166. Ayet
وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
“Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
“Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.”
Ve şüphe yok ki biz, mabudumuzu tenzih ederiz elbet.
Biz de tespih eden kimselerdeniz
Bizler elbette O'nun sınırsız şanını yüceltenleriz.”
165,166. Saf saf dizileceğiz ve zikru(A)llah ile tesbîh çekeceğiz.
164, 165, 166. (Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır. Şüphesiz biz, orada sıra sıra dururuz ve şüphesiz Allah'ı tesbih ederiz.
Biz, anıp yüceltenleriz.
Ve biz elbette biz o tesbih edenleriz
164,165,166. (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
Ve biz Allah’ı (bütün noksan sıfatlardan tenzih edip yücelterek) tesbih edenleriz.”
(Evet) "Biziz, o (sürekli) tesbih (ve tenzih) ederek (Allah’ın emirlerini harfiyen yerine getirenler de) gerçekten biz olmaktayız."
Biziz biz, tesbih edenler.
daħı bayıķ biz tesbįḥ eyleyicilerüz.
Biziz o tesbîh edenler de mutlak biz.
“Hem muhakkak ki, tesbîh edenler gerçekten ancak biziz.”
164 , 165, 166. Ve (müşriklerin, bu iddialarına karşılık melekler de şöyle derler:) “Bizim her birimiz için bilinen bir makamı (görev yeri- boyutu - derecesi) vardır. Biz orada (Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve ona kulluk ve ibadet etmek için) saflar hâlinde duranlarız. Bizler elbette O’nun (Allah’ın) sınırsız şanını yüceltenleriz (yani biz de Allah’ın kullarıyız, onun çocukları değiliz)! (*)
“Biz sürekli Allah’ı noksan sıfatlardan arındırıp yüceltenleriz” dediler.
İşte ululıyanlar da bizleriz."
Biz tespih çekeriz» derler.
“Mutlaka Allah’ı tesbih ederiz.”
“O tesbih edenler de gerçekten biziz.”
Şüphesiz O'nun sınırsız şanını yücelten biziz, biz.”
Ve biz, kuşkusuz Allah’ı tesbih ederiz.”
“Biz müminler, hem sözlerimizle, hem davranışlarımızla Rabb’imizin adını tüm evrene ilan ederek O’nun sınırsız yüceliğini övgüyle tesbih edenleriz!”
Biz, elbette biz Tesbih Edenler’iz”.
her daim Allah'ın erişilmezliğini yad ederiz.
"Biziz Rabbimizin yasalarına uyanlar biziz!" derler. Katımızda olanların hepsi yarattığımız şerefli varlıklardır. Onlar Rabbine isyan etmez, ilahlık taslamaz, yaratılmış olduklarının bilincindedirler.
Şüphesiz ki biz (Allah’ı) [tesbih] edenleriz (yüceltenleriz).”
164,165,166. (O cinler ve melekler): “Bizim her birimiz için belli bir makam vardır.¹ Biz de (Allah’ın huzurunda) kesinlikle saf tutarız ve Onu tesbih ederiz.” derler.
ve şüphesiz biz de O’nun sınırsız şanını yüceltiriz!”
Ve biz Allah’ın emrinden çıkmayan kimseleriz. 21/26...29
“- Devamlı tesbih edenler, zikredenler, namaz kılanlar, ibadet edenler biziz, biz.”
yine (O’nun) yüceliğini dile getirenler de biziz, elbet biz!”
Ve muhakkak ki, bizleriz, o tesbih ediciler.
164,165,166. (Melekler) "Bizim her birimizin belirli bir makamı vardır, kuşkusuz biz (Rabbimizin huzurunda) saf bağlayıp duranlarız ve O'nu tesbih edenleriz" derler.
Ve biz, (Allah’ı) O tesbih edenlerdeniz..
Ve yine biz, tesbih ediciler biziz.
Daḫı biz tesbīḥ idiciler‐biz, özge meleklerüñ daḫı. Bu söz, gör Cebrā’il diliüstinedür, özinüñ şerh‐i ḥālidür.
Allah'ı zikredip O'nu tenzih edenler biziz. ” [21, 26-29]
Biziz, o tesbih edenler, biz.
"Ve tesbîh ideriz" dirler.
Hepimiz Allah’ın emrinden çıkmayan kimseleriz.”
Şüphesiz o tesbih edenler biziz."
“Ve biz Allah'ı tesbih edenleriz.”
O durmadan tespih edenler elbette biziz.
“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Ve Muhakkak ki biz, (Allah'ı şanına lâyık olmayan şeylerden) tenzih edenleriz.”
Ve gerçekten devamlı tesbih ederiz.” (derler.)
“Elbette Allah'ı noksan sıfatlardan uzak tutarız.”