124. Ayet
اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ
Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ
Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
Hani kavmine demişti ki: Çekinmez misiniz siz?
Hani, ulusuna o demişti ki: «Sakınmaz mısınız?
123-124. Şüphesiz İlyas da resullerdendi. Hani kavmine şöyle demişti: “Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
124,125,126. Kavmine: "Allâh’ın ’azâbından kokmayacak mısınız, Ba’l’e mi [1] tapacaksınız ve hâliklerin ahsenini bırakacaksınız? O sizin ve âbâ ve ecdâdınızın Allâh’ıdır" didi.
124, 125, 126. (İlyas) milletine: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? Yaratanların en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız? demişti.
Halkına, "Erdemli olmayacak mısınız?" dedi.
Zira kavmine demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?
124,125,126. Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.
124-125-126. Hani, (İlyâs bir zamanlar) kavmine, “(Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? Sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi olan ve her şeyi en güzel şekilde yaratan (Allah’) ı bırakıp da Ba‘l’e mi (kendi ellerinizle altından yaptığınız, Ba‘l ismindeki puta mı) yalvarıyorsunuz?” dedi.
Hani kendi kavmine demişti ki: "Siz (hâlâ Allah’tan) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınmaz mısınız?"
Hani o, halkına: “Siz, takva sahibi olmayacak mısınız?” demişti.
ol vaķt kim eyitti ķavumına “ay ķorķmaz misiz?”
O vakit kavmine (şöyle) demişdi: «Siz (Allahdan) korkmaz mısınız»?
O vakit kavmine demişti ki: “(Siz Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?”
123 , 124. Şüphesiz İlyas da (mesajlarımızın tebliğini yapmak üzere) gönderilmiş elçilerdendi. O zaman kavmine demişti ki: ‘’(Şirkten arınmak suretiyle) Allah’a karşı gelmekten’’sakınmaz mısınız?”*
Kavmine “Allah’dan korunup sakınmaz mısınız?”
O gün ulusuna demişti: "Sizler hiç sakınmaz mısınız?
Hani o, kavmine şöyle demişti: «— Niye Allah/tan sakınmıyorsunuz?
Hani o kavmine, “Allah’a karşı sorumluluk bilincine sahip olmayacak mısınız?”
Hani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Kavmine şöyle seslenmişti: “Yolunuzu yordamınızı Allah'ın kitabı vasıtasıyla bulmaz mısınız?
Kavmine, “(Şirk ve günahtan) sakınmayacak mısınız?” dedi;
Hani İlyas, kavmine demişti ki: “Ey halkım! Artık zulüm ve haksızlıklardan vazgeçmenin ve sahte ilâhları terk edip bir tek Allah’a kulluk ederek cehennem ateşinden korunmanın zamanı gelmedi mi?”
Hani, kavmine: -“Sakınıp korunmaz mısınız?” dedi.
Halkına: " Kendinizi sağlama almalısınız.
Kavmine demişti ki: "Allah’ın azabından korunmaz mısınız?"
Hani kavmine “(Allah’a karşı) [takvâ]lı (duyarlı) olmuyor musunuz?
(O da) kendi toplumuna: “(Allah’tan) hakkıyla sakınmayacak mısınız?” dedi.
ve kavmine şöyle seslenmişti: “Allah’a karşı sorumluluğunuzu idrak etmez misiniz?
O, halkına şöyle demişti: – Hiç Allah’tan kokmuyor musunuz? 30/31, 33/39
Hani kavmine: “Allah'a sığınıp, emirlerine yapışmayacak mısınız, günahlardan arınıp, azaptan korunmayacak mısınız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacak mısınız, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmayacak mısınız” demişti.
Hani kavmine demişti ki: “Ne o, sorumluluğunuzu idrak etmemekte direnecek misiniz?
O vakit, kavmine demişti ki: «Siz korkmaz mısınız?»
O bir vakit kavmine: "Siz hiç (Allah’tan) korkmaz mısınız?
Hani kavmine şöyle demişti: "Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
- halkına şöyle demişti: Korkmuyor musunuz?
Ol vaḳt ki eyitdi ḳavmine: Niçün Tañrıdan ḳorḳmazsız?
124, 125, 126. Hani o halkına şöyle demişti: Siz hâla şirkten ve günahlardan sakınmayacak mısınız? Sizin de, gelip geçmiş atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı, o Mükemmel Yaradanı bırakıp hâla Ba'l'e tapmaya mı devam edeceksiniz? {KM, I Krallar 18, 24-40}
Kavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız?"
Kavmine: "Allâh'dan korkmaz mısınız?"
Bir gün halkına şöyle dedi; “Siz hiç çekinmez misiniz?”
Hani o kavmine şöyle demişti: "Siz (Allah'a karşı gelmekten) sakınmıyor musunuz?
O da kavmine demişti ki: “Hiç sakınmıyor musunuz?
O da toplumuna şöyle demişti: "Hâlâ korkup sakınmıyor musunuz?"
Hani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
O vakit kavmine şöyle demişti: “- Siz Allah'dan korkmaz mısınız?
Hani, kavmine: “Sakınmayacak mısınız?
Bir zamanlar toplumuna şöyle demişti: “Sakınmıyor musunuz?”