Necm Suresi 2. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

2. Ayet

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ

1,2. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.

Besim Atalay (1965)

Sizin arkadaşınız, ne sapıttı, ne de azdı !

Cemal Külünkoğlu

Arkadaşınız (Muhammed Hak'tan) sapmadı ve (batıla inanıp da) aldanmadı.

Cemil Said (1924)

1,2. Gurûb iden yıldız hakkıyçün sâhibiniz (Muhammed ’aleyhisselâm) aslâ doğrılıkdan ayrılmamışdır.

Diyanet Vakfı

1, 2, 3. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz.

Edip Yüksel

Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.

Emrah Demiryent

(Ey Kureyşliler!) Arkadaşınız (Muhammed, hayatının hiçbir döneminde haktan) sapmadı ve (yine hayatının hiçbir döneminde, asla bâtıla) inanmadı.

Abdullah-Ahmet Akgül

Sahibiniz (olan Hz. Resul (AS) asla Hakk’tan) sapmamış, şaşırmamış ve (şeytani dürtülerle aldanıp) azıtmamıştır.

Erhan Aktaş

Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.

Eski Anadolu Türkçesi

1-2. yılduz ḥaķķı-y-içün ol vaķt kim aşaġa düşdi ya'nį battı azmadı işüñüz daħı yolsuz olmadı.

Hasan Basri Çantay

saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.

Hayrat Neşriyat

1,2. Battığı zaman necm'e (o yıldıza) and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı!

İhsan Aktaş

1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *

İlyas Yorulmaz

Sizin arkadaşınız ne sapmış, nede azmıştır.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

yoldaşınız doğru yoldan hiç ayrılmadı, azıtmadı.

İsmail Hakkı İzmirli

Sizinki ne yolunu şaşırdı! Ne Hak/tan ayrıldı!

İsmail Yakıt

Arkadaşınız (Muhammed) ne saptı ne de azıttı [ğavâ].

Kadri Çelik

Ki arkadaşınız (olan peygamber) şaşmadı ve yoldan çıkmadı.

Abdullah Parlıyan

Sizin bu arkadaşınız Muhammed, ne sapıttı, ne azıttı

Kuran Yolu

1-2. Battığı sırada yıldıza andolsun ki bu arkadaşınız ne sapıtmış ne de eğri yola gitmiştir.

Mahmut Kısa

Ey müşrikler, çocukluğundan beri yakından tanıdığınız ve ahlâkî meziyetlerini çok iyi bildiğiniz arkadaşınız Muhammed ne sapmış, ne de aldanmıştır!

Mahmut Özdemir

Arkadaşınız sapıtmadı; azıtmadı da!

Mehmet Çakır

1,2. Kayan yıldıza yemin ederim ki / arkadaşınız, sapmadı azmadı.

Mehmet Çoban

Arkadaşınız Muhammed sapmadı azmadı. Siz onun sözlerinde değişiklikler var zannediyorsunuz. Hayır! Elçimiz ayetlerim hakkında asla değişik bir şey söylemez. O’nun söyledikleri sizin işinize gelmiyor o kadar. Değilse elçimiz Muhammed’in size okudukları ona vahyettiğimiz Kur’an’dan ibarettir.

Mehmet Okuyan

Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.

Mehmet Türk

Arkadaşınız (Muhammed), sapmadı ve asla bâtıl bir şeye de inanmadı. ¹

Muhammed Esed

Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır, ²

Mustafa Çavdar

Arkadaşınız ne sapmıştır, ne yolunu şaşırmış. 68/2

Ahmet Tekin

Hemşehriniz, arkadaşınız Muhammed, başına buyruk hareket etmedi, hak yoldan uzaklaşmadı, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmedi, bâtıla inanmadı, insanlara karşı hiçbir zaman haince bir düşünce taşımadı.

Mustafa İslamoğlu

Arkadaşınız ne sapmıştır, ne kanmıştır;

Ömer Nasuhi Bilmen

Sahibiniz şaşırmadı, ve bâtıla inanmadı.

Orhan Kuntman

(Ey müşrikler) Sahibiniz (Muhammed s.a.s.) ne sapıttı ne da azdı.

Osman Fırat

Arkadaşınız (Muhammed as) sapmadı ve azmadı da.

Şaban Piriş

Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı.

Satıraltı Meal (1534)

Ḳaçan kim doġru yoldan azışmadı sizüñ yoldaşuñuz, azġun daḫı olmadı.

Suat Yıldırım

Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı.

Süleyman Ateş

Arkadaşınız sapmadı, azmadı.

Süleyman Tevfik (1927)

Sâhibiniz (Muhammed) dalâletde ve hatâda değildir.

Süleymaniye Vakfı

Arkadaşınızın yoldan çıkmadığı ve boş hayallere kapılmadığı da önemlidir.

Ahmet Varol

Arkadaşınız sapmadı da, azmadı da.

Ümit Şimşek

Arkadaşınız(1) ne saptı, ne de şaşırdı.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.

Ali Bulaç

Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.

Ali Fikri Yavuz

Sapmadı doğru yoldan arkadaşınız (Hz. Peygamber), azıtmadı da; (haberiniz olsun, ey Kureyş halkı!)

Bahaeddin Sağlam

Arkadaşınız, ne sapıttı ne de yanlış yaptı.

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir. [589]