Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Karun'u ve Firavun'u ve Haman'ı da helak etmiştik ve andolsun ki Musa, onlara apaçık delillerle gelmişken tuttular da, yeryüzünde ululanmaya kalkıştılar ve azabı da savuşturamadılar.
Besim Atalay (1965)
Karun'u da, Firavun'u da, Hâman'ı da yok ettik, belgelerle Musa vardığında onlara, yeryüzünde imdi, büyüklük tasladılar, azabı da savamadılar
Cemal Külünkoğlu
Karun'u, Firavunu ve Hâman'ı da (yaptıkları yüzünden helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Hâlbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Cemil Said (1924)
Kârûn, Fir’avn ve Hâmân’ı helâk itdik halbuki Mûsâ ânların nezdine gitmiş ve mu’cizeler göstermişdi. Arz üzerinde kendilerini büyük göriyorlar idi. Fakat kendilerine irişen ’azâbın önüne geçmediler.
Diyanet Vakfı
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Edip Yüksel
Karun, Firavun ve Haman'ı da... Musa, onlara apaçık delillerle gitmişti; ancak onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Atlatıp kaçamadılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karuna ve Fir'avne ve Hamâne de, celâlim hakkı için onlara Musâ beyyinelerle geldi de onlar o yerde kibirlenib kafa tuttular, halbuki önüne geçecek değillerdi
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp ) geçebilecek değillerdi.
Emrah Demiryent
Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da (helâk ettik). Kasem olsun ki, Mûsâ onlara apaçık mu‘cizeler gösterdiği hâlde, (onlar) yeryüzünde büyüklük tasladılar. (Hâlbuki) onlar (azabımızdan kaçıp) kurtulacak değillerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak onlar yeryüzünde büyüklenip (azgınlaşmıştı). Oysa onlar Bizi atlatamaz (takdirimizden kaçamaz)lardı (ve zaten azabımızdan kurtulamamışlardı).
Erhan Aktaş
Kârûn, Firavun ve Hâmân'a; Mûsâ kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.¹
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ķaarun'ı daħı fir'avn’ı daħı hāmān'ı. daħı bayıķ geldi anlara mūsā ḥüccetler-ile pes ululıķ istediler boyun virmediler yirde daħı olmadılar geçiciler ya'nį fevt olıcılar.
Hasan Basri Çantay
Kaarunu, Fir'avnı, Hâmaanı da (helak etdik). Andolsun ki Musa (daha evvel) kendilerine apaçık bürhanlar getirmişdi de onlar yer (yüzün) de büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabın) önüne geçebilecek de değillerdi.
Hayrat Neşriyat
Karun'u, Fir'avun'u ve (vezîri) Hâmân'ı da (helâk ettik); and olsun ki, Mûsâ onlara (apaçık) deliller getirmişti de (onlar) yeryüzünde büyüklük taslamışlardı; hâlbuki(onlar, azâbımızın) önüne geçecek kimseler değillerdi.
İhsan Aktaş
Karûn’u, Firavun’u ve Haman’ı da (inkâr, zulüm ve azgınlıkları yüzünden) yıkıma uğrattık. Doğrusu Musa onlara hakikatin (bütün) kanıtlarını getirmişti, ama onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar (ve onu reddettiler); Oysa onlar (hak ettikleri azaptan) kaçamamışlardı.*
İlyas Yorulmaz
Musa Karun, Firavun ve Hâmân’a açık deliller getirmişti. Sonra onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı, ama onlar (bizden) kaçamadılar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Biz Karun’u, Firavun’u, Haman’ı da yok ettik. Musa onlara apaçık belgeler getirmişti. Onlar ise yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysaki azabı önliyecek değildirler.
İsmail Hakkı İzmirli
Karun/u, Firavun/u, Haman/ı da helâk ettik. * Musa onlara açık mûcizeler getirmişti. Onlar yeryüzünde imanı kibirlerine yediremediler. Azabı da savuşturamadılar.
İsmail Yakıt
Karun’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da (yok ettik). Andolsun Musa onlara apaçık deliller [beyyinât] getirmişti. Onlar ise büyüklük taslamışlardı. Oysa onlar bizden kaçıp kurtulamazlar [sâbikîn].
Kadri Çelik
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (yıkıma uğrattık). Şüphesiz Musa onlara apaçık delillerle gelmişti; ancak onlar yeryüzünde büyüklendiler ve onlar (sonuçta kudret ve irademizden) öne geçiler değillerdir.
Abdullah Parlıyan
Kârûn'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da helak etmiştik. Gerçekten Musa onlara, apaçık delillerle geldi. Fakat onlar, yeryüzünde büyüklük tasladılar ve O'nu reddettiler. Halbuki Allah'ı aciz bırakacak ve inecek azabın önüne geçebilecek değillerdi.
Kuran Yolu
Kārûn, Firavun ve Hâmân’ın âkıbeti de aynı oldu. Gerçekte Mûsâ onlara açık seçik deliller getirmişti; ama onlar yeryüzünde ululuk tasladılar. Oysa kaçıp kurtulmaya güçleri de yoktu.
Mahmut Kısa
Ayrıca, Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da böyle helâk etmiştik. Mûsâ onlara, hakîkati apaçık gösteren deliller ve apaçık mûcizeler getirmişti fakat onlar, yeryüzünde büyüklük taslamaya kalkıştılar. Oysa elimizden kaçıp kurtulacak değillerdi!
Mahmut Özdemir
Karun’a, Firavun’a ve Haman’a da (rasûl gönderdik)! Musa onlara Beyyineler / Açık Belgeler ile geldi. Yeryüzü’nde büyüklendiler. Oysa öne geçecek değillerdi.
Mehmet Çakır
Kârûn, Fıravun ve Hâmân hep aynı akıbete uğradılar. Musa, onlara belgelerle gelmişti. Fıravunlar ise yeryüzünde büyüklük yarışına girmişlerdi, ama Tanrıyı geçememişlerdi.
Mehmet Çoban
Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da helak ettik! Musa kendilerine apaçık deliller getirmişti. İnkârcılar sunulan açık delillere karşı büyüklük tasladılar. Yeryüzünün hâkimi biziz dediler. Oysa gücümüzü engelleyip azabımızdan kurtulamazlardı.
Mehmet Okuyan
Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da (helak etmiştik). Yemin olsun ki Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde kibirlenmişlerdi. (Azabımızı) geçebilecek değillerdi.
Mehmet Türk
Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı¹ da (helâk ettik). Yemin olsun ki Mûsa onlara apaçık âyetler getirince onlar, güçlerinin Bize yetmeyeceğini bile bile,² hemen yeryüzünde büyüklük tasladılar.
Muhammed Esed
Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı [da böyle cezalandırdık]: ³⁵ Musa onlara hakikatin bütün kanıtlarını getirmişti, ama onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar [ve o’nu reddettiler]; halbuki onlar [elimizden] kaçıp kurtulamazlardı.
Mustafa Çavdar
Karun, Firavun ve Haman da benzer bir akıbete uğradı Hâlbuki Musa, onlara hakikatin apaçık belgeleri ile gelmişti. Fakat onlar kibirlenip ülkede bozgunculuğa devam ettiler ama bizim azabımızdan kurtulamadılar. 28/3...6, 43/46...56
Ahmet Tekin
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da helâk ettik. Andolsun Mûsâ onlara apaçık deliller, mucizelerle gelmişti. Onlar ülkede, yeryüzünde büyüklük taslamışlar ve zorbalık ve diktatörlük ederek iktidarda kalmışlardı. Halbuki onlar da azâbımızdan kurtulacak değillerdi.
Mustafa İslamoğlu
KÂRUN, Firavun ve Hâmân da (benzer bir akıbete uğradı). Doğrusu Musa, onlara hakikatin apaçık delilleriyle gelmişti; fakat onlar ülkede büyüklük tasladılar: ne ki hiç biri de asla (Bizi) aşamadılar.[³⁵¹⁶]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Karun'u ve Fir'avun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, onlara Mûsa beyyineler ile gelmişti. Fakat onlar yeryüzünde böbürlendiler. Halbuki, onlar (helâkin) önüne geçecek kimseler değildiler.
Orhan Kuntman
Kârun'u, Firavun ve Hâmân'ı da helak ettik. Andolsun ki, Musa kendilerine apaçık deliller getirmişti de onlar yine, yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızın önüne geçebilecek değillerdi.
Osman Fırat
Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizim (azabımızdan) geçemezlerdi.
Şaban Piriş
Karunu, Firavun'u ve Haman'ı (helak etti.) Musa, onlara belgelerle gelmişti. Fakat yeryüzünde büyüklendiler ama ileri gidemediler.
Satıraltı Meal (1534)
Ḳārūnı daḫı, Fir‘avnı daḫı, Hāmānı daḫı helāk itdük. Anlara geldi‐y‐idiMūsā mu‘cizātlar‐ıla. Pes büyüklendiler yir yüzinde, anlar bizden fevtolmadılar.
Suat Yıldırım
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helâk ettik. Mûsa kendilerine belgelerle, mûcizelerle geldi, ama onlar o ülkede kibirlendiler, büyüklük tasladılar, fakat hükmümüzden kurtulamadılar. [28, 76-81] {KM, Sayılar 16. bölüm}
Süleyman Ateş
Kaarun'u, Fir'avn'ı, Haman'ı da (helak ettik). Andolsun, Musa onlara açık kanıtlar getirdi, fakat onlar o yerde büyüklük tasla(yıp ayetlerimizi kabule tenezzül etme)diler. Ama geçip gidecek, (elimizden kurtulacak) değillerdi.
Süleyman Tevfik (1927)
Ve Kârûn [¹] ve Fir'avn ve Hâmân'ı da helâk iyledik. Onlara Mûsâ mu'cizât-ı bâhire ile geldi. Onlar arzda kibir ve gurûr gösterdiler. Mûsâ'nın da'vetini kabûl itmediklerinden 'azâbımızdan kurtulamadılar.
Süleymaniye Vakfı
Karun, Firavun ve Haman... Musa onlara açık belgelerle gelmişti. Onlar hemen kendilerini o yerin büyüğü gördüler. Bunu ilk yapan onlar değildi.
Ahmet Varol
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (helak ettik). Andolsun ki Musa onlara apaçık deliller getirmişti. Ama onlar yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azaptan kurtulup) geçecek değillerdi.
Ümit Şimşek
Karun'u, Firavun'u, Hâmân'ı da helâk ettik. Halbuki Musa onlara apaçık deliller getirmiş, onlar ise o ülkede büyüklük taslamışlardı. Fakat azabımızdan kaçamadılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Karun'u, Firavun'u, Hâmân'ı da öyle yaptık. Yemin olsun, Mûsa onlara açık-seçik kanıtlarla geldiği halde, yeryüzünde büyüklük tasladılar. Ama öne geçemezlerdi.
Ali Bulaç
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi.
Ali Fikri Yavuz
Karûn'u da, Firavûn'u da ve (onun veziri) Hâmân'ı da helâk ettik. Gerçekten Mûsa, onlara apaçık delillerle gelmişti de, onlar yeryüzünde kibirlenib baş kaldırdılar (iman etmediler). Halbuki (azabdan) kurtulacak değillerdi.
Bahaeddin Sağlam
Karun, Firavun ve Haman’ı da helak ettik. Andolsun! Musa onlara açık deliller ile geldi de onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Fakat Bizi geçemediler (Bizden kurtulamadılar.)
Bayraktar Bayraklı
Kârûn'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da helâk ettik. Mûsâ onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslayıp, kabul etmediler. Oysa bizden kaçıp kurtulamazlardı.