştırıcılıklarından dolayı bir kırlagan indireceğiz."
«— Biz bu kasaba ahalisine fısk ve yüzsüzlüklerinden dolayı [¹] gökten azap indireceğiz [¹] ».
“Muhakkak ki biz, bu belde halkı üzerine, yoldan çıkmış olmalarından [yefsukûn] dolayı gökten bir pislik/belâ [ricz] indiricileriz.”
“Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten korkunç bir azap indireceğiz.”
Muhakkak biz, bu yörenin halkına işledikleri bütün kötülükler ve yoldan çıkmaları yüzünden, gökten azap indireceğiz.
“Biz, yoldan çıkmalarının cezası olarak bu memleket halkının üzerine gökten alçaltıcı bir belâ indireceğiz!”
“İşledikleri bunca günahlardan dolayı, bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz!”
“Biz, yoldan sapıyor oldukları sebebiyle bu Şehir’in ahâlisine Gök’ten bir ricz / azap / belâ indireceğiz”.
ardından kentin üzerine, gökten pislik indirdik. yaptıkları pisliklere pislikle karşılık verdik.
Şüphesiz biz, ahlâksız azgınların yaşadığı memleket halkı üzerine bozgunculuk ettiklerinden dolayı gökten azap indireceğiz.
Şüphesiz ki biz yoldan çıkmalarına karşılık bu şehir halkının üzerine, gökten bir azap indireceğiz. [*]
“...Şüphesiz biz, bu ülke halkının üzerine yoldan çıkmaları sebebiyle, gökten iğrenç bir azap indireceğiz.” dediler.
Bu yörenin halkına, işledikleri bütün kötülüklerin karşılığı olarak gökten mutlaka bir bela indireceğiz!” dediler.
Biz, yaptıkları ahlaksızlıktan dolayı bu şehrin halkına gökten taş yağdıracağız. 27/54...58
“Boylarınca günaha, isyana, küfre batmaları, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkleri sebebiyle, bu ülkenin halkının üzerine gökten feci bir azap, yağmur gibi taş indireceğiz.”
İşte bu yüzden biz şu bölge halkına, işleye geldikleri fısku fücur yüzünden gökten yakıcı bir bela indireceğiz.”
«Muhakkak ki biz, bu kasabanın ahalisi üzerine, yapmakta oldukları fıskları sebebiyle gökten müthiş bir azap indiricileriz.»
Geride kalan kasaba halkına da -yaptıkları kötülüklerden dolayı gökten azap indireceğiz" dediler.
Kesinlikle biz yoldan çıkan şu belde halkının üstüne gökten bir azâb indireceğiz.
Biz, bu belde halkına, yoldan saptıkları için gökten bir azap indirecek olanlarız.
Taḥḳīḳ biz indürür‐biz bu şehr ḫalḳı üstine ‘aẕāb gökden fısḳları sebebi‐y‐ile.
“Büsbütün yoldan çıkmaları sebebiyle, biz bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz. ”
Biz yoldan çıkan şu ülke halkının üstüne gökten bir azab indireceğiz.
"Biz bu belde ahâlîsine, fıskları sebebiyle hemân semâdan belâ indireceğiz ve taş yağdıracağız" didiler.
“Yoldan çıkmalarına karşılık biz, bu şehrin halkı üzerine bir pislik indireceğiz.”
Biz fasıklık etmelerinden dolayı bu kasabının halkının üzerine gökten şiddetli bir azap indireceğiz."
“Yoldan çıkmakta direttikleri için, bu belde ahalisinin üzerine gökten azap indireceğiz.”
"Şu kent halkı üstüne, yaptıkları fenalıklardan ötürü gökten bir felaket indireceğiz."
'Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azab indireceğiz.'
Doğrus biz, bu memleket halkının yaptıkları fenalıklar (küfür ve isyan) yüzünden, üzerlerine gökten bir azab indireceğiz.”
Hiç şüphesiz, İlahî yasaları çiğnediklerinden dolayı, Biz bu şehir ahalisine gökten pis bir azap indireceğiz” dediler.
Biz bu ülke halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık, gökten bir azap indireceğiz.