Zâriyât Suresi 40. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

40. Ayet

فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُل۪يمٌۜ

Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken onu ve ordusunu helak etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.

Besim Atalay (1965)

Hemen onu askerleriyle birlikte tutup denize attık, o kınanan iş görmüştü

Cemal Külünkoğlu

Biz de onu ve ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. O (boğulma esnasında), pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu (ama iman etmek için iş işten geçmişti).

Cemil Said (1924)

Biz de (Fir’avn) ve ’asâkirini denizde gark itdik, la’nete müstehak oldı.

Diyanet Vakfı

Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.

Edip Yüksel

Onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Bu sonucu haketmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik: namerdlik ederken o leîm

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.

Emrah Demiryent

Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını/yandaşlarını (azabımızla) yakalayıp, denize attık (denizde boğarak helâk ettik). O (Firavun, deniz içerisinde boğulurken/can boğaza dayanmış iken, daha önceden îmân etmemenin pişmanlığıyla) kendi kendini kınıyordu.

Abdullah-Ahmet Akgül

Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize atıp boğuverdik; ki o (Firavun) ’kınanacak (ve insanı kahra uğratacak) işler yapıyordu’ (ve boğulacağını anlayınca da boşuna pişmanlık duyuyordu).

Erhan Aktaş

Sonra onu ve ordularını yakaladık ve denize attık. Kendi kendini kınıyordu.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ŧuttuķ anı daħı sülerini pes bıraķduķ anları deñiz içine.

Hasan Basri Çantay

Nihayet onu da, ordularını da yakalayıb denize atdık ki o, (bu sırada kendi kendini) kınayıcı idi.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (biz de) onu ve ordusunu, kendisi kınanacak bir kimse olarak yakalayıp hepsini denize atıverdik.

İhsan Aktaş

Nihayet onu ve ordusunu helâk (yok) etmiş, onları Yemme (büyük su kütlesi içine) bırakıvermiştik de o kendisini kınayıp durmaktaydı. *

İlyas Yorulmaz

Sonra, bizde Firavun’u ve ordusunu yakaladık ve zavallı, acınacak bir halde denizin içine atıp boğduk.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Sonunda Firavun’u da, askerlerini de tutup denize döktük. O sırada firavun kendi kendini kınayıp duruyordu.

İsmail Hakkı İzmirli

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize döktük, o ise kınanacak bir iş işlemiştir [³].

İsmail Yakıt

Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O (ölürken) kendini suçluyordu.¹²

Kadri Çelik

Bunun üzerine biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O kınanacak işler yapıp durmaktaydı.

Abdullah Parlıyan

Ve biz onu ve askerlerini alarak, hepsini denize atmıştık, o esnada ümitsizlik içerisinde, yaptıklarına pişman olarak, kendini kınıyordu, ama son andaki pişmanlık ve kınamanın faydası olmayacaktı.

Kuran Yolu

Sonunda -(davranışlarıyla) kendini rezil etmiş olarak- onu ve askerlerini yakalayıp denize attık.

Mahmut Kısa

Biz de onu ve bütün ordusunu kıskıvrak yakaladık ve Firavun, son nefesinde tövbe ederek yaptıklarından dolayı kendisini kınayıp dururken, hepsini denize atıverdik! Fakat bu gecikmiş tövbe, onu korkunç sondan kurtaramamıştı!

Mahmut Özdemir

Derken onu ve askerlerini tuttuk / yakaladık; o pişman olmuş iken onları Büyük Deniz (Okyanus) Suları’na attık.

Mehmet Çakır

Biz de onu, ordularıyla birlikte suçüstü edip sulara gömdük...

Mehmet Çoban

Nihayet Firavun’u ve ordularını yakalayıp denize attık! Firavun denizde boğulmak üzereyken kendini kınayıp duruyordu.

Mehmet Okuyan

Onu da ordularını da yakalayıp denizde boğmuştuk; bu sırada kendini kınayıp duruyordu. [*]

Mehmet Türk

Biz de onu ve ordularını azgınlık yapıp dururken denizde boğarak helâk ettik.¹

Muhammed Esed

ve Biz onu ve adamlarını yakalayıp hepsini denize atmıştık: [bütün bu olup bitenler için] suçlanması gereken, [Firavun’dan başkası değildi,] yalnız o idi (tek suçlu). ²⁷

Mustafa Çavdar

Biz de onu ve ordularını kıskıvrak yakalayıp denize atmıştık. O da kendini kınaya kınaya boğulup gitti. 10/89...93

Ahmet Tekin

Onu, Allah'a âsî olan ilâhî kuralları tanımayan askerî erkânını ve ordularını da tutup denize attık. O pişmanlık duyarak kendisini kınayıp duruyordu.

Mustafa İslamoğlu

Derken, Biz de onu ve ordusunu enseledik, hepsini denize attık: o hâlâ kendi kendisini kınıyordu.[⁴⁷²⁷]

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık O'nu da, ordularını da yakaladık, hemen onları denize atıverdik. Ve o, levm edilecek şeyleri yaparken (öyle bir felakete uğramış oldu).

Orhan Kuntman

Sonunda onu da, ordularını da yakalayıp denize attık. O sırada Firavun kendini kınayıp duruyordu!

Osman Fırat

Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.

Şaban Piriş

Biz de onu ve askerlerini yakalamış ve denize atmıştık. O pişman olmuştu.

Satıraltı Meal (1534)

Pes alduḳ anı, çerileri ile deñiz içine bıraḳduḳ. Ol melāmete lāyıḳiken.

Suat Yıldırım

Biz de hem onu, hem ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. Boğulurken, pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu.

Süleyman Ateş

Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.

Süleyman Tevfik (1927)

Bunun üzerine Fir'avn ve 'askerini ahz idüb deryâda gark itdik. Bu sırada Fir'avn nefsine levm itdi.

Süleymaniye Vakfı

Nihayet Firavunu tuttuk, ordusuyla birlikte denizin içinde darmadağınık ettik. O sırada o, kendini kınıyordu.

Ahmet Varol

Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık ki o (bu sırada kendi kendini) kınamaktaydı. [3]

Ümit Şimşek

Biz de hem onu, hem ordusunu yakalayıp denize attık ki, o sırada o kendi kendisini suçluyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.

Ali Bulaç

Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine tuttuk kendisini ve ordularını denize attık. Öyle ki, küfür ve inad üzere bulunuyordu.

Bahaeddin Sağlam

Biz, onu ve askerlerini yakalayıverdik. O kendini kınarken, onları denize attık.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda onu ve askerlerini denize attık. O, kendini kınayıp duruyordu.