Sâd Suresi 60. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

60. Ayet

قَالُوا بَلْ اَنْتُمْ۠ لَا مَرْحَبًا بِكُمْۜ اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَاۚ فَبِئْسَ الْقَرَارُ

O grup da, “Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!” der.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar da hayır diyecekler, asıl siz, rahat yüzü görmeyin; siz getirdiniz başımıza bunu, gerçekten de karar edilecek ne kötü yer.

Besim Atalay (1965)

Diyecekler ki: «Size genişlik yok, onu bize getirenler sizsiniz!», imdi durak ne kötü!

Cemal Külünkoğlu

(Kendilerine uyanlar da:) “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü bir yerdir!

Cemil Said (1924)

Ânlar da ruesâsına: "Hâyır size merhabâ dinilmeyecek, siz bizi iğvâ iylediniz, burası ne müdhîş ikâmetgâh!" diyecekler.

Diyanet Vakfı

(Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.

Edip Yüksel

Onlar da derler ki, "Aslında siz hoş gelmediniz. Bizi bu duruma siz soktunuz; ne kötü bir son!"

Elmalılı Hamdi Yazır

59,60. Şu: bir alay: maıyyetinizde göğüs germiş; onlara merhaba yok, çünkü onlar Cehenneme salınıyorlar. Hayır derler size merhaba yok, onu bize siz takdim ettiniz, bakın ne fena yatak

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

(Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!"

Emrah Demiryent

(Kâfirlerin ileri gelenlerine uyanlar) derler ki: “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin. Bu azabı bizim önümüze siz getirdiniz. (Cehenneme girmemize siz sebep oldunuz.) Burası ne kötü bir yerdir!”

Abdullah-Ahmet Akgül

(Onlara uyan çıkarcı ve kolaycı halk yığınları ise:) "Hayır, sizler var ya; asıl size bir merhaba yok (siz rahat yüzü görmeyin). Çünkü bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz (dünyada siz bizi aldatıp peşinizden sürüklediniz). Bu cehennem ne kötü bir durak (başımıza neler getirdiniz)" diye (çıkışacaklardır.)

Erhan Aktaş

Diğerleri ise: “Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!” dediler.

Eski Anadolu Türkçesi

eyittiler ya'nį uyundular “belki siz giñlik olmasuñ size! siz ileri duttuñuz küfri bizüm içün pes yavuz ŧuraķ yirdür!”

Hasan Basri Çantay

(Tâbi' olanlar rüesâya) derler: «Hayır, siz, asıl rahat (huzur) görmeyin. Bunu bizim önümüze siz getirdiniz. (Bakın) ne çirkin durum»!

Hayrat Neşriyat

(O elebaşlarına uyanlar ise:) “Hayır! (Asıl) siz rahat yüzü görmeyin! Bunu bizim başımıza siz takdîm ettiniz (siz getirdiniz). Artık o ne kötü karargâhtır!” derler.

İhsan Aktaş

(Onlara uyanlar da) derler ki: «Hayır, sizler; asıl size bir merhaba (rahat ve huzur dileği) yok. Siz onu (o kötü durumu) bizim önümüze sürdünüz (azaba uğramamıza sebep oldunuz). Ne kötü bir durak.»

İlyas Yorulmaz

Onlar da “Asıl size rahatlık olmasın. Çünkü siz, çirkin ve yanlış olanları bize teklif edip, yapmamız için önümüze getiriyordunuz. Bunlar ne kötü kararlarmış.”

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Uyanlar da uyulanlar da diyecekler: "Yok, rahat yüzü görmiyecek olan sizlersiniz. Burası da ne kötü bir eylek!"

İsmail Hakkı İzmirli

Tâbi/ler diyecekler ki asıl size merhaba olmasın, buna bizi siz uğrattınız, burası ne kötü karargâhtır.

İsmail Yakıt

(Önderlere tabi olanlar ise) “Bilakis sizler rahat yüzü görmeyin. Bu sonu bize siz hazırladınız. Ne kötü bir yer burası!” derler.

Kadri Çelik

(Zalimlere uyanlar ise,) “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir!” derler.

Abdullah Parlıyan

Dünyada onlara uyanlar feryat edecekler: “Hayır, asıl sorumlu sizsiniz siz. Rahat yüzü görmeyin, bunu başımıza siz getirdiniz, ne kötü bir yer burası.”

Kuran Yolu

Diğerleri, “Hayır, asıl rahat yüzü görmemesi gereken sizlersiniz; bizi bu duruma siz sürüklediniz. Ne kötü bir yer burası!” derler.

Mahmut Kısa

Buna karşılık onlar, “Asıl siz rahat yüzü görmeyin!” diye cevap verecekler, “Bunu başımıza getiren sizsiniz; sizi adım adım izledik, fakat bizi getirdiğiniz yere bakın, ne korkunç bir yer burası!”

Mahmut Özdemir

Dediler ki: -“Hayır, aksine siz! Merhaba yok size! Onu bize siz takdim ettiniz. Ne kötü Durak!”.

Mehmet Çakır

Karşıtları itiraz edecekler: " Asıl sizlere selâmı sabahı kesmeli. Zira bizleri bu hallere, bu berbat yerlere düşüren sizlersiniz! "

Mehmet Çoban

Diğer grup da: "Hayır! Size rahat ve huzur olmasın! Bu cehennemi önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" derler.

Mehmet Okuyan

(Saptırılanlar liderlerine) “Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu (ateşi) bize siz sundunuz! Burası ne kötü bir yerdir!” diyeceklerdir.

Mehmet Türk

(Azgınlara uyanlar): “Esas siz rahat yüzü görmeyin. Çünkü bunu başımıza getiren sizsiniz. (Meğer burası) ne kötü bir yermiş.” derler.

Muhammed Esed

[Ve] onlar, [ayartılmış olanlar,] feryad edecekler: “Hayır, asıl [sorumlu] sizsiniz! Siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza getiren sizsiniz: Ne kötü bir yer burası!”

Mustafa Çavdar

Körü körüne izleyenler ise: “Asıl siz rahat yüzü görmeyin, bizi bu hale düşüren sizlersiniz. Ne kötü bir yermiş burası. 41/29

Ahmet Tekin

Tâbi olanlar ise, kendilerini isyana sevk eden, cehenneme sokan liderlerine: “Asıl rahat yüzü görmeyecek, işleri kolay olmayacak olan sizsiniz. Bu azâbı başımıza getiren de sizsiniz. Ne kötü bir yer burası.” derler.

Mustafa İslamoğlu

(Körü körüne izleyenler ise), “Hayır, (sorumlu) sizsiniz! Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza siz sardınız ve gele gele en berbat yeri (buldunuz)!” diyerek

Ömer Nasuhi Bilmen

(Onlar da) Derler ki: «Hayır. Sizlersiniz (O bedduaya daha müstehak). Sizin için merhaba yoktur, belki o küfrü bizim için siz takdim ettiniz. Artık ne fena karargâh (O ateş!)»

Orhan Kuntman

(Onların peşlerinden cehenneme atılanlar ise) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin, bizi buraya sizler sürüklediniz. Burası ne kötü bir son durak" derler.

Osman Fırat

O (kandırılmış) grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durulacak yeridir!" dediler.

Şaban Piriş

(Orada, birbirleriyle tartışacaklar, kendilerinin cehennemlik olmalarına sebep olan kimselere lanetler yağdıracaklar.) -Hayır, siz rahat yüzü görmeyin. Onu siz bizim önümüze getirdiniz derler. Ne kötü karar.

Satıraltı Meal (1534)

Eyideler: Bel ki size giñlik olmasun. Siz azdurduñuz bizi, diyeler. Ne ya‐man duracaḳ yirdür bu cehennem, diyeler.

Suat Yıldırım

Tâbi olanlar, onlara: “Hayır, asıl size merhaba olmasın, rahat yüzü görmeyin sizler! Bu azabı bize getiren sizsiniz. O ne kötü yerdir! ” derler.

Süleyman Ateş

(Uyanlar, uyulanlara) Dediler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok, (asıl siz rahat yüzü görmeyin), siz bunu bizim önümüze getirdiniz. Ne kötü durak (bu)!"

Süleyman Tevfik (1927)

(Buna cevâben 'avâm da:) "Rahat ve huzûrsuzluk bize değil asıl size olsun ki bizi iğvâ idüb küfre sevk itdiniz, cehennem ehli olduk. Orası ne fenâ karârgahdır" dirler.

Süleymaniye Vakfı

(Yeni gelenler öncekilere) “Rahat yüzü görmemeyi asıl hak eden sizlersiniz. Bu suçu önce siz işlediniz... Burası da ne kötü konaklama yeri böyle!” derler.

Ahmet Varol

Derler ki: "Aksine siz rahatlık görmeyin. Bunu bizim başımıza siz getirdiniz. (Bu) ne kötü bir durak!"

Ümit Şimşek

Onlar ise “Asıl siz rahat yüzü görmeyin,” derler. “Bu âkıbeti siz bize hazırladınız. Ne kötü bir yer burası!”

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Hayır, size merhaba yok. Onu siz önümüze çıkardınız. Ne kötü durak yeridir o!"

Ali Bulaç

(Onlara uyanlar) Derler ki: 'Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) bizim önümüze siz sürdünüz. Ne kötü bir durak.'

Ali Fikri Yavuz

(Yardakçılar elebaşlarına şöyle) derler: “- Hayır, asıl siz rahatlık görmeyin. Bu azabı bizim önümüze siz getirdiniz. Bakın ne kötü karargâh!”

Bahaeddin Sağlam

Onlar elebaşlarına: “Siz oraya giresiniz, siz rahat görmeyesiniz, siz orayı bize sundunuz. Orası ne kötü bir mekândır” derler ve şöyle devam ederler:

Bayraktar Bayraklı

Önderlere uyanlar ise, “Asıl siz rahat yüzü görmeyiniz! Bizi buraya süren sizsiniz. Burası ne kötü bir yerdir!” derler.