19. Ayet
وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ
Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ
Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir.
Ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelip çattı mı buydu işte denir, senin kaçıp durduğun.
Gerçekten ölümün devşirmesi gelince: «İşte budur kendisinden kaçmış olduğun
(Bir gün) ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona: “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” (denir).
Sekerât-ı mevt geldiği vakit "İşte te’hîrine çalışdığın ölüm" dinilecekdir.
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.
Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.
Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte: işte diye: o senin kaçıp durduğun
Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir.
(Yeniden diriltilmeyi inkâr eden kâfire) sekerât-ı mevt (ölüm baygınlığı) bir hakikat olarak gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp kurtulmak istediğin (hoşlanmadığın) şeydir!” diye, hitap edilir.
(Bir gün kesinlikle) O ölüm sekerat ve sersemliğinin gelmesi haktır ve (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman haliniz nasıl olacaktır?)
Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, “İşte senin kaçtığın şey budur!”
daħı geldi ķatılıġı uś giderici ölümüñ ḥaķįķat-ıla. “şol oldur kim olduñ-ıdı andan döneridüñ” ya'nį ķaçar-ıduñ.
(Bir gün bakarsın ki) ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelmiş. «İşte bu, senin kaçıb durduğun şey» (denilmiş) dir.
Ve ölüm sarhoşluğu hak olarak gelmiştir. (O vakit ona:) “(Ey insan!) İşte bu, kendisinden kaçıp durduğun şeydir!” (denilir.)
Ve (bu durum, hayat boyu böyle sürüp gider,) sonunda, (emrimiz gereğince), ölüm baygınlığı tüm gerçekliğiyle gelip çatar: “İşte, (ey insan, her zaman) kaçıp durduğun (kaçınılmaz gerçek) budur!” (Yani hesaba çekilmek üzere bir gün mutlaka öleceksin!)
Mutlak olan ölüm sarhoşluğu geldiğinde, gözcü “İşte kendisinden kaçtığın ölüm budur.”
Allah’ın buyruğu ile ölüm onu sarsmıya başalayınca ona denilecek: "İşte senin kaçındığın bu!"
Ona ölümün şiddeti doğru olarak gelince [²] ona «— İşte bu, öteden beri nefret edip kaçtığın şeydir» denir.
Ölüm anının sarhoşluğu gerçekten gelir de (ona), “İşte bu senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” (denir).
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir. (Ey insan!) İşte bu senin öteden beri korkup uzaklaştığın şeydir.
Ölüm baygınlığı gerçek olarak gelip çattı mı, ona işte bu senin kaçıp durduğun şeydir denilir.
Bu durumda iken ölüm sarhoşluğu kaçınılamaz bir gerçek olarak çöküverir. (Ona şöyle denir:) “İşte bu, senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir!”
Ve bu durum, hayat boyu böyle sürüp gider. Sonunda, ilâhî hikmet veadâlet gereğince, ölüm sarhoşluğu tüm gerçekliğiyle gelip çatar: “İşte, ey insan, bir ömür boyu kaçıp durduğun kaçınılmaz gerçek budur!” denilir. Daha sonra, kapkaranlık bir kâbuslar âlemi... Ve bir gün, telaşla yerinden fırlar:
Ölüm’ün baygınlığı Hakk ile geldi: -“Bu, kaçıyor olduğun şeydir”.
Ey insan! habire kaçmaya çalıştığın ölüm sakraması, bir gün bütün çıplaklığı ile karşına geçip dikilecek:
İnsana ölüm gerçeği gelir. Şaşkınlık içindedir. Sanki sarhoş gibi yalpalamaya başlar. Aklı muhakemesi yerinden oynar. Korkusundan bütün dengelerini yitirir. Ona: "İşte bu senin öteden beri kaçıp durduğun kıyametin." denilir.
Ölüm sarhoşluğu gerçeği getirir; (insana) “İşte bu, senin kaçtığın şeydir!” (denir).
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelince, (insana): “İşte bu, senin kendisinden hep kaçıp durduğun şeydir!” denilir.
Ve [sonra,] ölüm kâbusu, kendisiyle beraber [asıl] gerçeği de ¹³ ortaya koyacaktır -işte bu, [ey insan,] senin her zaman kaçtığın şeydir!-
Ölüm anının sarhoşluğu insanı ölümün acı gerçeği ile yüz yüze getirince ona denir ki: -İşte bu senin köşe bucak kaçtığın şey! 33/13...16, 62/6.8
Kurulu ilâhî düzenin gereği, varlığında şüphe olmayan hak ilâh Allah'ın icraatıyla ölüm sarhoşluğu gerçekleştiği zaman: “İşte ey insan, bu senin öteden beri kaçtığın şeydir.”denir.
Derken ölüm kâbusu tüm gerçekliğiyle çıkagelir; (ki) işte bu (ey insan), senin köşe bucak kaçtığın şeydir!
Ve ölümün şiddeti bihakkın gelince: «İşte bu, kendisinden kaçınır olduğun şey» (denilecektir).
Ölüm baygınlığı geldiğinde ona: "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir!" (Bir türlü inanmak istemediğin ahiret hayatının başlangıcıdır) diye nida olunur. (Kıyamete dek kabrinde durur)
Ve ölüm sarhoşluğu bir hak olarak geldi. İşte bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.
Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, ona denir ki:-İşte senin kaçıp durduğun şey!
Daḫı geldi ölüm esrüklügi ḥaḳḳ‐ıla. Eyidile aña: Budur evvelki, sen andanḳaçarduñ.
Vakti geldiğinde ölüm sekeratı başlayınca, can çekiştiği sırada insana “İşte” denir, “senin en çok nefret edip kaçtığın şey! ”
Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.
Emr-i Hak ile ölüm bî-hoşlığı geldiği vakit melekler ona: "İşte nefret idüb kaçdığın mevt budur" dirler.
Ölüm sarhoşluğu, o gerçeği (ölümü) getirir; işte kaçıp durduğun şey!
Bir de ölüm sarhoşluğu gerçek olarak gelmiştir. "İşte bu kendisinden kaçtığın şeydir."
Derken ölüm sarhoşluğu gerçekten geliverir. İşte buydu kaçıp durduğun şey!
Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.
O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) 'İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir' (denildiği zaman da).
Bir de ölüm sarhoşluğu (can çekişme) gerçek olarak gelmiştir. (Ey insanoğlu!) işte bu, senin kaçıp durduğun şey!...
Ve hak ile (o insanın) ölüm sekeratı başlar. İşte (ey insan!) kaçıp kurtulmak istediğin şey budur.
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelecek, “İşte ey insan! Bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir” denecek.