2. Ayet
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ
1,2. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ
1,2. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.
Sizin arkadaşınız, ne sapıttı, ne de azdı !
Arkadaşınız (Muhammed Hak'tan) sapmadı ve (batıla inanıp da) aldanmadı.
1,2. Gurûb iden yıldız hakkıyçün sâhibiniz (Muhammed ’aleyhisselâm) aslâ doğrılıkdan ayrılmamışdır.
1, 2, 3. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz.
Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır.
Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da
Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.
(Ey Kureyşliler!) Arkadaşınız (Muhammed, hayatının hiçbir döneminde haktan) sapmadı ve (yine hayatının hiçbir döneminde, asla bâtıla) inanmadı.
Sahibiniz (olan Hz. Resul (AS) asla Hakk’tan) sapmamış, şaşırmamış ve (şeytani dürtülerle aldanıp) azıtmamıştır.
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
1-2. yılduz ḥaķķı-y-içün ol vaķt kim aşaġa düşdi ya'nį battı azmadı işüñüz daħı yolsuz olmadı.
saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.
1,2. Battığı zaman necm'e (o yıldıza) and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı!
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
Sizin arkadaşınız ne sapmış, nede azmıştır.
yoldaşınız doğru yoldan hiç ayrılmadı, azıtmadı.
Sizinki ne yolunu şaşırdı! Ne Hak/tan ayrıldı!
Arkadaşınız (Muhammed) ne saptı ne de azıttı [ğavâ].
Ki arkadaşınız (olan peygamber) şaşmadı ve yoldan çıkmadı.
Sizin bu arkadaşınız Muhammed, ne sapıttı, ne azıttı
1-2. Battığı sırada yıldıza andolsun ki bu arkadaşınız ne sapıtmış ne de eğri yola gitmiştir.
Ey müşrikler, çocukluğundan beri yakından tanıdığınız ve ahlâkî meziyetlerini çok iyi bildiğiniz arkadaşınız Muhammed ne sapmış, ne de aldanmıştır!
Arkadaşınız sapıtmadı; azıtmadı da!
1,2. Kayan yıldıza yemin ederim ki / arkadaşınız, sapmadı azmadı.
Arkadaşınız Muhammed sapmadı azmadı. Siz onun sözlerinde değişiklikler var zannediyorsunuz. Hayır! Elçimiz ayetlerim hakkında asla değişik bir şey söylemez. O’nun söyledikleri sizin işinize gelmiyor o kadar. Değilse elçimiz Muhammed’in size okudukları ona vahyettiğimiz Kur’an’dan ibarettir.
Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.
Arkadaşınız (Muhammed), sapmadı ve asla bâtıl bir şeye de inanmadı. ¹
Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır, ²
Arkadaşınız ne sapmıştır, ne yolunu şaşırmış. 68/2
Hemşehriniz, arkadaşınız Muhammed, başına buyruk hareket etmedi, hak yoldan uzaklaşmadı, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmedi, bâtıla inanmadı, insanlara karşı hiçbir zaman haince bir düşünce taşımadı.
Arkadaşınız ne sapmıştır, ne kanmıştır;
Sahibiniz şaşırmadı, ve bâtıla inanmadı.
(Ey müşrikler) Sahibiniz (Muhammed s.a.s.) ne sapıttı ne da azdı.
Arkadaşınız (Muhammed as) sapmadı ve azmadı da.
Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı.
Ḳaçan kim doġru yoldan azışmadı sizüñ yoldaşuñuz, azġun daḫı olmadı.
Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı.
Arkadaşınız sapmadı, azmadı.
Sâhibiniz (Muhammed) dalâletde ve hatâda değildir.
Arkadaşınızın yoldan çıkmadığı ve boş hayallere kapılmadığı da önemlidir.
Arkadaşınız sapmadı da, azmadı da.
Arkadaşınız(1) ne saptı, ne de şaşırdı.
Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.
Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.
Sapmadı doğru yoldan arkadaşınız (Hz. Peygamber), azıtmadı da; (haberiniz olsun, ey Kureyş halkı!)
Arkadaşınız, ne sapıttı ne de yanlış yaptı.
1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir. [589]