12. Ayet
رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ
İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ
İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler.
Rabbimiz, bizden azabı, gider, şüphe yok ki inandık biz.
«Ey Tanrımız! Kaldır bizden azabı, bizler inananlarız!»
İnsanlar: “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” diyecekler.
"Ya rabbî bu ’azâbı bizden ref’ it, biz mü’miniz" diyecekler.
(İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).
"Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır; biz inanıyoruz."
Rabbenâ! bizden bu azâbı aç, çünkü biz mü'minleriz diyecekler
O gün insanlar: "Ey Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Artık biz inanıyoruz" derler.
(İşte o zaman kâfirler şöyle feryat ederler:) “Rabbimiz! Bizden (bu) azabı gider, şüphesiz (artık) biz îmân edenleriz!”
(Zalimler ve işbirlikçiler bunu görünce, panik ve çaresizlik içinde) "Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz" (şeklinde yalvarmaya ve teslim olmaya başlayacaklardır).
“Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz inananlarız.”
“iy çalabumuz! gider bizden 'aźābı bayıķ biz inanıcılaruz.”
«Ey Rabbimiz, bizden bu azâbı açıb kaldır. Çünkü biz îman edeceğiz».
(O zaman insanlar:) “Rabbimiz! Bizden bu azâbı aç (kaldır); (artık) şübhesiz biz inanan kimseleriz” (derler).
10 , 11, 12. O hâlde, (yörüngesinden çıkarak bir gök cisminin diğer bir gök cismiyle veya iki asteroitin birbiriyle çarpışması neticesinde) göğün (o zaman yaşayan) insanları bürüyecek açık bir duhan (gaz ve toz bulutu) getireceği günü gözetle! (O gün geldiğinde o zaman yaşayan insanlar) Bu (gaz ve toz bulutu) ne acı bir azaptır (çünkü güneş sistemini kaplayan o gaz ve toz bulutu nedeniyle güneş ışınları dünyaya ulaşamayacak). Ey Rabbimiz! Bizden (bu) azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (diyecekler).*
İnsanlar “Ey Rabbimiz azabı bizden kaldır, biz inananlardanız” derler.
"Ey çalabımız! Bu azabı üzerimizden kaldır. Çünkü biz inannanlarız."
Birbirlerine diyecekler ki: «— İşte acıklı bir azap. Ey Rabbimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır. Bizler mü/min olacağız».
Onlar, “Rabbimiz! Azabı üzerimizden kaldır³. Muhakkak ki biz de inananlardanız.” (derler).
“Rabbimiz! Azabı üstümüzden açıp gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz.”
İşte o zaman insanlar; Ey Rabbimiz! bizden azabı kaldır artık, biz inanıyoruz derler.
“Rabbimiz, üzerimizden azabı kaldır, bizler artık inanmaktayız” (diyecekler).
O zaman zâlimler, “Ey Rabb’imiz!” diye yalvaracaklar, “Ne olur, başımızdan kaldır bu felaketi! Çünkü artık, senin ayetlerine yürekten iman ediyoruz!”
Rabbimiz! Azab’ı bizden kaldır! Biz, inanmışlar’ız.
Ya Rab! kaldır artık cezamızı, artık gerçekleri gördük diyecekler.
İnsanlar feryadı figan! "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. Çünkü biz artık inanıyoruz." derler.
(İşte o zaman inkârcılar:) “Rabbimiz! Bizden azabı kaldır! Şüphesiz ki biz (artık) inanıyoruz.” (diyecekler).
(Duman kendilerini kuşatınca): “Ey Rabbimiz! Şu azabı üzerimizden kaldır. Artık biz, îman ediyoruz.”¹ (derler.)
“Ey Rabbimiz, bizi azaptan uzak tut, çünkü biz [artık Sana] inanıyoruz!” [dedirten].
Onlar “Rabbimiz ne olur bu azabı bizden kaldır, biz artık iman edeceğiz” diye yalvaracaklar. 23/99...108, 32/12
O gün insanlar felâketi görünce: “Ey Rabbimiz, bu azâbı bizden kaldır. Artık biz iman ediyoruz.” derler.
Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanmış bulunuyoruz!”
«Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı açıver, şüphe yok ki, biz mü'minleriz,» diyeceklerdir.
(O zaman onlar) "Ey Rabbimiz, bu azabı üzerimizden kaldır, iman edeceğiz" diye yalvarırlar. (Oysa onlar yalan söylerler)
Rabbimiz, bizden azâbı kaldır, çünkü biz kesinlikle iman ediyoruz..
-Rabbimiz, azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz.
Eyitdiler: Yā Rabbenā, gider bizüm üstümüzden ‘aẕābı. Biz inanduḳ, diyeler.
İşte o zaman insanlar: “Ey ulu Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır, çünkü artık iman ediyoruz! ” derler. [6, 27; 14, 44]
Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz derler.
"Yâ Rabbî! Bizden 'azâbı def' it, biz îmân idenlerdeniz" dirler.
“Sahibimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır; artık biz gerçekten inanacağız.”
"Rabbimiz! Üzerimizden azabı kaldır, çünkü biz artık iman edenleriz."
“Rabbimiz, bizden azabı kaldır; iman edeceğiz” derler.
"Ey Rabbimiz, kaldır bizden bu azabı. Biz gerçekten müminleriz."
'Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz.'
(Onlar şöyle diyecekler): “- Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır; çünkü biz müminleriz.”
“Ey Rabbimiz! Bizden azabı gider, biz gerçekten inandık.” (derler.)
İnsanlar, “Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz” derler.