Sâffât Suresi 54. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

54. Ayet

قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ

Konuşan o kimse, yanındakilere, “Bakar mısınız, hâli ne oldu?” der.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Der ki: Ne oldu o, bakıp gördünüz mü acaba?

Besim Atalay (1965)

Başka biri de: «O ne halde bilir misiz?» diye soracak

Cemal Külünkoğlu

Yanındakilere: “Siz onun nerede olduğunu biliyor musunuz?” diye sorar.

Cemil Said (1924)

51,52,53,54. İçlerinden biri: "Benim dünyâda bir dostum var idi. Bana "Tekrâr dirilmeği hakîkat mı zan idiyorsın? Ölüb de kemik ve toprak oldukdan sonra tekrâr muhâkeme olunmaklığımız mümkün midir? dir idi." diyecek. Ve sonra "Bakar mısınız" diyu ’ilâve idecek.

Diyanet Vakfı

54, 55. (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi. İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.

Edip Yüksel

(Yanındakilere,) "Bakar mısınız?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nasıl der bir bakıştırır mısınız:

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Siz onu tanır mısınız?" der.

Emrah Demiryent

(Sonra o kişi, yanındakilere) der ki: “Siz ona bakar mısınız? (Onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?”

Abdullah-Ahmet Akgül

(Bu konuşan kişi yanındakilere dönüp) "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?" diye (soracaktır.)

Erhan Aktaş

“Siz yakından bilenler misiniz?” derdi.

Eski Anadolu Türkçesi

eyitti ya'nį ķaayıl “hįç siz baķıcılar misiz?”

Hasan Basri Çantay

(O sözü söyleyen zât, ihvanına) der ki: «Siz (onun iç yüzüne) vaakıf olucular mısınız?»

Hayrat Neşriyat

(Sonra o kişi yanındakilere:) “Siz (onun hâlinden) haberdâr mısınız?” dedi.

İhsan Aktaş

(Sözüne devamla) "Şimdi (dünyada beni ve insanları saptırmaya çalışan o arkadaşımın ne durumda olduğunu) bilmek ister misiniz?’’ der.

İlyas Yorulmaz

Allah (cennetteki her iki konuşana) “Bunu öğrenmek ister misiniz?” dedi.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bir başkası der: "Şimdi o arkadaşınızı görebiliyor musunuz?"

İsmail Hakkı İzmirli

Başka biri «— Onun ne halde olduğunu biliyor musunuz? [¹]» diyecek.

İsmail Yakıt

(Yanındakilere) “Şimdi onun hâlini bilmek ister misiniz?” dedi.

Kadri Çelik

(Konuşan yanındakilere) Der ki: “Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?”

Abdullah Parlıyan

Konuşan o kimse diyecek ki: “Onun ne durumda olduğuna dönüp bakmak istermisiniz?”

Kuran Yolu

Ve ekler: “Şimdi dönüp bakar mısınız (ona)?”

Mahmut Kısa

“Bakın arkadaşlar, bu zâlimin şimdi ne durumda olduğunu görmek ister misiniz?”

Mahmut Özdemir

Dedi ki: -“Siz buna muttali’ misiniz?”.

Mehmet Çakır

Anlatan adam neden sonra: " Sahi hiç onu göreniniz oldu mu? " diye sorar.

Mehmet Çoban

Sonra yanındakilere cehennemi göstererek: "Bakar mısınız?" dedi.

Mehmet Okuyan

(Mümin kişi), “(O arkadaşımın durumunu) bilmek ister misiniz?” diyecektir.

Mehmet Türk

(Konuşan, ¹görevli meleklere): “Siz (onun şimdi) ne durumda olduğunu biliyor musunuz?” diye soracak.

Muhammed Esed

[Ve] ekleyecek: “Bakmak [ve onu görmek] ister misiniz?”

Mustafa Çavdar

Öteki: – Şimdi onun ne durumda olduğunu bilmek ister misin? Der. 7/50...54

Ahmet Tekin

Allah: “Siz, onun halini görmek ister misiniz?” buyurur.

Mustafa İslamoğlu

(Sözüne devamla) sordu: “Onun halini görmek ister misin?”

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: Siz (onun halinden) haberdar olmak ister misiniz?

Orhan Kuntman

“Acaba onun durumu nasıl? Sizler onun durumundan haberdar mısınız?" der.

Osman Fırat

Dedi ki: Siz onun haline muttall oldunuz mu?

Şaban Piriş

-ona ne olduğunu görüyor musunuz? der birisi.

Satıraltı Meal (1534)

Allāh eyide: Siz anuñ ḥālini görmek isterseñüz, baḳup görüñüz, diye.

Suat Yıldırım

54, 55, 56, 57. “Şimdi ister misiniz onu size göstereyim? ” Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur. “Vallahi, nerdeyse beni de düştüğün o helâke sürükleyecektin! Rabbimin hidâyet nimeti yetişmeseydi, eli kolu kelepçeli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım! ” [7, 43]

Süleyman Ateş

(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi.

Süleyman Tevfik (1927)

"Acabâ o ne haldedir? Ona muttali' olan var mı?" dir.

Süleymaniye Vakfı

“Yukarıya (Araf’a)[*] çıkıp bakar mısınız?” der.

Ahmet Varol

Der ki: "Siz ona bakar mısınız?"

Ümit Şimşek

“Şimdi ne halde olduğunu biliyor musunuz?” der.

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Siz de bir araştırır mısınız?"

Ali Bulaç

(Konuşan yanındakilere) Der ki: 'Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?'

Ali Fikri Yavuz

(Sonra o sözcü, cennetteki kardeşlerine): “(Şimdi size o arkadaşı göstermek için cehenneme) bir bakar mısınız?”der.

Bahaeddin Sağlam

“Hiç çıkıp baktınız mı?”

Bayraktar Bayraklı

“Siz onun durumuna vâkıf olmak ister misiniz?” dedi.