43. Ayet
وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰىۙ
Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰىۙ
Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
Ve şüphe yok ki odur adamakıllı güldüren ve ağlatan.
O güldürür, ağlatır
Ve elbet güldüren de O'dur, ağlatan da.
Hem güldirir hen ağlatır.
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
O'dur seni güldüren ve ağlatan.
Hakıkat odur güldüren ağlatan
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
(Cennet ehlini lütfuyla) güldüren de (sevindiren de) O’dur, (cehennem ehlini, müstahak oldukları için) ağlatan da (azaba uğratan da) O’dur.
Kesinlikle, güldüren ve ağlatan O’dur.
Güldüren de ağlatan da O'dur.
daħı bayıķ ol güldürür daħı aġladur ya'nį ŧamu ehlini yā gögi yaġmur-ile.
Hakıykat şu: Güldüren de, ağlatan da Odur.
Şübhesiz ki güldüren ve ağlatan ancak O'dur.
Kesinlikle, güldüren (gülmenin, sevinmenin yetisini yaratan) ve ağlatan (ağlamanın ve üzülmenin yetisini de yaratan) O’dur.
Elbette (vereceği kararla) güldürende O, ağlatan da O dur.
İşte güldüren de Odur, ağlatan da O.
Güldüren O/dur, ağlatan O/dur,
Muhakkak ki güldüren de ağlatan da O’dur.
Doğrusu güldüren ve ağlatan O'dur.
Şüphe yok ki, sizi güldüren ve ağlatan yalnız O'dur.
Güldüren de O’dur, ağlatan da.
Güldüren de O’dur, ağlatan da O!
Şu bir gerçektir ki; güldüren de O’dur, ağlatan da!
42,43. son sefer Rabb’ine olacaktır, // güldüren de odur, ağlatan da odur, // canı alan da odur, veren de odur.
Şüphesiz mükafata ulaşanlar gülecek ve cezayı görenler ağlayacak! Böyle bir yasayla yaratan O’dur.
Güldüren de yalnızca O’dur, ağlatan da.
Doğrusu, güldüren de ağlatan da Odur,
[sizi] güldüren ve ağlatan yalnız O’dur;
Zira güldürecek olan da O’dur, ağlatacak olan da! 26/78...82
Doğrusu güldüren de, ağlatan da sadece O'dur.
Ve elbet ağlatan da O’dur, güldüren de O.
Ve muhakkak O'dur ki, güldürdü ve ağlattı.
Gerçek şu ki, güldüren de, ağlatan da O'dur.
Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
Güldüren de O'dur, ağlatan da!
Daḫı oldur güldüren ve aġladan,
36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44. Yoksa o Mûsâ'nın ve o çok vefalı İbrâhim'in sahifelerinde bulunan şu kesin gerçekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hiçbir kimse başkasının günah yükünü çekemez. İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine tam tamına ödenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O'dur güldüren ve ağlatan; O'dur öldüren ve yaşatan. [2, 124; 16, 123; 35, 18; 36, 12; 9, 105]
Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur.
43,44. Kullarını güldiren ve ağladan, öldiren ve dirilden O'dur.
Güldüren O’dur; ağlatan da O.
Doğrusu güldüren de O'dur ağlatan da.
Güldüren de Odur, ağlatan da.
Hiç kuşkusuz, güldüren de O'dur, ağlatan da...
Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur.
Muhakak ki güldüren de O'dur, ağlatan da...
Ve gerçekten güldüren ve ağlatan O’dur.
Güldürecek ve ağlatacak olan da O'dur.