20. Ayet
وَنُفِخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ
(İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَنُفِخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ
(İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Ve üfürülür su'ra, işte bu gündür azap günü.
Sûr üfrüldüğünde, işte budur korkulan gün!»
(Öldükten sonra tekrar diriliş için) Sur'a (ikinci kez) üfürülür. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür!
Sûr nefh olunacakdır. İşte bu haber virilen gündür.
Sûr'a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür.
Boruya üflenmiştir. Bu, söz verilen gündür.
Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veîd günüdür
Sur'a üfürülür, işte bu, tehdid(in gerçekleşme) günüdür.
(Öldükten sonra tekrar diriliş için, İsrâfil tarafından) Sûr’a (ikinci kez) üfürülür. İşte bu, (gün, kâfirlere azap) tehdidin (in) gerçekleşeceği gündür!
(Derken kıyamet kopmuş ve yeniden diriliş için) Sur’a da üfürülmüştür ki; işte bu, (İlahi) tehdidin (ve Kur’ani haberlerin gerçekleştiği) gündür. (Düşünün, hazırlığınız var mıdır?)
Ve Sûr'a üfürülür. “ İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür.”
daħı ürildi śūr içine şol ķorķıtmaķ günidür.
Suur'a da üfürülmüşdür. İşte bu, tehdîdin (tehakkuk etmiş) günüdür.
Sûra da üfürülmüştür. İşte bu, tehdid günüdür!
Ve (bütün insanlar öldükten sonra dirilmeleri için) Sûr’a da üfürülmüş (olacak)tır. İşte bu geleceği söz verilen gündür.
İşaret verildiğinde de “Bu da vaat edilen gün” der.
Boru üfürülecek, "İşte size adana gün bu gündür" denilecek.
Kıyamet borusu üfürülür, ona «— İşte bu da mev/ut olan azap günüdür» denir.
Sura üfürülür¹³. İşte bu, vaat edilen gündür.
Sur'a üfürülür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
Sûra üfürüldü mü, işte o bir uyarının gerçek olacağı gündür.
Derken sûra üfürülür; işte bu, ceza uyarısı yapılmış olan gündür.
Çünkü yeniden diriliş için Sura üflenmiştir! Bu, vaktiyle size vaad edilmiş olan büyük Gündür.
Sûr’a üfürüldü: -“Bu Va’îd’in / Vaad’in günü’dür”.
Ardından sûra üflenecek, artık sözü edilen gün gelip çatmıştır.
Sonra diriliş günü gelir. O gün Sûr’a üfürülür. Diriltildiğinde dehşetten ne yapacağını bilmeyen insana şöyle denilir: "İşte bu yeryüzünde yaşarken sürekli uyardığımız hesap günüdür."
Sûr’a üflenecektir. İşte bu, vadedilen gündür.
Sonra sura üfürülür. İşte bu da geleceği vâdedilen (kıyamet) günüdür.
ve [yeniden diriliş] sûru, [sonunda] üflenecektir: işte o, bir uyarının gerçek olacağı Gün’dür.
Nihayet sura üflenildiğinde de: -İşte bu da vaat edilen azap günü! 39/68...74
Sûra üfürülür. İşte bu, tehdidin gerçekleşme günüdür.
Nihayet (diriliş için) sura üflenir:[⁴⁶⁷⁷] işte bu da (ey insan), kendisine karşı uyarıl(dığın) gündür.
Ve Sûr'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdid günüdür.
(Kıyamet koptuğunda) Sûr'a üfürülür, işte bu geleceği va'd edilen gündür. (Hesap verme günüdür.)
Ve Sûr’a üflendi. İşte bu, vaat edilen gündür.
Sûr'a da üfürülecektir.- İşte azap günü!
Daḫı ürile ṣūr içine. Oldur ḳabrden ḫurūc‐içün ṣūr üfürüldükde meleklernās işite bu sözi ḳorḳudulan günde.
Sûra üfürülür kalk borusu çalar. İşte bu da tehdit edilen azabın günüdür.
Sur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.
Sûra nefh olunub (kabirlerden nâs çıkdığı zamân yine melekler) "İşte bu size va'd olunan gündür" dirler.
Sura üflenir; işte bu tehdit edildiğin gündür.
Sur'a da üflenmiştir. İşte bu tehdid(in gerçekleşmesi) günüdür.
Ve sûra üfürülür. Bu da vaad edilen gündür.
Ve sûra üflendi. İşte bu, geleceği vaat edilen gündür.
Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
(İnsanlar öldükten sonra dirilmeleri için) Sûr'a da üfürülmüş olacaktır. İşte bu vakit, azap günüdür.
Ve sura üfürülür. İşte vaadedilen azap günü budur.
Sûr'a üfürülür, işte bu, geleceği vaad edilen gündür.