49. Ayet
قُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُع۪يدُ
De ki: “Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
قُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُع۪يدُ
De ki: “Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.”
De ki: Gerçek geldi ve boş şey gitti, ne bir daha zuhur eder, ne de yeniden ve tekrar gelir.
Diyesin ki: «Hak geldi, bâtıl bir şey yaratamaz, bir şeyi de o geri döndüremez!»
De ki: “Değişmez gerçek, (bütün açıklığıyla) ortaya çıkmıştır (yalan ve sahte olan ise sönüp gitmeye mahkûmdur). Çünkü sahte ve yalan ne yeni bir şey getirebilir ne de (geçmiş olanı) geri döndürebilir”.
"Hak geldi bâtıl gayb oldı ve ’avdet itmeyecekdir".
De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi başlatabilir ne de geri getirebilir.
De ki, "Gerçek gelmiştir; batıl ise ne yeni bir şeyi başlatabilir, ne de tekrarlayabilir."
De ki: hak geldi, bâtılın önü de kalmaz sonu da
De ki: "Hak geldi, batılın önü de kalmaz, sonu da."
De ki: “Hak geldi, (bâtıl yok oldu,) bâtıl ne yeniden bir şey var edebilir ne de geri getirebilir.”
De ki: "(Artık) Hakk gelmiştir; Bâtıl ise (bundan böyle) ne (yeni ve gerçekçi bir şey) ortaya çıkarabilir, ne (eski düzeni ve dönemi) geri getirebilir. (Hakkın yegâne kaynağı Kur’an’dır ve İslam hükümran olacaktır.)"
De ki: “Hakk¹ geldi. Artık, Batıl² ortaya bir şey koyamaz da geri getiremez de.”
eyit “geldi ḥaķ daħı ilk başlamaz bāŧılı daħı girü döndürmez” ya'nį şeyŧānı ilk yaratmaz daħı girü dirürmez.
De ki: «Hak geldi. Baatıl ne ibtidâen, ne de iâdeten (hiçbir şey yaratmıya) kaadir olamaz».
De ki: “Hak geldi; artık bâtıl ne (bir şeyi) ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.”
(Resulüm, onlara) de ki: Hak (değişmez gerçek, islam bütün açıklığıyla) gelmiştir, Batıl (sahte ve yalan) ise, ne yeni bir şey getirebilir ne de (geçip gitmiş olanı) geri döndürebilir".
Deki “Hak (gerçek doğrular) geldi ve artık batıl ortaya çıkamaz ve (hak olduğu sürece) batıl geri de dönemez.”
De ki: "Doğru geldi. İğrinin gücü ne yoktan var etmeye, ne de öldükten sonra diriltmeye yetmez.
De ki hak olan İslâm geldi Artık bâtıl olan şirkin ne bidayeti kaldı, ne iadesi [¹].
De ki: “Hak geldi, batıl artık ne yeni bir şey ortaya koyabilir ne de geri dönebilir.”²¹
De ki: “Hak geldi; artık batıl ne bir şeyi başlatabilir ne de geri getirebilir.”
De ki: “Hak ve gerçek sistem, İslâm geldi. Bundan sonra batıl yani değersiz ve sahte olan sistemler ne yeni birşey getirebilir, ne de geçmiş gitmiş olanı geri döndürebilir.”
De ki: “Hak gelmiştir; bâtıl ne yeni bir şey var edebilir, ne de eskiyi geri getirebilir.”
O hâlde, küfrün karanlıklarını parçalayıp âlemleri aydınlatan Kur’an’ın meydana getireceği değişimi şimdiden müjdeleyerek de ki: “İşte nihâyet, mutlak ve değişmez gerçeklik ve doğruluk olan hak geldi ve yalan, kötülük, inkârcılık temeline dayanan bâtılın yok oluş süreci başladı! Bundan böyle, Müslümanlar Kur’an’a bağlı kaldıkları sürece, artık bâtıl ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de eski saltanatını geri getirebilir!
De ki: “Hakk geldi. Bâtıl, ne yeniden başlar, ne iâde olur”.
Resulüm de ki: " Hak geldi, artık batıl bir daha kendine gelemez.
"Rabbimin gerçekleri ortaya konulunca yalanların hiçbir hükmü yoktur. Rabbim gerçekler üzerine hükmedince iş bitmiştir. Artık eski halinize dönemezsiniz. Hüküm üzerinizde kalır. Hakkınızda verilen hüküm asla geri alınmaz."
De ki: “Gerçek geldi; [batıl] ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir.” [*]
“(Artık) Hak (olan İslâm Dini) geldi. (Bundan sonra) bâtıl, yeni bir şeyi ortaya çıkaramayacağı gibi hiçbir şeyi de geri getiremez.” de.¹
De ki: “Değişmez gerçek, şimdi [bütün açıklığıyla] ortaya çıkmıştır, [yalan ve sahte olan ise sönüp gitmeye mahkumdur ⁶⁰ ], çünkü sahte ve yalan, ne yeni bir şey getirebilir, ne de [geçip gitmiş olanı] geri döndürebilir”. ⁶¹
De ki: – Çünkü sonsuz hakikat Kuran gelmiştir. Artık batıl, ne yeni bir şey ortaya koyabilir ne de eski gücüne geri dönebilir. 13/17, 18/56, 21/18
“Gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur'ân, İslâm geldi. Artık bâtıl ne yeni bir şey ortaya çıkarabilir, ne de eski bir şeyi geri getirebilir.” de.
De ki: “Ebedî gerçek (gündeme) gelmiştir: artık sahte ve yalan ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de geçmişi geri getirebilir.”
De ki : «Hak geldi, bâtıl (ise bir şeyi) ne bidâyeten vücuda getirebilir ve ne de iade edebilir.»
De ki: "Hak geldi. Artık bâtıl, ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de geri getirebilir!
De ki: "Hak geldi. Ve batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez. "
De ki:-Hak geldi. Batıl ne başlatır ne de yeniden yapar.
Eyit yā Muḥammed: Ḥaḳ geldi ve bāṭıl ilerü nesne getürmez ḳıldı, girü daḫıḳoyabilmez ḳıldı.
De ki: “İşte gerçek geldi, bütün açıklığıyla ortaya çıktı. Yalan ve sahte olan ise sönüp gitmeye mahkûmdur. ” [17, 81]
De ki: "Hak geldi, artık batıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir. (O tamamen yok olup gitmiştir)."
Di ki: "Hak (İslâm) geldi. Bâtılda (küfür ve şirk) zâhir olacak ve 'avdet idecek bir şey kalmadı."
"Hak(gerçek) geldi; artık batıl(uydurma olan) hangi yeniliği getirecek ve neyi yeniden başlatacaktır?"
De ki: "Hak geldi, batıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir."
De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne yeni birşey ortaya çıkarabilir, ne de gideni geri getirebilir.
De ki: "Hak geldi, artık bâtıl ortaya yeni bir şey çıkaramaz; eskiyi de geri getiremez."
De ki: 'Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne geri getirebilir.”
(Ey Rasûlüm, yine o kâfirlere) de ki: “- Hak (din olan İslâm) geldi, bâtıl (şirk) kayboldu gitti ve geride dönmez.”
De ki: “Hak geldi, batıl ne varlık gösterebilir, ne de geri gelebilir.”
De ki: “Hak geldi, bâtıl artık ne bir şeyi ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.”