50. Ayet
اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِه۪ تَمْتَرُونَ
“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِه۪ تَمْتَرُونَ
“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”
Gerçekten de buydu şüphe ettiğiniz.
İşte şüphe ettiğiniz şey budur
İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.”
49,50. Zebânîler de ânlara: "Sen ki kavminin ’azîz ve kerîmi idin ’azâbını çek, işte sizin inanmadığınız ’azâb" diyecekler.
47, 48, 49, 50. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
"Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir."
İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu
İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur."
İşte bu (azap) sizin (dünyada) şüphe edip durduğunuz şeydir.
"Gerçekten bu (hesap ve azap), sizin kuşkuya kapıldığınız (olacağını pek hesaba katmadığınız) şeydir."
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
[265b] “bayıķ uşbu oldur kim oldunuz aña gümān eylersiz.”
«Şübhesiz ki bu, (hakkında) şübhe, ve mücâdele edib durduğunuz şeydir».
“Şübhesiz bu (azab), hakkında şübhe edip durduğunuz şeydir!”
47, 48, 49, 50. (O gün görevli meleklere) tutun onu (o zalim, azgın ve suçlu kimseyi)! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başının üstüne sıcak su azabından (biraz) dökün! (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince (herkesten) üstündün (kendini diğer insanlardan hep üstün sanıyordun, kibirlidin, kendini güçlü görüyordun)! İşte bu (azap) sizin kendisinden şüphelenip durduğunuz şeydir.
İşte bu, sizin dünyada iken şüphe ile inkâr ettiğiniz azap.
İşte bu, senin varlığından işkillenmiş olduğun azaptır."
İşte bu, dünyadayken şüphelendiğiniz azaptır.
“İşte bu kuşkulanıp durduğunuz [temterûn] şeydir” (denir).
“Gerçekten bu (ateş), sizin kuşkuya kapılmakta olduğunuz şeydir.”
İşte sizin şüphe edip durduğunuz gerçekten de bu idi.
49-50. “Tat bakalım; zira sen (aklınca) güçlü ve itibarlısın. İşte bunlar sizin şüphe ile karşıladığınız şeyler!” deyin.
“İşte, vaktiyle tartışma konusu yaptığınız cehennem budur!”
Bu, şüphe ediyor olduğunuz şeydir.
Bu acılar, hep kuşkularınızın semeresi...
"İşte bu! "Hesap var mı yok mu, ceza var mı yok mu?" diye şüphelenip durduğunuz şeydir."
İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.” (denecektir). [*]
“İşte sizin inkâr edip durduğunuz (azap) budur.” (der.)
İşte siz [hakikat inkarcı]larının sorguladığı şey ²⁸ budur!”
İşte bu, sizin ta baştan beri bir türlü inanmadığınız azabın ta kendisi. 22/5-55
İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur.
İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri ‘acaba’ dediğiniz şeyin ta kendisidir.”
«Şüphe yok ki, işte bu, kendisinde şekk eder olduğunuz şeydir.»
49,50. (Ona ve diğer suçlulara da) "Tad bakalım o azabı, hani sen -zannınca- çok güçlü idin, çok şerefli idin, İşte bu azap sizlerin -dünyadayken- şüphe edip durduğunuz şeydir!" (gerçeğin kendisidir) diye nida olunur.
Kesinlikle bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.
Taḥḳīḳ uşbudur siz gümān itdügüñüz nesne.
47, 48, 49, 50. Allah Zebanîlere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün! ”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin! ”İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur. [52, 13-15]
İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"
"Bu sizin dünyâda iken ondan şek ve şübhe itdiğiniz 'azâbdır" dirler.
İşte bu ceza, dünyadayken bir türlü inanamadığınız şeydir.”
"İşte bu hakkında şüpheye düştüğünüz şeydir.
İşte şüpheyle karşıladığınız şey buydu.
"İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey."
'Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.'
İşte bu azab, sizin (dünyada) şübhe edip durduğunuz şeydir.
İşte hakkında şüphe ettiğiniz azap budur!” (denilir.)
İşte şüphe ettiğiniz azap budur.