Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Ululuk satanlarsa aşağılık sanılanlara biz mi derler, sizi doğru yoldan çıkardık, o doğru yol, size bildirildikten sonra? Hayır, siz suçlusunuz.
Besim Atalay (1965)
Böbürlenmiş olanlar, zayıf sanılanlara diyecekler ki: «Sizlere doğru yel göründükten sonra, sizi yoldan çıkardık mı? Hayır, siz günahlı idiniz
Cemal Külünkoğlu
Büyüklük taslayanlar, güçsüzlere (Allah'ı bırakıp kendilerine kulluk edenlere): “Nasıl olur? Size doğru yolu açıkça gösteren (Kur'an) geldikten sonra (siz ona iman edecektiniz de) biz mi sizi (zorla) ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olan sizdiniz!” diyecekler.
Cemil Said (1924)
Ruesâ da za’îflere: "Size tarîk-i hidâyet gösterildiği vakit o tarîki ta’kîbden biz mi sizi men’ itdik? Siz kendiniz mücrimsiniz" cevâbını virirler.
Diyanet Vakfı
Büyüklük taslayanlar, zayıf sayılanlara (kıyamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç işliyordunuz, derler.
Edip Yüksel
Büyüklenenler, güçsüzleştirilen izleyicilerine, "Size hidayet geldikten sonra biz mi sizi saptırdık? Hayır, suçlu olanlar sizdiniz," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Diğer taraftan büyüklük taslıyanlar o zebûn edilenlere şöyle demektedir: ya... Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik, hayır siz kendiniz mücrimdiniz
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf düşürülenlere: "Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçluydunuz." derler.
Emrah Demiryent
Büyüklük taslayanlar, zayıf (görüşlü) olanlara, “Size hidâyet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, (esas) suçlu olan sizsiniz!” derler.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Bunun üzerine büyüklük taslayan) Müstekbir (ve mücrim yöneticiler), müstaz’af (zayıf sayılan halk kesimine dönerek) şöyle diyecekler: "Size hidayet (rehberi Kur’an ve hakikat önderi Peygamber) geldikten (Hakka ve hayra davet edildikten) sonra, biz mi sizi ondan (İslam’ın adalet nizamından zorla) çevirip alıkoyduk? Hayır! (Fikirlerimizin ve fiillerimizin bâtıl ve bozuk olduğunu bile bile, hidayet yolunu değil, bizi tercih edip seçtiniz, sevdiniz ve desteklediniz...) Aslında siz mücrim (suçlu ve hain) kimselerdiniz!.."
Erhan Aktaş
Büyüklük taslayanlar, güçsüz bırakılmışlara: “Size doğru yol gösterildiğinde, sizi o yoldan biz mi alıkoyduk? Hayır! Siz zaten suçlu kimselerdiniz.”¹ dediler.
Eski Anadolu Türkçesi
eyitti anlar kim boyun virmediler anlara kim ża'if śayıldılar “biz mi girü döndürdük sizi ŧoġru yoldan andan śoñra kim geldi size? belki olduñuz yazuķlular.”
Hasan Basri Çantay
Büyüklük taslayanlar zâif sayılanlara: «Size hidâyet geldikden sonra, biz mi sizi ondan çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçlu idiniz» der (ler).
Hayrat Neşriyat
(O gün) büyüklük taslayanlar, o zayıf düşürülenlere der ki: “Size geldikten sonra sizi hidâyetten biz mi çevirdik? Bil'akis (siz kendiniz) günahkâr kimseler idiniz.”
İhsan Aktaş
Büyüklük taslamış (başkaları ezip sömürmüş) olanlar da; güçsüz bırakılmış (ezilmiş) olanlara: Size, doğruluk rehberi geldikten sonra biz mi engel olduk? Bilakis, siz zaten suçlular idiniz, derler.
İlyas Yorulmaz
Dünyada kendilerini büyük görenler zayıf bırakılmış olanlara “Size doğru yolu gösteren bir kitap geldikten sonra, ondan sizi biz mi alıkoyduk? Hayır hayır! Siz zaten günaha batmış suçlulardınız” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Büyüklük taslıyanlar da küçümsenenlere diyecekler: "Size doğru yol gösterilince sizi ondan biz mi alıkoyduk? Yok, suçlu olan siz kendinizsiniz."
İsmail Hakkı İzmirli
O imanı kibirlerine yediremeyenlerse âciz olanlara «— Acaba size hidayet geldikten sonra biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, kendiniz günahkâr kimselersiniz» diyecekler.
İsmail Yakıt
Büyüklük taslayanlar da ezilenlere, “Size doğru yolu gösteren rehber geldikten sonra sizi ondan biz mi vazgeçirdik? Bilakis asıl siz kendiniz suçluydunuz/günahkârdınız [mucrimîn]” derler.
Kadri Çelik
Büyüklük taslayanlar, zaafa uğratılanlara derler ki: “Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu günahkârlardınız.”
Abdullah Parlıyan
Büyüklük taslayanlar, aciz ve zayıf sayılanlara: “Nasıl olur, doğru yol size açıkça gösterildikten sonra, biz mi sizi zorla ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olan sizdiniz!” diyecekler.
Kuran Yolu
Büyüklük taslayanlar hor görülenlere, “Size doğru yol gösterildikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, günah işleyenler sizsiniz” derler.
Mahmut Kısa
Büyüklük taslayanlar ise, güçsüz bırakılanlara, “Size doğru yolu gösteren Kur’an geldikten sonra, siz ona iman edecektiniz de biz mi sizi ondan zorla alıkoyduk? Hayır, siz zaten günah işleyen kimselerdiniz!” diye cevap verecekler.
Mahmut Özdemir
Müstekbir / Büyüklenmiş olanlar, müstez’af / zayıflatılmış / ezilmiş olanlara dedi ki: “Size geldikten sonra sizi Hidayet’ten biz mi çevirdik? Aksine, siz suçluydunuz”.
Mehmet Çakır
O gün güçlüler, zayıflara şöyle derler: " Sizlere doğru kılavuz gelmiş de, biz mi size engel olmuşuz? ne münasebet, suçu siz kendiniz işlediniz. "
Mehmet Çoban
Büyüklük taslayanlar: "Size hidayet geldikten sonra biz mi sizi hidayetten alıkoyduk? Hayır! Suçlu olanlar sizlersiniz." diye cevap verirler.
Mehmet Okuyan
Kibirlenenler zayıf bırakılanlara (kıyamet gününde) “Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Aksine siz suç işliyordunuz!” diyeceklerdir.
Mehmet Türk
Büyüklük taslayanlar¹ da zayıflara: “Size hak yol gösterildikten sonra, sizi ondan biz mi alıkoyduk? Hayır, (esas) suçlu sizsiniz.” derler.
Muhammed Esed
Küstahça böbürlenenler ise güçsüzlere: “Nasıl olur? Doğru yol size açıkça gösterildikten sonra biz mi sizi [zorla] ondan alıkoyduk? ⁴⁰ Hayır, suçlu olan sizdiniz!” diyeceklerdir.
Mustafa Çavdar
Büyüklük taslayanlar zayıf bıraktıklarına: – Size doğru yol rehberi Kuran geldikten sonra sizi ondan zorla biz mi alıkoyduk? Hayır, asıl suçlu sizsiniz, derler. 2/166- 167, 33/66...68
Ahmet Tekin
Diğer taraftan, büyüklük taslayan zorba, güç ve iktidar sahipleri, temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen halka: “Size hidayet rehberi, Kur'ân ve peygamber geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hidayete ermenize engel tedbirler mi aldık? Bilâkis siz de, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçuna iştirak eden, küfürde ısrar eden kimselersiniz.” derler.
Mustafa İslamoğlu
Büyüklük taslayanlar mustaz’aflara “Ne! Ayağınıza kadar gelen hidayetten sizi biz mi mahrum ettik yani? Asla! Siz zaten günahı hayat tarzı haline getirmiştiniz!” diye cevap verecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kendilerini büyük görmüş olanlar da zayıf sayılmış olanlara der ki: «Biz mi sizi hidâyetten alıkoyduk, size geldiği vakit? Hayır. Siz günahkârlar idiniz.»
Orhan Kuntman
Büyüklük taslayanlar da "Size hidayet (rehberi, Peygamber) geldikten sonra, sizi ondan biz mi zorla çevirdik! (İsteseydiniz bize değil, ona tabi olurdunuz) Hayır, siz de suçlu idiniz" diye cevap verirler.
Osman Fırat
Büyüklük taslayanlar da zayıf düşürülenlere dediler ki: "Size hidâyet geldiği zaman sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zaten siz suçlular idiniz. "
Şaban Piriş
Büyüklük taslamış olanlar da; sömürülenlere:-Size, doğruluk rehberi geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten suçlular idiniz, derler.
Satıraltı Meal (1534)
Eydür uluları ża‘īflerine: Biz mi ḳaytarduḳ sizi doġru yoldan sizgeldükden ṣoñra? Bel ki siz yaman kişiler‐siz diyeler.
Suat Yıldırım
Öte yandan dünyada iken kibirlenenler o zebûn edilenlere, ezilenlere: “Size hidâyet geldikten sonra, biz mi sizi ondan uzaklaştırdık. Bilakis, siz zaten suçlu kimselerdiniz! ” [7, 38-39; 14, 21; 40, 47-48]
Süleyman Ateş
Büyüklük taslayanlar da zayıf düşürülenlere dediler ki: "Size hidayet geldiği zaman sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zaten siz kendiniz suç işliyordunuz."
Süleyman Tevfik (1927)
Büyüklük taslayanlar fakîrlere: "Size hidâyet ve rasûl geldikden sonra sizi ondan biz mi men' itdik? Belki siz kendiniz mücrimlerden oldınız." dirler.
Süleymaniye Vakfı
Büyüklük taslayanlar da etkisizleştirilmişlere şu cevabı verirler: "O doğruluk rehberi geldikten sonra sizi biz mi engelledik? Aslında siz, suça dalıp gitmiştiniz.”
Ahmet Varol
Büyüklenenler de zayıf düşürülenlere derler ki: "Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi alıkoyduk? Hayır siz kendiniz suçlular idiniz."
Ümit Şimşek
Büyüklük taslayanlar da güçsüzlere derler ki: “Siz doğru yolu buldunuz da biz mi sizi yoldan çevirdik? Siz kendiniz mücrim olup çıkmıştınız.”
Yaşar Nuri Öztürk
Büyüklük taslayanları ise basit görülüp horlananlara şöyle derler: "Hidayet size geldikten sonra, sizi ondan biz mi geri çevirdik? Hayır, siz kendiniz günahkârlardınız!"
Ali Bulaç
Büyüklük taslayanlar, za'fa uğratılan (müstaz'af)lara dediler ki: 'Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu-günahkarlardınız.'
Ali Fikri Yavuz
Büyüklük taslıyanlar, düşüklere (cevab olarak şöyle) derler: “- Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçlu idiniz.”
Bahaeddin Sağlam
(Dünyaca) büyüklenmiş olanlar, zayıf bırakılanlara: “Hidayet size geldikten sonra, biz mi size engel olduk? Hayır, siz kendi kendinize suç işlediniz.” derler.
Bayraktar Bayraklı
Büyüklük taslayanlar, güçsüz durumda olanlara, “Size, doğru geldikten sonra sizi biz mi ondan çevirdik? Tam tersine, siz suç işliyordunuz” diye cevap verecekler.