Sebe' Suresi 33. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

33. Ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَأْمُرُونَنَٓا اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ لَهُٓ اَنْدَادًاۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۜ وَجَعَلْنَا الْاَغْلَالَ ف۪ٓي اَعْنَاقِ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve aşağılık sanılanlar da büyüklük satanlara, hayır derler, gecegündüz düzenler kurup duruyor ve o zamanlar, bize de Allah'a kafir olmamızı ve ona eşler tanımamızı emrediyordunuz ve azabı görünce hepsinde de nedamet belirir ve biz de kafir olanların boyunlarına zincirler vururuz. Onların yaptıklarına karşılık başka bir şey mi verecektik ki?

Besim Atalay (1965)

Zayıf sanılanlar, böbürlenmiş olanlara derler ki: «Gece, gündüz yaptığınız aldatmayı, Allahı tanımamaklığımızçin, O'na eşler koşmamızçin bize emrederdiniz»; azabı görünce içten pişman olurlar, kâfir olanların boyunlarına halkalar geçiririz, yapmış olduklarından başka bir şeyle ceza mı olunurlar?

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine güçsüzler, büyüklük taslayanlara: “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardı. Çünkü siz bize Allah'a nankörlük etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkârcıların boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Cemil Said (1924)

Za’îflar de ruesâya: "Hayır, sizin gice ve gündüz yapdığınız hîleler Allâh’a inanmamak ve Allâh’a müsâvî putlara inanmak hakkında virdiğiniz emirler sebeb oldı" dirler. ’Azâbı gördükleri vakit hepsi ’amellerini saklayacaklar. Biz kâfirlerin boyunlarına ateşden lâle geçireceğiz. Yapdıklarının cezâsı başka değildir.

Diyanet Vakfı

Zayıf sayılanlar da büyüklük taslayanlara: Hayır! Gece gündüz (işiniz) tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz, derler. Artık azabı gördüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar ancak yapmakta oldukları günahları yüzünden cezalandırılırlar.

Edip Yüksel

Güçsüzleştirilenler, büyüklenenlere, "Asıl sizdiniz. Bizim ALLAH'a karşı nankörlük göstermemiz ve O'na ortaklar koşmamız için gece gündüz planlar kuruyordunuz." Azabı gördüklerinde içlerinde pişmanlık duyarlar. İnkarcıların boyunlarına prangalar vurmuşuzdur. Yalnız yaptıklarının karşılığını almıyorlar mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

O zebûn edilenler de o büyüklük taslayanlara demektedir: hayır işiniz gece gündüz dolap, çünkü sizler bizlere hep Allaha küfretmemizi ve ona menendler koşmamızı emrediyordunuz, ve böyle atışırlarken hepsi azâbı gördükleri o demde içlerinden pişmanlık getirmektedirler, tomrukları geçirmişizdir de boyunlarına hep o küfredenlerin, sâde yaptıklarının cezasını çekiyorlardır

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

O zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara: "Hayır, (işiniz) gece, gündüz hilekârlıktı. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eş koşmamızı emrediyordunuz." derler. Bunlar azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirmektedirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.

Emrah Demiryent

Zayıf (görüşlü) olanlar, (dünyada iken itaat ettikleri) o büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidâyetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı (n âyetlerini) inkâr etmemizi ve O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz!” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz, (âyetlerimizi inkâr edenlerin boyunlarına (ateşten) demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yaptıklarının cezasını çekerler.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Bu sefer zayıf bırakılan ve baskı altında tutulan) Müstaz’af (halk kesimi, imkân ve iktidar sahibi olan kibirli ve yetkili) müstekbirlere (dönüp) diyecekler ki: "Hayır! Sizler gece-gündüz (basın-yayın, televizyon ve internet yoluyla, kanun ve karakol zoruyla) hileli (ve tehlikeli) düzenler kurup, bizim Allah’ı (Kitabını ve bazı kanunlarını terk ve) inkâr etmemizi, (haksızlık ve ahlâksızlığa yönelmemizi ve hatta, düşünce ve davranışlarımızı yozlaştırıp ve sizleri putlaştırıp) O’na eş ve denk (kimseler) kılmamızı emrediyor (devlet ve hükümet gücüyle bizi sapkınlığa sürüklüyor)dunuz!.. (Evet, zulüm ve zorbalığa karşı çıkan şuurlu ve onurlu bir Müslüman olmamızı istemiyordunuz." diyeceklerdir. İşte bu müstekbir yöneticiler ve müstaz’af halk kesimleri ortak oldukları zulüm ve günahlarının karşılığı olarak girecekleri cehennem) Azabını gördüklerinde; pişmanlık (ve perişanlık)larını içlerine atarlar. (Sonsuz ve kahredici bir nedamet ve hasret içinde kıvranıp dururlar.) Biz de inkâr (ve isyan eden zalimlerin ve onları seçip seven hainlerin) boyunlarına halkalar geçirip (cehenneme sokarız. Böylece dünyadaki küfür ve kötülüklerinin, haksızlık ve ahlâksızlığı desteklemelerinin karşılığı olarak hak ettikleri cezaya çarptırırız. İşte bu İlahi adaletin gereğidir.) Yoksa onlar (dünyada) yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (Hayır, herkes akıbetini ve ahiretini kendi eliyle hazırlamakta, küfre ve zulme taraf olanlar cehennemi, İslamiyet ve istikamete tâbi olanlar ise cenneti elde etmektedir.)

Erhan Aktaş

Güçsüz bırakılanlar, büyüklük taslayanlara: “Hayır! Gece gündüz¹ kurduğunuz tuzaklarla bize, Allah'ı yalanlamamızı, O'na birtakım eşler koşmamızı öneriyordunuz.” dediler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklar. Gerçeği yalanlayan nankörlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar, yalnızca yapmış oldukları şeylerin karşılığını görecekler.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı eyitti anlar kim ża'if śayıldılar anlara kim boyun virmediler belki mekridür gicenüñ daħı gündüzüñ ya'nį mekr gözedürler ol ikide. “ol vaķt kim buyurduñuz bize kim kāfir olavuz Tañrı’ya daħı eyleyevüz aña beñdeşler.” daħı eşikere eylediler peşimanlıġı ol vaķt kim gördiler ŝevābı. daħı eyledük bendler boyunlarında anlaruñ kim kāfir oldılar. hįç cezā virinileler mi illā anı kim oldılar işlerler!

Hasan Basri Çantay

Zâif tanılanlar da o büyüklük taslayanlara: «Hayır, derler, gece gündüz (işiniz) hıylekârlıkdı. Çünkü siz bize Allaha küfretmemizi, Ona benzerler (ortaklar) tanımamızı emrediyordunuz». Bunlar azâbı görünce (hepsi) peşîmanlıklarını (derdlerini) içlerine atarlar. Biz de o küfredenlerin boyunlarına (ateş) tomrukları (nı) takarız. Yapmakda olduklarının başkasıyle mi cezalandırılacaklardı ya?

Hayrat Neşriyat

Zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara der ki: “Hayır! Gece gündüz(kurduğunuz) tuzak (bizi hidâyetten çevirdi). Bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na ortaklar koşmamızı emrederdiniz.” Ve azâbı gördüklerinde, (artık tartışmayı bırakıp içlerindeki)pişmanlığı gizlerler. Artık inkâr edenlerin boyunlarına (demir) halkalar geçiririz. (Onlar)yapmakta olduklarından başkasıyla mı cezâlandırılacaklar?

İhsan Aktaş

Ve (bnun üzerine) güçsüzler (ezilenler), büyüklük taslayanlara (sömürenlere, zalim liderlere, efendilere, patronlara) “Hayır. Siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah’ı inkâr etmemizi ve ona eşler koşmamızı bize emrediyordunuz (zulüm ve zorbalığa karşı çıkan şuurlu ve onurlu bir Müslüman olmamızı istemiyordunuz)’’derler. Artık azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Ve (o gün) biz inkâr etmiş olanların boyunlarına halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. *

İlyas Yorulmaz

Zayıf olanlar da büyüklenenlere “Ama siz gece gündüz durmadan tuzaklar hazırlayıp “Allah’ı inkâr etmemiz ve ona putları ortaklar koşmamız için emirler yağdırıyordunuz” derler. O gün onlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlerler. Bizde inkâr edenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Ancak onlar yapmış olduklarının karşılığında böyle cezalandırılırlar.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Küçümsenenler büyüklük taslıyanlara diyecekler: "Evet, siz geceli gündüzlü düzenler kurup bizi Allah’ı tanımazlığa, Ona ortak koşmıya sürüklüyordunuz." Onlar azabı görünce için için yanıp yakınacakalardır. Biz de o tanımazların boyunlarına kangallar vuracağız. Onlar ettiklerinden başkasını mı bulacaklardı sanki?

İsmail Hakkı İzmirli

Tekrar âciz olanlar imanı kibirlerine yediremeyenlere «— Hayır, siz Allah/ı tanımamamız, O/na eşler edinmemiz hususunda bize emir verdiğiniz zaman gece ve gündüz yapılan hileler bizi bu hâle düşürdü» diyecekler. Onlar ve bunlar azap görünce pişmanlıklarını gizleyecekler, biz de kâfirlerin boyunlarına demir lâleler vuracağız. Onlar dünyada işlediklerinden başka bir şeyle ceza görmeyeceklerdir.

İsmail Yakıt

Ezilenler büyüklük taslayanlara, “Bilakis, siz gece gündüz hile/tuzak kuruyor ve bize Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar [endâd] koşmamızı emrediyordunuz/telkinde bulunuyordunuz” derler. Azabı gördükleri zaman da derin bir pişmanlık duyarlar. İnkâr edenlerin boyunlarına biz halkalar/boyunduruklar [ağlâl]¹⁷ geçiririz. Onlar yaptıklarının karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorlar?

Kadri Çelik

Zaafa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara, “Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kuruyor,) bizim Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz” derler. Azabı gördüklerinde de pişmanlıklarını saklarlar. Biz de kâfirlerin boyunlarına halkalar geçiririz. Onlar, yapmakta olduklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?

Abdullah Parlıyan

Ama güçsüzler, büyüklük taslayanlara: “Hayır!” diyecekler. “Sizler gece gündüz Allah'ın mesajlarına karşı yanlış ve yanıltıcı itirazlar ortaya atar, kötülük aşılardınız. Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz.” Ve onlar azabı görünce, derin pişmanlıklarını ifade etmeye imkan bulamayacaklar. Biz de, O Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin boyunlarına, demir halkalar geçireceğiz. Bu, yaptıklarının adil bir karşılığı değil midir?

Kuran Yolu

Hor görülenler büyüklük taslayanlara şöyle cevap verirler: “Bilâkis! Bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na ortaklar koşmamızı telkin ederken gece gündüz yaptığınız aldatmadan ibaretti.” Sonunda azabı görünce için için yanarlar. Biz de inkârcıların boyunlarına halkalar geçiririz. Onlar ancak yapıp ettiklerinin karşılığını görürler.

Mahmut Kısa

Buna karşılık güçsüz bırakılanlar, büyüklük taslayanlara, “Ne münasebet!” diye itiraz edecekler, “Bizi yoldan çıkarmak içingece gündüz plânlar kuran, hâince tuzaklar peşinde koşan ve her türlü basın yayın araçlarını kullanarak İslâm aleyhinde yanıltıcı propagandalarla bizi aldatanlar sizler değil miydiniz? Ne çabuk unuttunuz, hani bize Allah’ın ayetlerini inkâr etmemizi ve birtakım varlıkların egemenliğini kabul ederek O’na ortak koşmamızı emrediyordunuz!” Böylece, her iki taraf da cezayı hak ettiklerini anlayacaklar. Derken zâlimler, kendilerini bekleyen azâbı görünce, pişmanlık acısı bir kor gibi yüreklerini yakıp kavuracak! Biz de, o inkârcıların boyunlarına çelikten prangalar geçirip hepsini aşağılık bir hâlde cehenneme süreceğiz! İşte bu fecî âkıbeti, bizzat kendileri hazırladılar. Öyle ya, onlar yaptıklarından başka bir şeyin cezasını mı çekiyorlar?

Mahmut Özdemir

Müstez’af / zayıflatılmış olanlar, müstekbir / büyüklenmiş olanlara dedi ki: “Aksine, Gece ve Gündüz işiniz-gücünüz tuzak! Bize, Allah’ı inkâr etmemizi, O’nun için benzerler / eşler koşmamızı emrediyordunuz”. Azab’ı gördüklerinde Pişmanlığı gizlediler. İnkâr etmiş kimselerin boyunlarına Demir Halkalar geçirdik. Sadece işliyor oldukları şeylerden başka karşılık alırlar mı?

Mehmet Çakır

zayıflar, güçlülere diklenirler: " Gece-gündüz, işiniz gücünüz dolap çevirip çelme takmaktı, Allah’ı inkar edip ona denkler bulmamızı emreden sizdiniz. " Ceza göreceklerini anlayınca pişmanlıklarını içlerine atarlar. Biz de bu arada, inkarcıların boyunlarına tasmaları takarız. Yaptığının cezasını çekmemek olur mu?

Mehmet Çoban

Zayıf ve güçsüz görünenler büyüklük taslayanlara: "Hayır! Bizi hidayetten saptıran gece gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi, Allah’ın yasalarını bırakıp kendi yasalarınıza uymamızı emrediyordunuz." derler. Azabı görünce içten içe pişmanlık duyarlar. İnkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar yapmakta olduklarının cezasını görecekler.

Mehmet Okuyan

Zayıf bırakılanlar kibirlenenlere “Hayır! (İşiniz gücünüz) gece gündüz tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz!” diyeceklerdir. [*] Azabı gördüklerinde pişmanlık(larını içinde) gizlemiş [*] olacaklardır. Biz de o kâfir olanların boyunlarına demir halkalar takacağız. [*] Onlar yaptıklarından başka (bir şeyle) mi cezalandırılacaklar ki!

Mehmet Türk

Zayıflar¹ da büyüklük taslayanlara: “Hayır, (esas suçlu,) sizin gece ve gündüz (sürekli olarak) Allah’ı inkâr etmemizi ve Ona eşler koşmamızı bize emretmek için kurduğunuz tuzaklarınızdır.” derler. Azabı gördüklerinde onlar, pişmanlıklarını bile ifâde edemezler. Biz de kâfirlerin boyunlarına halkalar geçiririz. (Sanki) onlar yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılacaklar(ını bekliyorlar)dı?

Muhammed Esed

Ama güçsüzler, küstahça büyüklük taslayanlara: “Hayır!” diyecekler. “[Bizi ondan alıkoyan, sizin] gece gündüz ⁴¹ [Allah’ın mesajlarına karşı] yanlış ve yanıltıcı itirazlar geliştirmenizdi; [tıpkı] Allah’ı tanımamaya ve O’na rakip güçler bulunduğuna ⁴² bizi ikna ettiğiniz (gibi)!” diyeceklerdir. Ve onlar [kendilerini bekleyen] azabı görünce [derin] pişmanlıklarını ifade etmeye ⁴³ imkan bulamayacaklar: çün-kü biz hakikati inkara şartlanmış olanların boyunlarına halkalar geçireceğiz. ⁴⁴ Bu, yaptıklarının [adil] bir karşılığı değil midir?

Mustafa Çavdar

Bu kez zayıflar büyüklenenlere: – Hayır, gece gündüz kurduğunuz hile ve tuzaklar ile bize, Allah’a yabancılaşmamızı ve birilerini O’na denk güçler edinmemizi dayatıyordunuz. Onlar asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin ta derinliklerinde yaşayacaklar. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demirden halkalar geçireceğiz. Hem yaptıklarının bunun dışında bir karşılığı mı var? 2/165, 27/89-90

Ahmet Tekin

Temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen halk, büyüklük taslayan zorba, güç ve iktidar sahiplerine: “- Hayır, asıl suçlu biz değiliz. Gece-gündüz işiniz sinsice planlar yapıp uygulamak, yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunmak, mü'minlerin ve dinin önünü kesen tuzaklar kurmaktı. Siz daima, Allah'ı inkârda ısrar etmemizi, bile bile taş yığınlarını, putları, şahısları Allah'a ortak koşmamızı bize emrederdiniz.” derler. Artık azâbı gördüklerinde, içten, yürekten pişmanlık duyarlar. Biz de kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, küfre saplananların boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar işlemeye devam ettikleri günahların karşılığının dışında cezalandırılırlar mı hiç?

Mustafa İslamoğlu

Bu kez zayıf bırakılanlar büyüklük taslayanlara “Hayır” diye itiraz edecekler, “(İşiniz gücünüz) gece gündüz dolap çevirmek! Hatırlasanıza bir; bize Allah’a yabancılaşmamızı ve O’na eşdeğer rakip güçler[³⁸⁵¹] tanımamızı dayatıyordunuz!” Derken onların tümü de asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin en derinlerinde yaşayacaklar;[³⁸⁵²] zira Biz inkârda ısrar edenlerin boyunlarına halkalar geçireceğiz:[³⁸⁵³] hem yaptıklarının bunun dışında bir karşılığı mı var?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve zayıf sayılanlar da o büyüklük gösterenlere der ki: «Hayır... Gece ve gündüzdeki hile. O vakit ki, bize emrederdiniz ki, Allah'ı inkar edelim ve O'nun için şerikler ittihaz edinelim.» Ve azabı gördükleri zaman (hepsi de) için için pişman olurlar ve kâfir olanların boyunlarına demir lâleler vurmuş olacağız. Onlar işlediklerinden başka bir şey ile cezalandırılmayacaklardır.

Orhan Kuntman

Bu kez güçsüz sayılanlar, büyüklük taslayanlara: "Hayır, gece gündüz işiniz hilekârlıktı. Çünkü siz bize, Allah'ı (O'nun vahdaniyetini) inkâr etmemizi, O'na ortaklar tanımamızı emrediyordunuz” derler. Fakat azabı gördüklerinde artık (birbirlerini kınamayı terk ederler hepsi) yaptıklarına pişman olurlar. (Ne var ki bu pişmanlıkları, kendilerine hiçbir yarar sağlamaz) Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir halkalar takarız. (Öylece cehenneme sürülürler. Onlar dünyada) yapmakta olduklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (Biz onları, amellerinize göre cezalandırırız)

Osman Fırat

Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Şaban Piriş

Sömürülenler de büyüklenenlere:-Aksine, siz gece gündüz plan kurup, bize Allah'a nankörlüğü ve O'na denk varlıklar edinmemizi emrederdiniz, derler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklardır. İnkarcıların boyunlarına demir halkalar geçiririz. Yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılacaklar?

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı eydür anlar ki ża‘īf oldılar büyüklenenlere: Bel ki siz mekr itdüñüzgicede ve gündüzde ki siz bize buyururduñuz Tañrıya kāfir olmaġa. Daḫıaña şerīkler ḳılmaġa. Daḫı peşīmānlıġı gizleyeler, ‘aẕābı gördükde. Daḫı bizbıraḳduḳ zincīrleri kāfirler boynına. Cezā görmezler, illā ‘amelleri cezāsını.

Suat Yıldırım

Ezilenler de kibirlilere: “Hayır! İşiniz gücünüz, gece gündüz dolap! Siz daima Allah'a nankörlük etmemizi, Ona birtakım şerikler uydurmamızı bizden isterdiniz” derler. Ve böyle atışırlarken hepsi, azabı gördükleri o esnada, pişmanlıklarını içlerine atarlar. . . O inkârcıların boyunlarına ateşten demir halkalar takarız. Bu, yaptıklarının adil bir karşılığı değil midir?

Süleyman Ateş

Zayıf düşürülenler büyüklük taslayanlara: "Hayır, gece gündüz dolap (kurar, kötülük aşılardınız) Allah'a nankörlük etmemizi, O'na eşler koşmamızı bize emrederdiniz." dediler. Ve azabı gördüklerinde, içlerinde pişmanlıklarını gizlediler. Biz de o nankörlerin boyunlarına demir halkalar geçirdik. Yalnız yaptıklarıyle cezalanmıyorlar mı?

Süleyman Tevfik (1927)

Za'îfler büyüklük taslayanlara: "Evet! Sizin gice ve gündüz mekr ve hîlenizin kurbânı olduk. Allâh'a küfür itmeği ve O'na şerîk kılmağı bize siz emr idiyordınız." dirler. Vaktâ ki 'azâbı görürler nedâmetlerini gizlemeğe çalışırlar. Ve biz kâfirlerin boğazlarına zincirler takarız. Onlar ancak 'amellerinin cezâsıyla mücâzât olunurlar.

Süleymaniye Vakfı

Etkisizleştirilmiş olanlar büyüklük taslayanlara; "Hayır sizler, gece gündüz hile kuruyor, Allah'ı görmezlikten gelmemizi ve ona ortaklar koşmamızı emrediyordunuz" derler. Boyunlarına taktığımız demir halkalar içinde o azabı görünce de pişmanlıklarını içlerine atarlar. Teslim oldukları ceza yaptıklarının karşılığından başka nedir ki?

Ahmet Varol

Zayıf düşürülenler de büyüklenenlere: "Hayır gece gündüz hileler kuruyor; bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını açığa vururlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına halkalar dolarız. İşlediklerinden başka bir şeyle mi cezalandırılıyorlar?

Ümit Şimşek

Güçsüzler ise büyüklük taslayanlara “Gece gündüz işiniz düzenbazlıktı,” derler. “Böylece, Allah'a nankörlük edip de başkalarını ona denk tutmamızı emrediyordunuz.” Azabı gördüklerinde, için için pişmanlık duymaktadırlar. Biz ise o kâfirlerin boyunlarına boyundurukları geçirmişizdir. Onlar yaptıklarından başka birşeyle mi cezalanıyorlar?

Yaşar Nuri Öztürk

Bu kez, basit görülüp horlananlar büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Hayır, öyle değil!" İşiniz gece gündüz düzenbazlıktı. Siz bize Allah'a nankörlük etmemizi, O'na eşler-ortaklar tutmamızı emrediyordunuz." Nihayet, azabı gördüklerinde, pişmanlığı içlerine gömerler. Biz ise inkârcıların boyunlarına bukağıları vurmuşuzdur. Yapıp ettiklerinden başka, neyin karşılığını görüyorlar ki!...

Ali Bulaç

Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: 'Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz' dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını saklarlar; biz de inkâr edenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar, yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?

Ali Fikri Yavuz

O düşükler de büyüklük taslıyanlara: “- Hayır, gece ile gündüz bizi aldatıyordunuz. Çünkü siz, bize Allah'ı inkâr etmemizi, (Peygamberi tanımamamızı), O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz.”' derler. Azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir lâleler vururuz. Onlar ancak yaptıklarının cezasını çekerler.

Bahaeddin Sağlam

Ve zayıf bırakılanlar, büyüklenmiş olanlara: “Hayır! Gece, gündüz tuzak kuruyordunuz. Çünkü Allah’a nankörlük etmemizi, O’na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz.” derler. Ve azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlerler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına (demir) tasmalar geçiririz. Ve onlar, yaptıklarından başka bir şey ile cezalandırılmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Güçsüz durumda olanlar, büyüklük taslayanlara, “Hayır! Sizin gece gündüz tuzak kurmanız bizi bu hale düşürdü. Çünkü bize, Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz” diyecekler ve azabı gördüklerinde, pişmanlıklarını içlerinde gizleyecekler. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına halkalar geçireceğiz. Onlar sadece yaptıklarının karşılığını görecekler.