49. Ayet
ذُقْۚۙ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْكَر۪يمُ
(Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ذُقْۚۙ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْكَر۪يمُ
(Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”
Tat, şüphe yok ki sen üstündün, kerem sahibiydin.
Tadasın sen; emre idin, kerim idin
(Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!
49,50. Zebânîler de ânlara: "Sen ki kavminin ’azîz ve kerîmi idin ’azâbını çek, işte sizin inanmadığınız ’azâb" diyecekler.
47, 48, 49, 50. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
"Tad bakalım; sen çok üstün ve şerefliydin!"
Dat bakalım deyin: çünkü sen azîzdin, kerîmdin
Ona şöyle denir! "Tat bakalım azabı! hani sen kendine göre çok güçlü ve çok üstündün.
47-48-49. (Allah, cehennemdeki vazifeli meleklerine şöyle emreder:) “Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra da azap olarak başından aşağı kaynar su dökün! (Ve o kâfire,) ‘Tat (bakalım azabı)! Hani, sen kendince çok üstün ve çok şerefliydin!’ (deyin!)”
"(Haydi azabı) Tat (bakalım), çünkü sen (kendince) çok ulu ve gururlu idin" (deyip, zalimleri ve kâfirleri horlayıverin!..)
Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin!¹
“đat bayıķ sen sensin 'azįz ḥürmetlü!”
Tat (o azâbı). Çünkü sen, (evet iddiânca) sen çok ulu, çok şerefli idin»!
(Ve ona denir ki:) “Tat (bakalım)! Çünki (zannınca) güçlü olan, şerefli olan ancak sendin!”
47, 48, 49, 50. (O gün görevli meleklere) tutun onu (o zalim, azgın ve suçlu kimseyi)! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başının üstüne sıcak su azabından (biraz) dökün! (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince (herkesten) üstündün (kendini diğer insanlardan hep üstün sanıyordun, kibirlidin, kendini güçlü görüyordun)! İşte bu (azap) sizin kendisinden şüphelenip durduğunuz şeydir.
Tat bakalım azabı, hani sen çok güçlü ve değerli birisiydin!
"Tat bunu. Çünkü sen erkli, görklü olandın!
Zebaniler diyecekler: Bunu tat, sen za/mınca muazzez ve mükerremdin.
“Tat bakalım! Hani sen çok güçlüydün, çok onurluydun.”
“(Azabı) Tat; sen, (hani) güçlü ve yüceydin!”
Bu azabı tat, zannına göre üstündün, güçlüydün, saygı değerdin.
49-50. “Tat bakalım; zira sen (aklınca) güçlü ve itibarlısın. İşte bunlar sizin şüphe ile karşıladığınız şeyler!” deyin.
“Ey zâlim! Geçmişte yaptıklarının acı meyvesini şimdi tat bakalım! Sana ikramda bulunmak gerek. Öyle ya; sen kudretliydin, şeref sahibiydin!”
Mademki sen, Kerîm Azîz sensin; tat (bakalım)!
Çek cezanı! Seni gidi şan şöhret budalası!
"İnkâr edenlere azabı tadın bakalım deyin! Hani dünya hayatında çok güçlüydünüz. Servetiniz, adamlarınız, ordularınız, saraylarınız, makamlarınız, mevkileriniz vardı. Güya çok şerefliydiniz deyin!"
(Cehennemlik kişiye:) “Tat bakalım! Sen -evet sen- (hani) güçlü(ydün); itibarlı(ydın)!
(Ona da): “(Şu azabı) tad bakalım! Hani sen, kendine göre çok şerefli ve onurluydun.”
Bunları tat ey [yeryüzünde] kendini böyle kudret sahibi, böyle üstün gören! ²⁷
– Şimdi tat bakalım bu azabı! Hani sen hatırlı saygın biri idin! 7/35...40
“Tat bakalım, sana böyle bir ceza lâyık! Çünkü sen güçlüsün, iktidar sahibisin, şerefli, itibarlısın.” denir.
‘Tat bakalım; çünkü sen, evet sen hatırlı, saygın biri olmalısın (!)
(Deyin ki) «Tad! Şüphe yok, sen (zûm ediyordun ki) pek kuvvetli, pek âlicenap olan sensin.»
49,50. (Ona ve diğer suçlulara da) "Tad bakalım o azabı, hani sen -zannınca- çok güçlü idin, çok şerefli idin, İşte bu azap sizlerin -dünyadayken- şüphe edip durduğunuz şeydir!" (gerçeğin kendisidir) diye nida olunur.
Tad azabı hani sen kesinlikle üstündün, ikram edendin.
-Tat bunu, hani sen güçlü ve şerefliydin.
Dad bu ‘aẕābı. Sen ‘izzetlü ve ḥürmetlüsin, sen ṣanġan gibi.
47, 48, 49, 50. Allah Zebanîlere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün! ”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin! ”İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur. [52, 13-15]
Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin.
Zebânîler de kâfirlere: "Bu 'azâbı tad. Sen dünyâda kendini kavminin 'azîz ve kerîmi zu'm iderdin."
Tat bu azabı; hani sen çok üstün ve çok değerlisin ya!
"Tat. Çünkü (kendince) üstün ve şerefli olan sendin."
Tat bakalım; sen çok güçlü, şerefli biriydin!
"Tat bakalım! Hani sen onurluydun, seçkindin."
'(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.'
(Sonra ona şöyle deyin): Tad bakalım, çünkü sen, (zannınca kavminin arasında) çok şerefli ve çok iyi bir kimse idin!...
(Ona da:) “İşte azabını tat! Sen kendince şerefli ve büyük bir makamda idin..
Kendisine şöyle denir: “Tat bakalım, hani sen şerefli ve güçlü idin!”