Zuhruf Suresi 48. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

48. Ayet

وَمَا نُر۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ اِلَّا هِيَ اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَاۘ وَاَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara hiçbir delil göstermedik ki biri, öbüründen büyük olmasın ve tuttukları yoldan dönsünler diye de azaplandırdık onları.

Besim Atalay (1965)

Biz onlara bir âyet göndermedik ki, benzerinden daha büyük olmaya, onları azapla yakaladık biz, olur geri döneler

Cemal Külünkoğlu

Onlara (ayrıca) her biri diğerinden daha büyük olan mucizeler gösterdik. Doğru yola dönsünler diye onları (küçüklü büyüklü farklı şekilde) azaba uğrattık.

Cemil Said (1924)

Halbuki tekmîl bu mu’cizeler biri birinden fazla hayretbahş idi. Bize rücû’ itmeleri içün ânlara ’azâb itdik.

Diyanet Vakfı

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Edip Yüksel

Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her ne âyet de gösteriyorsak onlara mutlak birbirinden büyüktü, tuttuk onları azâba da çektik ki rücu' edeler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.

Emrah Demiryent

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mu‘cize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler, diye onları (zaman zaman birbirlerinden farklı) azap (lar) a uğrattık.

Abdullah-Ahmet Akgül

Onlara gösterdiğimiz her (uyarıcı) mucize diğerinden daha büyüktü; olur ki (ibret alıp) dönerler diye onları (azap üstüne) azapla yakalayıp (sıkıştırmıştık).

Erhan Aktaş

Onlara gösterdiğimiz her ayet¹, bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı göstermezüz anlara hįç nişān illā ol uluraķdur ķarındaşından. daħı ŧuttuķ anları 'aźāb-ıla ola kim anlar döneler.

Hasan Basri Çantay

Biz onlara her hangi bir âyeti göstermiyorduk ki bu, mutlakaa öbürlerinden daha büyükdü. Onları, belki (küfürden) dönerler diye, (bir zaman da) azâb ile tutduk.

Hayrat Neşriyat

Onlara göstermekte olduğumuz her mu'cize, mutlaka diğerinden daha büyüktü. Kendilerini (hayatlarını çekilmez kılan çeşitli) azâb(lar) ile yakaladık, tâ ki onlar(küfürlerinden) dönsünler.

İhsan Aktaş

Onlara âyetten (kanıt ve delilden) bir şey gösterir olmadık ki, illâ o, diğerlerinden daha büyük idi. Ve (yaptıkları zulüm ve kötülüklerden) vazgeçsinler diye onları azapla (ürün eksikliğiyle, çekirge ve haşere istilasi gibi birtakım sıkntılarla) yakaladık.

İlyas Yorulmaz

Ne zaman onlara başka bir ayet gösterirsek, önceki ayetten (o ayetin kardeşi, benzeri) daha büyüğünü gösteririz. (Ret ettikleri için) Belki inkârlarından dönerler diye onları azapla yakaladık.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bizim onlara gösterdiğimiz belgeler arasında biri öbüründen daha büyük olmıyanı yoktur. Biz de onları azaba çarptık, eğri yoldan dönsünler diye.

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara hiçbir mûcize göstermedik ki biri diğerinden daha büyük olmasın. Böyle mûcizelerin hiçbirini kabul etmediler, biz de onları eğri yoldan dönebilmeleri için azaba giriftar ettik.

İsmail Yakıt

Onlara gösterdiğimiz her mucize [âyet], önceki benzerlerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye onları azaba uğrattık.

Kadri Çelik

Biz belki dönerler diye onlara biri kız kardeşinden (ötekinden) daha büyük olmayan hiç bir ayet (mucize) göstermedik. (Ama dönmeyince) Biz de onları azapla yakalayıverdik.

Abdullah Parlıyan

Bizim onlara göstermekte olduğumuz ayet ve mucizelerden herbiri, elbette diğerinden daha büyüktür. Belki dönerler diye, biz onları azapla yakalayıverdik.

Kuran Yolu

Oysa kendilerine gösterdiğimiz her mûcize bir diğerinden daha büyüktü. Belki yanlış yoldan dönerler diye kendilerini felâketlerle sarstık.

Mahmut Kısa

Oysa Biz onlara, zulüm ve haksızlıktan vazgeçip hak dine dönmeleri için, her biri öncekinden daha büyük ve etkileyici nice mûcizeler göstermiş ve her defasında onları büyük bir azâba uğratmıştık.

Mahmut Özdemir

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet, ötekinden daha büyüktü. Onları Azap ile yakaladık. Umulur ki dönerler.

Mehmet Çakır

Firavunlara birbirinden büyük mucizeler sergiledik. Hatta, belki Hakk'a dönüş yaparlar diye, onları büyük sıkıntılara soktuk.

Mehmet Çoban

Onlara ayetlerimizle gösterdiğimiz her gerçek bir öncekinden daha büyük daha güçlüydü. Onlar doğru yola girsinler diye ayetlerimizi açıkladıkça açıkladık! Üstelik ders almaları için başlarına bir sürü belâ gelmişti.

Mehmet Okuyan

Onlara gösterdiğimiz her bir delil, kardeşinden (diğerinden) daha büyüktü. (Gerçeğe) dönsünler diye onları azapla yakalamıştık. [*]

Mehmet Türk

Biz, onlara (defalarca) birbirinden daha büyük mûcizeler gösterdik. Biz, onlara belki (hakka) dönerler diye, (zaman zaman) azap da ettik.

Muhammed Esed

halbuki kendilerine gösterdiğimiz her işaret, öncekinden daha etkileyici idi ve [her defasında] onları belki [Bize] dönerler diye ⁴¹ azaba çarptırdık.

Mustafa Çavdar

Biz onlara her biri diğerinden daha büyük mucizeler gösterdik. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık. 79/15...26

Ahmet Tekin

Onlara gösterdiğimiz her bir mûcize diğerinden daha büyüktü. Sapıklıktan, küfürden vazgeçip hakka, doğru yola dönerler ümidiyle, onlara ikaz edici nitelikte, kıtlık, tûfan, çekirge istilâsı, ürün noksanlığı gibi cezalar verdik.

Mustafa İslamoğlu

Oysa onlara gösterdiğimiz her ilâhî kudret delili, bir öncekinden daha büyüktü: Bir de onları, belki dönerler diye bela(lar)la kuşattık.[⁴⁴⁰¹]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara âyetten bir şey gösterir olmadık ki, illâ o, diğerlerinden daha büyük idi. Ve onları azab ile yakaladık, belki onlar geri dönerler (diye).

Orhan Kuntman

(Oysa) Onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyüktü. (İlkin ibret alıp) Belki küfürden dönerler diye onları azaba uğrattık.

Osman Fırat

Onlara gösterdiğimiz her kanıt, mutlaka (önceki) kardeşinden/ benzerinden büyüktü. Ve onları belki dönerler diye de cezâlandırdık.

Şaban Piriş

Onlara gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı biz anlara bir āyet göstermezdük, illā ol birisinden ulu‐y‐ıdı. Daḫıanları dutduḳ muḥkem ‘aẕāb‐ıla. Ola kim anlar Tañrıya döneler.

Suat Yıldırım

Onlara hep birbirinden büyük mûcizeler gösterdik. Belki dönüş yaparlar diye azaplarla sarstık.

Süleyman Ateş

Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.

Süleyman Tevfik (1927)

Onlara gösterdiğimiz her mu'cize evvelkinden daha büyükdi. (Böyle iken tasdîk itmediklerinden) Onları 'azâb ile ahz itdik. Belki mütenebbih olub bâtıl âyinlerinden rücû' iderler.

Süleymaniye Vakfı

Gösterdiğimiz her bir mucize diğerlerinden büyüktü. Belki dönerler diye onları sıkıntılara (krizlere, azaplara) soktuk.

Ahmet Varol

Onlara gösterdiğimiz her âyet muhakkak bir ötekinden daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azaba uğrattık.

Ümit Şimşek

Onlara gösterdiğimiz her âyet, diğerinden daha büyüktü. Belki inkârlarından dönerler diye, Biz onları azaba da uğrattık.(10)

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara gösterir olduğumuz her ayet-alâmet, kızkardeşi ayet-alâmetten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.

Ali Bulaç

Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.

Ali Fikri Yavuz

Onlara (Firavun ve kavmine) gösterdiğimiz her mucize, muhakkak diğerinden daha büyüktü. (İnkârlarından) dönerler diye, tuttuk onları azaba da çektik.

Bahaeddin Sağlam

Onlara gösterdiğimiz her mucize, mutlaka diğerinden daha büyük idi. Ve onları azap ile yakaladık ki dönüş yapsınlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.