Duhân Suresi 50. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

50. Ayet

اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِه۪ تَمْتَرُونَ

“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de buydu şüphe ettiğiniz.

Besim Atalay (1965)

İşte şüphe ettiğiniz şey budur

Cemal Külünkoğlu

İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.”

Cemil Said (1924)

49,50. Zebânîler de ânlara: "Sen ki kavminin ’azîz ve kerîmi idin ’azâbını çek, işte sizin inanmadığınız ’azâb" diyecekler.

Diyanet Vakfı

47, 48, 49, 50. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.

Edip Yüksel

"Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir."

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur."

Emrah Demiryent

İşte bu (azap) sizin (dünyada) şüphe edip durduğunuz şeydir.

Abdullah-Ahmet Akgül

"Gerçekten bu (hesap ve azap), sizin kuşkuya kapıldığınız (olacağını pek hesaba katmadığınız) şeydir."

Erhan Aktaş

Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.

Eski Anadolu Türkçesi

[265b] “bayıķ uşbu oldur kim oldunuz aña gümān eylersiz.”

Hasan Basri Çantay

«Şübhesiz ki bu, (hakkında) şübhe, ve mücâdele edib durduğunuz şeydir».

Hayrat Neşriyat

“Şübhesiz bu (azab), hakkında şübhe edip durduğunuz şeydir!”

İhsan Aktaş

47, 48, 49, 50. (O gün görevli meleklere) tutun onu (o zalim, azgın ve suçlu kimseyi)! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başının üstüne sıcak su azabından (biraz) dökün! (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince (herkesten) üstündün (kendini diğer insanlardan hep üstün sanıyordun, kibirlidin, kendini güçlü görüyordun)! İşte bu (azap) sizin kendisinden şüphelenip durduğunuz şeydir.

İlyas Yorulmaz

İşte bu, sizin dünyada iken şüphe ile inkâr ettiğiniz azap.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

İşte bu, senin varlığından işkillenmiş olduğun azaptır."

İsmail Hakkı İzmirli

İşte bu, dünyadayken şüphelendiğiniz azaptır.

İsmail Yakıt

“İşte bu kuşkulanıp durduğunuz [temterûn] şeydir” (denir).

Kadri Çelik

“Gerçekten bu (ateş), sizin kuşkuya kapılmakta olduğunuz şeydir.”

Abdullah Parlıyan

İşte sizin şüphe edip durduğunuz gerçekten de bu idi.

Kuran Yolu

49-50. “Tat bakalım; zira sen (aklınca) güçlü ve itibarlısın. İşte bunlar sizin şüphe ile karşıladığınız şeyler!” deyin.

Mahmut Kısa

“İşte, vaktiyle tartışma konusu yaptığınız cehennem budur!”

Mahmut Özdemir

Bu, şüphe ediyor olduğunuz şeydir.

Mehmet Çakır

Bu acılar, hep kuşkularınızın semeresi...

Mehmet Çoban

"İşte bu! "Hesap var mı yok mu, ceza var mı yok mu?" diye şüphelenip durduğunuz şeydir."

Mehmet Okuyan

İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.” (denecektir). [*]

Mehmet Türk

“İşte sizin inkâr edip durduğunuz (azap) budur.” (der.)

Muhammed Esed

İşte siz [hakikat inkarcı]larının sorguladığı şey ²⁸ budur!”

Mustafa Çavdar

İşte bu, sizin ta baştan beri bir türlü inanmadığınız azabın ta kendisi. 22/5-55

Ahmet Tekin

İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur.

Mustafa İslamoğlu

İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri ‘acaba’ dediğiniz şeyin ta kendisidir.”

Ömer Nasuhi Bilmen

«Şüphe yok ki, işte bu, kendisinde şekk eder olduğunuz şeydir.»

Orhan Kuntman

49,50. (Ona ve diğer suçlulara da) "Tad bakalım o azabı, hani sen -zannınca- çok güçlü idin, çok şerefli idin, İşte bu azap sizlerin -dünyadayken- şüphe edip durduğunuz şeydir!" (gerçeğin kendisidir) diye nida olunur.

Osman Fırat

Kesinlikle bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.

Şaban Piriş

İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.

Satıraltı Meal (1534)

Taḥḳīḳ uşbudur siz gümān itdügüñüz nesne.

Suat Yıldırım

47, 48, 49, 50. Allah Zebanîlere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün! ”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin! ”İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur. [52, 13-15]

Süleyman Ateş

İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"

Süleyman Tevfik (1927)

"Bu sizin dünyâda iken ondan şek ve şübhe itdiğiniz 'azâbdır" dirler.

Süleymaniye Vakfı

İşte bu ceza, dünyadayken bir türlü inanamadığınız şeydir.”

Ahmet Varol

"İşte bu hakkında şüpheye düştüğünüz şeydir.

Ümit Şimşek

İşte şüpheyle karşıladığınız şey buydu.

Yaşar Nuri Öztürk

"İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey."

Ali Bulaç

'Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.'

Ali Fikri Yavuz

İşte bu azab, sizin (dünyada) şübhe edip durduğunuz şeydir.

Bahaeddin Sağlam

İşte hakkında şüphe ettiğiniz azap budur!” (denilir.)

Bayraktar Bayraklı

İşte şüphe ettiğiniz azap budur.